Çıkmazdayım

SORU BANKASI | | 01 Kasım, 2010 | 3.869 kere okundu

Soru:

merhabalar. iletimi doğru yere mi yazıyorum bilemiyorum ama yardım ederseniz bana çok sevinirim. ben 26 yaşında iki yıllık sözlü bir kızım sözlüm bu dönemin 15 ayında askerdeydi ve askerliği süresince birkez bile gelmedi. sözlenmeden önce herşey yolundaydı, çok ilgiliydi bana karşı ama sonra herşey birden değişti. sözlenmeden bir ay öncede babası vefat edince sanırım tüm ailevi yükün üzerine kalmasından dolayı bunalıma girdi. neden hiç güzel söz vb davranışta bulunmadığını sorduğumda bana karşı, “biz artık sözlüyüz bunlar sözlenmeden önce olacak şeyler , şimdi düğünü düşünmem gerek benim vb açıklamalarda bulundu bana. evlendikten sonra annesiyle birlikte oturmamızı istedi ben kabul etmeyince de “sen annemi kabul etmedin senin annen ne yüzle gelecek bize gibi söylenmlerde bulunmaya başladı.

yüzüğünü takmamaya başladı, neden takmadığını sorduğumda “takamam ben yaralıyım o yüzüğü her gördüğümde sizin bana yaptıklarınız aklıma gelir diyordu, biz sana ne yaptıkki dediğimde babam vefat etmiş, o bunalımlı halde seni istemeye geldik siz de mehir olarak bizden isteklerde bulundunuz bu durum beni yaraladı, bunalıma düşürdü maddiyattan başka birşey düşünemez hale getirdi beni diyordu. ısrar etme takamam o yüzüğü diyordu. bizim eve gelmek istemiyor, gelse de evde çok kalmak ve ailemle muhatap olmak istemiyordu.

ailem bana çok düşkün bir kız çeyizinde bulunması gerekenden çok fazla çeyiz aldılar bana buna rağmen “sen düğün için ne yapıyorsun ki düğünün bütün yükü bende, senin hayatında hiç bişey değişmedi ki, ben bir an önce düğün hazırlığına başlamak için askere gittim okulumu dondurup, hayatım değişti keşke seni hiç istemeye gelmeseydik demeye başladı. hatta ölseydim de istemeye gelmeseydim diyordu. ben pişmansan ayrılalım, hiç bişey için geç değil sevmiyorsan olmayacaksa zorla olmaz dedikçe de bir kere sözlendik bu saatten sonra dönüş olmaz şekl, nde cümleler kullanarak bir şekilde ikna ederek ayrılmaktan vazgeçmeme sebep oluyordu. sürekli hayata karşı soğukluğu, ümitsizliğinden bahsediyor biz evlendikten sonrada hiç mutlu olmıycaz ki diyordu. çocuk da istemiyor, bunu da bizim hayatta her istediğimiz oldu muki, çok mu mutlu oldukki böle bir dünyaya birde çocuk getireceğiz diyordu. o çocuğun her istediğini alabilecekmiyiz maddi manevi dört dörtlük yetişecek mi o çocuk hayır o zaman hiç gelmesin bu dünyaya ki ahrette davacı olmasın bizden, o da bunalıma girmesin mutsuz olmasın, niye geldim ben bu dünyaya demesin diyordu.

2 yıl boyunca bunalım dönemi hiç bitmedi, babam vefat etti bunalımı, askerlik bunalımı, asker dönüşü iş bulamama bunalımı, iş bulduktan sonra da ya işten atarlarsa beni yada düğünü nasıl yapıcam bunalımı. terapiye gitmeyi yada psikiyatra gitmeyi önerdiğimde benim sorunumu mu çözecek doktor, düğünümü mü yapacak ben kariyer yapmak istiyordum sözlendik kariyer yapamadım kariyer yapmamı mı sağlayacak doktor, şeklinde ifadelerle buna da yanaşmıyor. bi süre bu durumları ailemden gizledim ama hemen her akşam telefonda konuşurken onun bunalımları, hayata karşı isteksizliğiyle mücadele etmeye çalıştım ona elimden geldiğince yardım etmeye çalışmama rağmen bir türlü yaranamıyor ve başına gelen herşeyin sebebi olarak beni görmesini engellemiyordum. durumu dayanamayarak aileme açtım. işler iyice karıştı tabi. sözlümü çağırıp konuşmak istediler bütün bu problemleri. konuştularda. . . düğünü ne zaman yapacakları, neden sevgisiz ve ilgisiz olduğunu, yüzük takmayışı, gelip gitmeyişi vb. . .

konuşma esnasında sadece dinledi o bişey söylemedi ama sonra konuşma bitip gittiğinde telefonla arayarak beni ağzına geleni saydı;beni mahkum gibi oturttunuz sorguya çeker gibi , kendimi zor tuttum yumruğumu sıktım, ya kapıyı çarpıp gidecek ya da baban olacak o adamın yüzüne yumruğu geçirecektim, söyle baban olacak o adama düğünü seneye kasıma yapıcam işine gelirse kardeşim!, yüzükte takmıyorum, ilgide göstermiyorum vb. birçok haddini aşan söylemde bulundu. dolayısıyla ayrılma kararı aldım ben. aileme edilen bu laflar hele ki onların anlayışlı davranışlarına yumuşak tavırlarına ragmen boyle davranması bana çok dokundu. ama ayrılmaya yine yanaşmadı, ve hala yanaşmıyor. ben kesin karar verip ayrılmaktan bahsedince tam tersi davranışlarda bulunuyor. ben o lafları nasıl ettim bilemiyorum , bunalım halindeydim, özür dilerim sana iki yıldır yaşatamadığım sözlülüğü bundan sonra yaşatacağım, mutlu edeceğim seni. vb. . . bir yanım onu sevdiğim için ona inanmamı söylüyor bana , diğer yanım bu kaçıncı, bu saatten sonra olmaz artık, seni sevse sana ve ailene bunları söyler mi diyor. düzeleceğine dair umudu içimden atamıyorum. ama ailemi artık daha fazla ezdirmek, aşağılatmak da istemiyorum. görücü usulu değildi bizim sözlenmemiz, çok sevdim ben sözlümü ve hala bunca şeye rağmen de seviyorum. ama bu arada kalmışlık bu ikilem. . . ve sanırım güvenimi de yitirdim ona karşı. inanmak için zorluyor kalbim herşey güzel olacak diyor ama aklım ikazda sürekli ya evlenene kadar düzelmiş gibi herşey yolundaymış gibi numara yaparda evlenince yine o saygısız tavırlar ilgisizlik geri gelirse. . .

ne yapacağımı bilemiyorum iki yıl var bir yandan da, iki yılın alışkanlığı. insan çileye bile alışıyor. abim eşinden ayrılıp ikinci evliliğini yaptı. sözlüm bunu bile söz konusu etti. küçük bir ilçede oturuyorsun abin ayrıldı eşinden şimdi sen de benden ayrılırsan alem ne diyecek size. ailen hakkında ne konuşacaklar hiç düşünmüyor musun bile dedi. abin eşinden ayrıldı onu bi köşeye attınız, şimdi beni de bi köşeye atmaya çalışıyorsunuz ben sözlendiğimde böyle değildim, şimdi bunalımdayım kendimde değilim beni bu hale getiren de sizsiniz diyor. bir yandan da düşünüyorum acaba gerçekten onu bu hale biz mi getirdik diye ama hiç bişey yapmadık ki. sadece ailem mehir istedi, mehir her genç kızın hakkı değil midir?kaldı ki iki yıl oldu hala alınan bişey yok. hemen alacaksınız diye bişey de demedik ki biz.

elimi ilk tutan o. ilkimdi sonum olsun düşüncesi hakimken bende, bu ilişkiyi bitiren olmak. . . tanıdık eş, dost sürekli düğün ne zaman diye soruyor bir cevap veremiyorum kimseye. sözlüm hiç bişey olmamış gibi davranıyor. bendeki kırgınlığı yok sayıyor. bunu gündeme getirincede ben de kırgınım , ama yoluma devam ediyorum yapabilecek başka bişey yok zaten diyor. psikolojim çökmüş halde. şu an ailem bana “sen nasıl mutlu olacaksan biz senin arkandayız diyorlar, sen devam kararı alırsan yine olanları göz ardı ederiz” diyorlar ama bu bana daha da acı geliyor. ne yapacağımı bilemiyorum yardımcı olursanız bana çok sevinirim, işin içindeyken yolun sonu mu yoksa hala gelecek vadediyor muyuz bunun ayrımını yapamıyorum. sürekli ağlamak istiyorum. çok uzun bir mail oldu, ama sabırla okuduysanız hakkınızı helal edin ne olur. içim o kadar dolu ki bir bu kadar daha yazabilirdim. . .

CEVAP

Merhaba,
Gerçekten de e-postanız oldukça uzun ancak durumunuzu detaylı ifade etmeniz açısından iyi olmuş. Sözlünüzün depresyonda olma ihtimali yüksek. Baba kaybının ardından erkeklerde dayanaksız kalma, evin sorumluluğunu aniden üzerinde hissetme gibi duyguların verdiği tedirginlik ile yeni yuva kurmaya doğru karar alıp bunun için belki de başaramayacağını düşündüğü kadar para kazanma mecburiyeti duygusu, sözlünüzü ciddi bir depresyona sevk etmiş.

Sorumlulukları ve askerlik mecburiyeti için okul hayatını yarıda bırakmış olması da onu asıl sinirlendiren, daraltan bunalımlar arasında. Babası ölmese idi okulunu yarım bırakmazdı diye düşünüp bu durumu sizin evlilik hazırlığınızla yorumluyor. Her halükarda psikolojik olarak sözlünüz evliliğe hazır değil. Siz ona okuyup iş kurması için ve bahsettiği kariyer çalışmaları için istediği zaman gelip sizi tekrar istemesi gibi yeniden imkan verebilirseniz size daha farklı duygularla gelebilir. Şu anda mecburen yapıyor gibi hissediyor her şeyi . işin kötüsü, alttan alıp sabretseniz sizin bu tutumunuza da alışıp evlendikten sonra da yıpratıcı davranabilir.

