Biz Uyursak Bu Ümmete Kim İlaç Olur?

MANEVİ GELİŞİM | | 03 Haziran, 2010 | 3.220 kere okundu


Kendisini Allah’a vasıl edecek gerçek bir veli arayan Fakih Siraceddin, sonunda derdinin dermanını Konya’da bulur. Mevlana’nın aşk çağlayanından sızıp hem kendi çağını hem de çağlar ötesini aydınlatan nur, yüz binlerin gönlüne dolmuş, sonunda fakir Fakih’in de kalbini yakmıştır.

Fakih Siraceddin, Hz. Mevlana’ya tam bir teslimiyetle tabi olur. Ondan edindiği edep ve aşk iksiri kısa zamanda üzerinde parlamaya başlar.

Bir gün Hz. Mevlana ona çok sevineceği bir haber verir:

“Siraceddin, hazır ol! Bu gece özel sohbetimizde bulunacaksın!”

Böyle güzel bir müjde karşısında Fakih Siraceddin nasıl şükredeceğini bilemez. Elinde avucunda yiyecek giyecek namına ne varsa ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Adeta bayram sevinci ve heyecanı ile içi kıpır kıpır olmuştur.

Akşam, Hocasını nasıl karşılayacağını bilemez. Hazretin teşrif edeceği yeri düzenler, güzelce dinleneceği şekilde hazırlar. Gündüz halka hizmetten gece Rabbine ibadetten yorgun düşen Gönüller Sultanı’nı rahat ettirmek, onun gücüne güç katmak istiyordur.

Akşam olup Hazret teşrif buyurduğunda Fakih’in heyecanı son raddeye varır. Hz. Mevlana gelip;

“Siraceddin, sen git, dinlen” buyurunca şaşırır fakat Hocasının emrini bir an dahi beklemeksizin yerine getirir. Yatağına uzanır ama nafile… Gözüne uyku girmiyordur. Hocası belki yeniden seslenir, çağırır umuduyla bekler, bekler…

Öte yandan ilim ummanı Mevlana (k.s), kendi odasında zikre, murakabeye ve daha pek çok ibadetlere dalıp gitmiştir. Şafak sökmek üzeredir fakat hala Hazret ibadet halini bırakmamıştır. Fakih, kendisine ayrılan sohbet imkanını kaçırıyor olmanın sabırsızlığı içinde dayanamaz ve bir nara atar: “Ey Sultanım! Köleniz sizi beklemekten öldü!”

Hz. Mevlana talebesinin bu yakarışı karşısında yanına gider. Selam verir. Merhametli, sevecen ve anlayışlı bir edayla ona şu sözleri söyler:

“Siraceddin! Eğer biz uyursak bu kadar uyuyan ümmete ve talebelerimize kim ilaç olur? Ben Allah’a söz verdim ve şunu üzerime aldım:

Bize gelen ve tabi olan kimselerin Allah’tan affını isteyeceğim. Onların nefislerini terbiye için uğraşacağım. Kamil olmalarını sağlayacağım. Allah’ın izniyle iman ve edeple süslenmelerine ve cennete girip yüksek makamları hak etmelerine vesile olacağım.”

Daha sonra şu şiirle sözlerini tamamlar:
“Ey doğru dürüst bir hayır işlememiş ve hayırdan yana iflas etmiş olan kimse! Halin ne olursa olsun sen yine bize gel, katıl ve razı ol. Biz senin gibi yüz binlerin işini gördük, yükünü taşıdık; senin de işini görürüz, yükünü taşırız.”

Fakih bu sözler karşısında mahcup olur. Kendisi neler düşünmüştür; Hocası ne büyük himmetler peşindedir?.. Bir an önce işittiklerini arkadaşlarıyla paylaşmalı, onları da umutlandırmalıdır. Nitekim konuşmanın ardından mescide giderler. Siraceddin’in verdiği bu müjdeli haberi duyan müridler sevinçlerinden şükür secdesi yapar, secdelerini gözyaşlarıyla taçlandırırlar.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. RUHİ FEDAKE diyor ki:

    Çok güzel bir menkıbe…Bizler için de çok sevindirici müjdeli bir haber…İnşallah biz de öyle bir zatın dualarına girebiliriz…Rabbim kulları için ne kadar merhametli ve lütufkar…Kullarını affetmek için ne vesileler gönderiyor bizlere…Çok şükür…

Yorum Yapın