Ailede Mahremiyet Nasıl Olmalı?

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 11 Şubat, 2015 | 2.864 kere okundu

mahrre

Her şeyden önce “Aile içerisinde her fert özeldir ve kendine ait özel bir alanı olmalı” ilkesini aile olarak benimsemek, mahremiyet eğitiminin en önemli adımıdır. Anne ve babalar olarak kendi mahrem alanımızı belirlerken, çocuklarımıza bu konudaki sınırları ve ölçüleri vermemiz bu eğitimin diğer bir aşamasını oluşturur. Aile fertlerinin birbirinin odalarına girerken izin istemeleri, aile içinde hiç kimsenin özel eşyalarının izinsiz karıştırılmaması, çocuklara tuvalet ve banyo eğitimi verilmesi, çocukların elbiselerinin herkesin içinde değiştirilmemesi, ev içerisindeki giyim kuşama çekidüzen vermek gibi hususlar mahremiyet eğitiminde dikkat edilmesi gereken konulardır. Diğer taraftan başkalarının özel hâllerini araştırmamak, özel konuşmalara kulak kabartmamak, aile içerisinde yaşanan özel durumları üçüncü kişilerle paylaşmamak gerektiği de mahremiyet eğitiminin önemli başlıkları olarak zikredilebilir.

Dinin sınırlar ve ölçüler getirerek koruma altına aldığı özel alanın, aleni bir şekilde ortaya dökülmesi, toplumdaki dengelerin bozulmasına ve değerlerin içinin boşaltılmasına sebep olmuştur.

İslam’dan önceki cahiliye döneminde insanlar birbirlerinin evine izin almadan girebiliyor ve özel birtakım anlarına ve hâllerine şahit olabiliyorlardı. Bir gün Medineli bir hanım Hz. Peygamber’e gelerek; insanların günün herhangi bir saatinde evinden içeri daldıklarını ve istemediği bir hâlde kendisini gördüklerini söyleyerek bu hususta kendisine yardımcı olmasını istedi. Bu hanımın yanı sıra başka kimseler de benzer şikâyetlerde bulununca, Nur suresindeki evlere giriş adabını vaz eden o ayetler indi: “Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp), ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.” (Nur, 24/27.) İslam dini; evlere izin alınarak girilmesi hususunda bu düzenlemelerin yanı sıra aile içerisinde her bireyin mahrem alanı olduğunu ve aile fertlerinin birbirlerinin bu “özel alanları”na riayet etmelerini istemiştir.

Nitekim Hz. Peygamber “Ben annemin odasına girerken de mi izin isteyeceğim?” diye soran sahabeye: “Evet” demiş fakat sahabe annesine kendisinden başka hizmet edecek birinin bulunmadığını ve bu durumda da izin alması gerekip gerekmediğini sorduğunda ise: “Sen anneni çıplak görmek ister misin?” buyurdu. Adam, annesini o hâlde görmek istemediğini söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “O zaman her girdiğinde izin iste” diyerek aile fertleri arasındaki mahremiyetin nasıl olması gerektiğini bizlere göstermiştir.

Ülfet Görgülü aile içi ilişkilerde mahremiyetin gözetilmesini, özellikle eşler arasındaki ilişkilerin diğer aile bireylerinin bilgi ve müdahalesine kapalı olması gerektiğini ifade ederek, bu hususların ailenin en mahrem konuları olduğuna dikkat çekmekte. Görgülü; çocukların erdemli bireyler olarak yetişmesi için, daha küçük yaşlardan itibaren mahremiyet bilincinin kazandırılmasının önemine değinerek: “Çocuklara bedenlerinin özel ve değerli olduğu hissi kazandırılmalı, kız-erkek kardeşlerin yatağı, mümkünse odaları ayrı olmalı, hemcins de olsalar kardeşlerin yedi yaşından itibaren ayrı yataklarda yatmaları sağlanmalı ve ebeveynin odasına izinsiz girmemeleri öğretilmeli” sözleriyle mahremiyet eğitiminin çocuk yaşta verilmesinin gereğini ortaya koymaktadır. (Kaynak: Diyanet Aile Dergisi, Ocak 2015)

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın