Affedilmek İstiyorsak…

MANEVİ GELİŞİM | | 14 Mayıs, 2014 | 2.123 kere okundu

İnsanız ve nisyan ile maluluz. Unutuyoruz, yanılıyoruz ve hata ediyoruz. Demek ki hep uyanık olmamız gerekiyor. Her an, her saniye hatırlamamız icap ediyor. Kimi? Canab-ı Hakk’ı tabiiki. Bize bizden daha yakın – şah damarımızdan bile yakın- olan o yüce zatı. Çünkü Mevlâmızı unuttuğumuzda hata ediyor, günaha düşüyoruz. Daha ötesi kulluğumuzu unutuyoruz. Sonuçta geçici heveslerin kulu olabiliyoruz. Allah korusun.

Oysa biliyor ve inanıyoruz ki, O’nun sevgisi ve rızası bizi şerefli kılıyor. Biraz düşündüğümüzde değerimizin kulluğumuzla doğru orantılı olduğunu kolayca farkediyoruz. Emredilenlerin hep bizim için olduğunu anlıyoruz. Arınmamız, derece derece katında yükselmemiz, yücelmemiz için. İki dünya saadetine ulaşmamız için. Mevlâmız’ın yasaklarının da menfaatimize olduğunu idrak ediyoruz. Ruhumuzun alçalmaması, dünya ve ahirette rezil olmamız için. Kısaca her şey bizim için.

Peki ruhumuz bu kadar hata ve günaha bulanmışken nasıl arınacak? Affa daha çok layık olabilmek için ne yapmamız gerekir? Cevabını Kur’ân’ı Kerim’den dinleyelim:

“Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.” ﴾Tâhâ, 20/82﴿

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın