Kişilik Gelişiminde 0-1.5 Yaş Neden Önemli?

ÇOCUK EĞİTİMİ | Recep Murat | 06 Ekim, 2010 | 24.527 kere okundu


Yeni doğan bebeğin çok önemli iki özelliğinden biri yaşayabilmesi için tümüyle başkalarına bağımlı ve muhtaç olmasıdır. Ona bakan, onu doyuran, koruyan biri olmazsa bebek yaşamını sürdüremez. Bu temel özellik çocuğun daha yaşamının ilk anlarından itibaren başka insanlarla (anne veya anne yerini tutan bir başka kişi v.b) bir sosyal ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir.

Yeni doğan bebeğin diğer bir önemli özelliği de tümüyle kendi ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olmasıdır. Bu özelliğine egosantrik (Ben merkezlilik) de denebilir. Ancak burada söz konusu olan bencillik insanlar tarafından hoş görülmeyen kendini beğenmişlik veya kendini yüceltme anlamında bilinçli bencillik değildir.

Kişilik Gelişiminde Anne Ön Plandadır: Bebek ilk ilişkisini annesi ya da annelik görevini yapan kişi ile kurar. Bu nedenle kişilik oluşumu ve gelişiminde anne veya anne görevini üstlenen kişi ilk zamanlarda ön plandadır. Çocuğun bu ilişki içinde iki temel ihtiyacı vardır: fiziksel bakım (yani doyurma ve korunma) ve sosyal bakım (yani sevgi ve duygusal yakınlık). Bu iki temel ihtiyacın yerinde ve zamanında giderilmesi çocuğun kişiliğinin temelinin sağlam atılması anlamına gelir.

Anne Davranışlarında Tutarlı ve Olumlu Olmalı: Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk zamanla annesini ve ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kişiyi ödül kaynağı olarak öğrenir, ona değer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir ve ona sımsıkı bağlanır. Anne çocuğa karşı davranışlarında tutarlı ve olumlu ise çocukta genel olarak yaşamda doyum bulacağına ilişkin bir temel güven duygusu oluşmaya başlar. Ama anne tutarsız, olumsuz ya da kaygılı ise çocuk bu temel güveni oluşturmakta oldukça zorluk çeker ve kişilik oluşumu olumsuz yönde etkilenir.

Anne Çocuğuna Sevgisini ve Değer Verdiğini Göstermeli: Sağlıklı kişilik oluşumunda bir annenin bebeğinin fiziksel bakımını mükemmel yapsa bile bu temel güveni oluşturmada tek başına yeterli değildir. Sevgi ve duygusal yakınlık görmeyen çocuğun kişiliği bu durumdan oldukça olumsuz etkilenir. Sevgi ve duygusal yakınlık gören çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona değer vermesi onda değerli olduğu kanısını uyandırır. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna ilişkin temel güven oluşturur.

Anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta “Temel güven duygusunun” özünü oluşturur.

Duygusal Gelişimini Önemsemeli: Kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktör ise duygusal gelişimdir. Bu dönemde ses, korku veren uyarıcılar arasında ilk sırada gelir. Altıncı ayda veya daha sonraki aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artar. Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir. Yedinci ve sekizinci aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları birinci yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir.

Engellemenin Sonuçlarına Dikkat: Bebeklik çağında öfke ve saldırganlık tepkisi çocuğun bir kimse ya da olay tarafından engellenmesinden doğar. Bu engeller en belirgin şekilde şu alanlarda ortaya çıkar; yemek yeme, temizlik, tuvalet eğitimi, uyku, oyundan alıkonma. Bu tür engellere karşı bebeğin ilk tepkisi, hedefi belli olmayan bir ağlama ve çırpınmadır. Zamanla çevresinin ödüllendirdiği yönde davranışları yapmaya başlar bu yüzden anne veya anne görevini üstlenen bireyler bebeğin olumlu davranışlarını ödüllendirmeye gayret etmelidir.

Not: Yazarın bir sonraki yazısı:“Kişilik Gelişiminde 1.5-3 Yaş Neden Önemli?”

Paylaşın!
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • StumbleUpon
  • MySpace
  • Reddit
  • Add to favorites
  • RSS
  • LinkedIn
  • Live
  • email
Anahtar Kelimeler: ,

57 Yorum

  1. fatoş diyor ki:

    s.a.ben 1.5 yaşındaki oğlumun gece beslenmesiyle ilgili bilgi almak istiyorum.gece yatmadan ne vermeliyim acaba?gece uyanırsa tekrar beslemelimiyim yokse tek sefer yeterlimi.ben yatmadan büskivili süt veriyorum.anne sütü almıyor.şimdiden teşekkürler.

  2. Recep Murat diyor ki:

    Merhaba Seda Hanım,

    Bu yaştaki çocuklar maalesef tam olarak gerçek ile hayali, rolü birbirinden ayırt edemez. Gördüklerinden çok etkilenirler ve hatta oğlunuzda da görüldüğü gibi genelde bunları uygularlar. Atalarımız da bu durumu “Çocuk gördüğünü yapar.” diyerek çok güzel ifade etmiştir.
    Bu konuda rtük getirdiği düzenlemelerle tvlerdeki yayınlara akıllı işaretlerle uyarı sistemi getirmiş ancak bu akıllı işaretlere göre çocuklarımızı koruma görevini de bizlere bırakmıştır. Bu nedenle asıl sorumluluk bizlerde; bizler çocuklarımızı tv karşısında savunmasız bırakmamalı ve şiddet içeren yayınları izlemesine ortam hazırlamamalıyız.
    Çocuk gerek tv de gördüğü şiddet görüntülerinde gerekse de çevresinde tartışan veya kavga eden insanların yüksek sesle, bağırarak birbirlerine şiddet uyguladığını gördüğünden sizler normal konuşurken bile biraz olsun yüksek sesle veya heyecanlı ses tonuyla (ki insanların duyguları ister istemez konuşmalarına yansır) konuştuğunuzda kavga ettiğinizi düşünerek sizlere bir şekilde tepkisini gösteriyor olabilir.
    Seda Hanım, otistik çocuklar otizmin belirtisi olarak tanımlanabilecek özelliklerin hepsini birden göstermeyebilir. Ayrıca bu belirtilerin derecesi ve sıklığı kişiden kişiye de değişebilir. O nedenle verdiğiniz tek bir davranıştan yola çıkarak çocuğunuz otizmdir veya değildir demek doğru olmaz. Ancak otistik çocukların en belirgin özellikleri; çevresindeki kişilerin ve anne-babanın yüzüne, insanların gözlerine bakmamaları veya anlık denebilecek kadar kısa bakışlardan sonra hemen gözlerini kaçırmaları, tamamen kendilerine ait bir dünyada yaşıyor gibi görünmeleri, çevrelerinde olup bitenlere karşı çok kayıtsız kalmaları, çağrıldıklarında tepki vermemeleri, konuşurken dinlememeleridir. Sizin verdiğiniz tek bilgiden yola çıkarsak çocuğunuz sizin davranışlarınıza veya tv de gördüğü şiddet görüntülerine tepki verdiğine göre otistik çocukların belirgin özelliklerinden biri olan “çevrelerinde olup bitenlere kayıtsız kalma” özelliğiyle çelişmektedir. O nedenle bu davranışının otizmle bir ilgisi olmayabilir ama daha önce de belirttiğim gibi otistik çocuklar otizm belirtilerinin hepsini göstermeyebilir. Bu konuda kesin bir kanaate varmak için bir uzmana danışmalısınız…
    Yine de şu noktalara dikkat etmenizi öneririm;
    -Kesinlikle çocuğunuzu şiddet içeren görüntülerden ve ortamlardan uzak tutun,
    -Mümkün olduğunca çocuğunuzun yanında tartışmayın,
    -Çocuğunuzun tartıştığınızı düşünmemesi için olabildiğince onun yanında heyecanlı, hararetli ve yüksek sesle konuşmamaya özen gösterin,
    -Kendisine ve Anne-Babaya vurmanın hoş bir davranış olmadığını belirtin ve bu davranışların sizleri üzdüğünü hissettirin.

  3. seda diyor ki:

    Murat bey merhaba,12 Haziran 2012 de oğlum için bir yazı yollamıştım ve 13 Haziranda cevaplamıştınız. Şimde 4 aylık bir kızım var, oğlumda Şubat ayında 3 olacak. Oğlum kardeşini çok kıskanıyor ama bir okadar da seviyor. Ne kadar ilk başta oğluma ilgi verilse de kardeşinin de varlığının farkında. Kardeşini öpüp sevdiğini de belirtir. Çocuklara anneanneleri bakıyor. Kızım 3,5 aylık olduktan sonra tekrardan işe başladım. İşe başladıktan sonra hemen hemen her öğlen teyzesi oğlumuda alıp yiğenimi okuldan almaya gidiyor. İster istemez oğluma 3 kişi bakmış oluyor. Ben annem ve ablam:) İster istemez ufak tefekte olsa farklılıklar oluyor. Oğlum gerektiğinde özür dilemesinide, teşekkür etmesinide biliyor. Bir çok çocuğa görede çok akıllı. Ama işte inat olayımız çok fazla. Bu inat konusu ve kıskançlık için pedagoga gittim ve oda gelişim uzmanına yönlendirdi. Uzman bize S.O.S Anne Babalara Yardım adındaki kitabı önerdi. Aldım okuyorum. Elimden geldiğinde ben kitapta yazan ve uygulanması gereken şeyleri yapıyorum. Ama maalesef annem de eşimde tam yapmıyor. Eşim oğlumumla çok ilgileniyor. Oyunlar oynar gezdirir. Bu konuda ben biraz daha geri planda kaldım. Çünkü evde olduğum müddetçe kızıma anne sütü veriyorum. Oğlumla da oynuyorum ama kızıma da bakmak zorumdayım. bu beni üzüyor. eşit davranamadığımı düşünüyorum. Örnek bir anne olmaya çalışıyorum ama sanki yetersiz kalıyorum. İşim gece kalkmalarım kızım ve oğlum yoruluyorum. ama daha da aktif olmak için ne yapmam gerekiyor. yardımlarınızı rica ederim. Bu arada konuları biraz karıştırdım kusura bakmayın.:)

  4. niufer diyor ki:

    18 aylik erkek bebegim var inanilmaz ofkwli soddete meyilli jerseyi herkeze vuruyo uyimuyo yemiyo sinlemiyo boyle oluncada benim sinirlerim harab oldu bende bagiriuorum wllerine vuruyorum. Cok sesli bagiriyorum bi nevi bendw ofke nobetleei geciriyorum…

  5. emel diyor ki:

    merhabalar oğlum 12 yaşında boyu yaşıtlarından 5 6 cm kadar kısa bunu sorun haline getirdi kendine güveni azaldı ne yapmalıyım teşekkür ederim

  6. Recep Murat diyor ki:

    Seda Hanım,
    Çocuk eğitiminde en temel kaidelerden biri aile bireylerinin çocuğa yaklaşımında ortak bir tavır belirleyebilmeleridir. Gerek küçük bebeğinizin olmasından gerekse de çalışıyor olmanızdan dolayı oğlunuzla daha çok diğer aile bireyleri ilgilendiğinden yalnızca sizin ve eşinizin değil anneniz ve ablanızın da oğlunuza karşı olabildiğince ortak tavır göstermeleri gereklidir. Bu konuda elbette sizin güzel bir şekilde onları uyarmanız yerinde olacaktır. Aksi halde bahsettiğiniz gibi oğlunuz bir davranışı karşısında sizden farklı; eşinizden, annenizden veya ablanızdan farklı bir tavır görüyorsa elbette oğlunuzun kafası karışacak nasıl işine geliyorsa o şekilde; kişiye göre çok farklı davranışlar sergileyecektir.
    Seda Hanım, çalışsın veya çalışmasın küçük bebeği olan her anne ister istemez kendine her şeyiyle bağımlı olan bebeğine daha çok vakit ayırmak durumundadır. Bu olması gerekendir yalnızca dikkat edilmesi gereken bebeğinizle ilgilendikten sonra olabildiğince oğlunuzla da ilgilenmeye, güzel vakitler geçirmeye çalışmak olmalıdır. Zaten kızınız büyüdükçe, size olan bağımlılığı azaldıkça siz yine eskisi gibi oğlunuzla da daha nitelikli vakit geçirmeye başlayacak ve bu sıkıntıları atlatacaksınız. Bu durumda önemli olan çocuklarınıza eşit sürelerde ilgilenebilmek değil âdil olabilmektir yani oğlunuzla az da olsa nitelikli, hoş ve güzel zamanlar geçirebilmektir.
    Kıskançlık konusunda daha önce yayınlanan “Kardeş Kıskançlığı” (http://www.ailedanismanim.com/?p=959) adlı yazımızı; inatçılık konusunda da “Kızım inatçı, hırçın, her dileği olsun istiyor” (http://www.ailedanismanim.com/?p=922), “Sinirliyim, Agresifim çünkü İki Yaşındayım” (http://www.ailedanismanim.com/?p=452) yazılarımızı okumanızı ve oradaki tavsiyeleri uygulamanızı öneririm.

  7. Recep Murat diyor ki:

    Nilüfer Hanım,
    Oğlunuz gelişim süreçlerinin ilk zorlu dönemeci olan ve iki yaş sendromu diye tabir edilen dönemde. Oğlunuz normalde de eğer biraz hareketli, sinirli bir yapıdaysa bu süreçle birlikte bahsettiğiniz gibi daha şiddetli tavırlar gösteriyor olabilir. Bununla ilgili çok fazla sayıda soru geldiğinden daha önce konuyla ilgili birçok yazımız yayınlandı. Özellikle “Bebeğim uyumuyor, yemek yemiyor ve huysuz”( http://www.ailedanismanim.com/?p=951), “Çocuğum Çok Asabi Olmaya Başladı”(http://www.ailedanismanim.com/?p=752), “Çocuğum Sinirli ve Kendine Zarar Veriyor…” (http://www.ailedanismanim.com/?p=997), “Sinirliyim, Agresifim çünkü İki Yaşındayım” (http://www.ailedanismanim.com/?p=452), “Kızım Isırıyor, Bağırıyor, Vuruyor…” (http://www.ailedanismanim.com/?p=920) adlı yazılarımızı okumanızı ve oradaki önerileri sabırla uygulamanızı tavsiye ederim. Çok zor durumlarda kaldığınızda olabildiğince çocuğunuza aşırı tepki vermekten, fiziksel şiddetten kaçının. Öfke nöbetleri geçirdiğiniz de ortamdan uzaklaşın ve sakinleşene kadar tepki vermeyin. Sinirlerinizin yıpranmaması ve yorulmamanız için de zaman zaman eşinizden de yardım istemeyi unutmayın…

Yorum Yapın