Bir Eş Olarak Kendinizi Nasıl Bilirsiniz?

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 16 Ekim, 2010 | 6.483 kere okundu

Zayıf ve güçlü bulduğunuz yönleriniz hangileri? Değiştirmeyi çok istediğiniz fakat değiştiremediğiniz huylarınız var mı? Zaaflarınız neler? Topluluk içinde az mı çok mu konuşur; nelerden bahsedersiniz? Tüm bunların cevabı için eşler önce kendini tanımalı.

Sizce evlilikte mutlu olmak için genel bir fromül var mıdır? Bu soruya, eminim “hayır” diyeceksiniz. Evet, evlilikte mutluluğun tek ve sihirli bir formülü yok ama mutlu olabilmek için her çiftin fark etmesi gereken olmazsa olmaz bir kural var: Eşinizi tanımak ve ona onun diliyle hitap edebilmek… Bunun içinse işe kendi mizaç yapınızı çözümlemekle başlamanız gerekiyor.

Sadece eşimizle değil tüm insanlarla iletişimimizi mizaç özelliklerimiz şekillendiriyor. iletişim kurarken kullandığımız tutum ve tavrın, sergilediğimiz davranışın farkına varabilmek, yapımızın kendine has niteliklerini bilmekle doğrudan bağlantılı.

Zayıf ve Güçlü Yönlerinizin Farkına Varın

Zayıf ve güçlü bulduğunuz yönleriniz hangileri? Değiştirmeyi çok istediğiniz fakat değiştiremediğiniz huylarınız var mı? Zaaflarınız neler? Sizi en çok ne(ler) üzer? Topluluk içinde az mı çok mu konuşur; en çok nelerden bahsedersiniz? Şimdi bir kalem alarak bu soruların ve sizin de aklınıza gelen diğer soruların cevabını bulmaya ve kendinizle yüzleşmeye gayret edin. Dürüst olmaya özen gösterin ve rahatça konuşabileceğiniz, kanaatlerinin objektifliğine güvendiğiniz yakınlarınızın sizinle ilgili fikirlerini de almaya gayret edin. Unutmayın ki gerçek dost, ayıplarınızı (iyi niyetle) size bildiren kimsedir.

Hepimiz az çok kendimizi tanırız. Kişiliğimizden bahsederken kullandığımız “öfkeliyim, kıskancım, anlayışlıyım, inatçıyım, duygusalım, azimliyim …” gibi ifadeler kendimizi tanımaktan çok tanımladığımızı gösterir. Pek çok insanda ortak olan bu özellikleri sıralamak kendimizi bildiğimizi ifade etmiyor. Kişinin kendisini tanıması, sahip olduğu bu potansiyelleri nerede ve nasıl kullanacağını bilmesine bağlı.

Kendini tanıma faslına geçebilmiş bir kimse sahip olduğu duyguları ve kabiliyetleri nasıl ve ne zaman kullanması gerektiğini idrak edebilir. Yanlış ve doğru davranışlarını değerlendirebilmesi bu yüzden daha kolay ve isabetli olur. Mesela inatçı bir mizaca sahip olduğumuzun farkına vardığımızda, bunu güzel işler yapmada sebat etmek için kullanabilme yeteneğini gösterebilmek, kendimizi tanıma aşamasına geçtiğimizin göstergesidir.

Çok şefkatli, sevecen bir mizaca sahip olduğumuzu biliyorsak, bu sevgi ve şefkati kimlere, nasıl göstermemiz gerektiğinin bilincinde olmak yine kendimizi iyi tanıdığımızın işareti sayılır. Bununla birlikte unutmayalım ki kişiliğimizle ilgili en küçük ayrıntıları bile gözlemleyebileceğimiz bir yer var: Ailemiz…

Kendini Ailende Tanı

”Aile Saadeti” adlı eserinde S. M. Saki Erol, kişinin kendisini en iyi ailesinde tanıyabileceğini vurguluyor. Eserde, “Ailemiz ahlakımızı yansıtan bir aynadır. Herkes kendisini en iyi bu aynada görür. Ailede yapmacık olmaz, gizli huylar saklanmaz; içimizde ne varsa dışarı o çıkar. Bir kadının en güzel şahidi kocasıdır; kocasının da şahidi hanımıdır. Kişi kendisini eşine karşı davranışları ile tanımalı, nefsinin huylarını bu ortamda tespit etmeli ve yanIışlarını tedaviye çalışmalıdır” diyor.

Konuyla ilgili olarak Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi uzman psikologlarından Çiğdem Demirsoy, kişinin kendisini bilmesinin evlilikte çok önemli olduğunu, genelde karşımızdaki kişinin davranışlarına odaklandığımızı ve kendi durumumuzu gözden kaçırdığımızı bildiriyor. “Oysaki kişi ancak kendi davranışlarını kontrol edebilir, eşininkileri değil” diyerek hataların merkezine dikkati çekiyor.

Çiğdem Demirsoy, kişinin kendisini evlilikte tanıması için pratik reçete vermenin zor olduğunu bildirmekle beraber, problemli süreçlerde olaylara uzaktan, kuşbakışı bakabilme yeteneğinin önemli olduğunu vurguluyor. Buna göre olayların karmaşasından uzaklaşıp duygularını tanımak ve kontrol edebilmek, hayattan (en önemlisi eşinden) beklentilerini belirleyebilmek ve bunu ona güzel ifade edebilmek, karşısındakinin kişiliğini anlayabilmek son derece önemli. Duygusal yoğunluk yaşayan ve kendisine, olaylara uzaktan bakışı sağlayamayan kişilerde veya evliliklerde uzman desteğine bu nedenle ihtiyaç duyuluyor.

Çiğdem Hanım tüm bunlarla birlikte kişiliklerin farklı olduğunu, doğru ve yanlışların bireylere göre değiştiğini bu sebeple “Şöyle yapmalısın, böyle davranmalısın” gibi meli, malı’lı cümlelerden kaçınılmasını tavsiye ediyor. “Ben dili”nin bu nedenle önemli olduğunu “Böyle olaylar karşısında üzülüyorum, şunları hissediyorum” gibi ifadelerle duyguların sorumluluğunu üstlenip karşıya yüklenmemesini, yargılayıcı olmamayı da ilave ediyor. Bazen yumuşak tonda konuşulsa da olumsuz sonuç alınması, anlatılanların suçlayıcı ifadeler barındırmasından kaynaklanabiliyor.

Kendimize şu soruyu sormalıyız: Kendimi tanımaz, kendimle yüzleşemezsem; eşimin beni tanıyıp anlamasını ve ona göre bana muamelede bulunmasını nasıl beklerim?

“Hakikat gözüyle bakan hataları mazur görür “Bir kimse, insanlara ilim gözüyle bakarsa hata yaptıklarında onlara darılır. Hakikat gözüyle bakarsa yanlışlıkları mazur görür.”
Beyazıd-ı Bestami (k.s)


Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Eylül 2006 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 12. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. kader diyor ki:

    Ben çok kıskanç biriyim. Bundan dolayı da eşime çok karışıyorum ve çok dırdır ediyorum. Doğal olarak o da sıkılıyor tabi. Ama ben onunla aşırı derecede ilgilenirken o benimle huyu öyle olmadığı için ilgi göstermezmiş. Buna alışmam zaman alacak belki ama inşallah mutlu olacağız. Destekleriniz için teşekkürler.

Yorum Yapın