Aşk Çağrışımı

YAZI DEFTERİ | | 11 Ağustos, 2010 | 3.527 kere okundu

On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e girdiğimiz şu günlerde henüz on bir aylık olan yeğenim, bu yazıya ilham kaynağı oldu. Ramazan nasıl ki on bir ayın sultanıysa, yeğenim de on bir aylık ilham meleği. Şöyle ki; evde oturuyordum. Meleklerin bile yüzüne bakmaya kıyamayacağı türden o bebeklere has güzellikteki yeğenim, emekleye emekleye yanıma doğru geliyordu. Yeğenimin minicik ayakları bakışımın odağındaydı. Bir an irkildim. Zira bu yazının birçok cümlesi o an zihnimde şekillendi. Emeklemekten dolayı evin parkelerine sürte sürte küçük meleğimin ayak parmakları yara olmuştu neredeyse ama o, bu acıya hiç aldırış etmiyor, sadece ulaşmak istediği amcasını düşünüyordu veya oyuncağını…

Ve işte aşk mefhumu… Aşk da böyledir. Sevgilinin vuslatına duyulan özlem, sılaya iştiyak, kavuşma arzusu… Maşukuna kavuşma iştiyakıyla tutuşan aşık binlerce cevr ü cefaya katlanabilir. Yârin cilvesi, nazı, cefası, ezası aşık için bırakın eziyeti, büyük bir lütuftur. Çünkü vuslatın mutluluğu, hasretin kasvetinden daha kuvvetli bir duygudur. Ve çekilen her çile, bir gün vuslat günü olacağı düşüncesiyle atlatılabilir.

İlahi aşkta da durum bundan farklı değildir. Kul, Rabbine kavuşmak arzusu ile yanarken, geçtiği dünya yolu ve bu yolda sadık bir yoldaşmış gibi görünen nefis, ona binlerce eziyet çektirir. Bu eziyetler görünüşte eğlencelidir. Haz doludur. Ego hat safhadadır. İçinde hırs, ihtiras, arzu barındırır.

Bu eziyetler lezzetli gelir kula. Nefsin eziyetlerine uymak meziyettir hatta… Bir de ilahi aşkta maşuk Rabb olunca, cilve ve nazın, eza ve cefanın boyutu da şiddeti de değişir tabi. Velhasıl kul, hakiki manada aşıksa şayet, bu dünya ve nefis cefasına hiç aldırmadan seyrine devam eder. Seyr-i sülüküne… Yani tıpkı bu yazıya ilham kaynağı olan meleğim, yeğenim gibi ayağının yara olması, acı çekmesi vuslat iştiyakına engel olmaz. Meselemi şu beyitlerle misallendirmeme müsaade edin;

“Çekmezem gam dökse kanım tîğ-i bürrânın senin
Vehmim andandır ki, pür-hûn ola damânın senin.”

“Gam çekmem kanımı dökse de keskin kılıcın senin
Korkum şu: Belki kanım eteğine bulaşır senin.”

Varın bundan sonrasını siz düşünün. Acaba, on bir ayın sultanı da gelmişken, dünyanın sıkıntısıyla tasalanmalı mıyım, yoksa dünya lezzetlerinden daha leziz olan vuslat lezzetini düşünüp, dünya sıkıntılarıyla tasalanmamalı mıyım? diye kendinize bir sorun bakalım. En akıllıca kararı vereceğinize inanıyorum. Vesselam…

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. hatice diyor ki:

    gerçekten çok güzel… yüreklere önder oluyorsun devamını dilerim… rabia elsamı o emekleyen… selamlar.. konyadan…

Yorum Yapın