Ciddi ve yeri geldiğinde tavrını koyan olaylara yön verebilen, ona sizin de kızabilen ve kolaylıkla yıpratılamayacak biri olduğunuzu hissettiremediğinizde, duygularınızı güzelce ifade etme olanağı bulamadığınızda, ailenize karşı bu davranışlarının ardından hala ilişkiyi sürdürme kararı aldığınızda belki onun ne kadar geçimsiz, sizi ve ailenizi üzen biri olduğunu söylemek zorunda kalabilirsiniz.

Unutmayın ki sözlülük ve nişanlılık nikah değildir. Sadece çiftlerin toplumda sevgililik gibi kaçamak olmayan yoldan daha aleni şekilde tanışmalarına imkan tanır. Gerektiğinde bu dönemde ayrılık kararı verilmezse o hassas çizgiyi geçtikten yani evlendikten sonra yapacak çok şey kalmaz. Asıl nikahtan sonra size ad takarlar abinizde olduğu gibi. Bu nedenle şimdi iyi karar verin. Sözlünüz psikoloğa veya psikiyatriste gitme konusuna da yanaşmıyor. Olacaklar aslında çok da meçhul değil. Sizin de kısa süre sonra ruh sağlığınıza zarar gelebilir.

Eğitim durumunuzdan bahsetmemişsiniz. Eğer hala okuma ya da kurslara devam etme imkanının varsa kendinizi geliştirin ve daha olumlu meşgalelerle meşgul olun. Çevrenin baskısını lütfen hayatınıza bu denli karıştırmayın. Sözlünüzün nazarında sizin ve nasipse kurulacak yuvanın çok değerli olması gerekiyor. Siz ona yüzüğünüzü, o ne zaman isterse, kendisini hazır hissederse o zaman takmak üzere verin. Sözlülüğünüzü geçici olarak sonlandırın. Türkiye’de bu hiç olmadı deseler de eğer sizin mutluluğunuza vesile olacaksa varsın ilk olsun hem de gençlere güzel bir örnek olsun.

Ona zaman tanıyın. “Seni seviyorum ve bunun için sana kendini toparlaman her şeyi yoluna koyduktan sonra kendini hazır hissettiğinde yeniden beni istemeye gelmen için zaman veriyorum. Bu süreçte ben de okuluma devam ederim. Sen de içinde kariyer hedeflerin adına ne varsa onları yerine getirdikten, her şey içine sindikten sonra gel. Fakat benim hassas olduğum konuları göz önünde bulundurarak, çok iyi bir nişanlılık, aileler arası iyi ilişkiler niyetiyle; şu an yapılmaması, söylenmemesi gereken ne varsa bunları bir kez olsun tekrar etmeme niyetiyle gel. Yeniden gelmek istersen geldiğinde bil ki bu davranışlar gerçekleşirse ben yine evliliğe bu şartlarda hazır olamayacağım.

Önemli olan ne olursa olsun evlenmek değil evlilik öncesinde güzel, sağlam temeller üzerine kurulu uyumlu bir iletişimle hayat yoluna bilinçli çıkmak. Yola çıktıktan sonra kaza yapılınca tamiri çok daha zor olur. Bizim evlilik ehliyetine ihtiyacımız var. İkimizde bu süreçte bir taraftan bilinçli evlilik için kendimizi yetiştirelim. Daha sağlıklı şartlarda tekrar nişanlanıp, mutlu, huzurlu ve uzun soluklu bir yuvanın temellerini atalım” gibi sözlerle ona durumu açın. Şu şartlarda evlilik ikiniz için de sağlıksız görünüyor. Fakat karar sizin.

Her şey en güzel şekilde gelişir inşallah. Tabi ki duanın önemini unutmayın ve duayı ihmal etmeyin.

En hayırlı şekilde ve vakitte pişman olmayacağınız kişiyle iki cihan saadeti dileriz.

Neslihan BEYHAN

Paylaşmak Güzeldir

3 Yorum

  1. özlem diyor ki:

    ben de bu evliliğin iyi gitmeyeceğini düşünüyorum. bence de yol yakınken ayrılın. evlenip de ayrılmak daha kötü.

  2. Adsız diyor ki:

    aynen ben de bu evliligin saglikli olmayacagi kanisindayim.
    evlendikten sonra geriye dönüs gercekten cok zor, evlenmeden önce ayagini bastir hele hele ailene asla laf söyletme. koca herzaman bulunur ama anne baba hic birzaman bulunmaz!!!
    tirnagimiza zarar gelse elin oglu degil anne baba üzülür aglar.

    erkeklerde bu sekilde düsünüyo en cok kendi ailesine deger veriyolar maalesef. kesinlikle iyi düsün. ben evlenirsen cok pisman olacaksin kanisindayim….

  3. hatice diyor ki:

    sağlıklı bir evlilik olmayacağı kanısındayım. Neslihan hanımın yazdığı gibi deneyin bence.ŞU an çok erken ileride her şey için daha geç olabilir.

Yorum Yapın