Çocuk Eğitimi Eşleri Birbirine Düşürmemeli!

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 22 Ocak, 2013 | 12.030 kere okundu

Çocuk eğitiminde takınılacak tavır evliliğin oturmasına, eşler arasındaki bağın kuvvetlenmesine neden olabileceği gibi, yaşanılan sıkıntıların daha da derinleşmesine, eşlerin evliliği sorunlar yumağı şeklinde algılamasına da yol açabilir.

Çocuk eğitiminde anne hassasiyeti ile baba hassasiyetinin aynı olması beklenmez. Kadın ve erkek fıtratının farklılığı bu noktada da bariz bir şekilde hissedilir. Her ne kadar fıtratlar farklı da olsa anne babanın, çocuklarını eğitirken ve terbiye ederken takınacakları ortak tavır evliliği olumlu yönde etkileyecektir. Aksi takdirde eşlerin, yavrularındaki olumsuz tutumlardan dolayı birbirlerini suçlamaktan kendilerini kurtaramayacakları uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Unutulmamalıdır ki, bu anlamsız suçlamalar devam ederken bir yandan yuvadaki sevgi ve muhabbet ortamı yıpranacak ve bu olumsuz tavırlardan en çok etkilenenler çocuklar olacaktır.

Hanımlar çocuk eğitimi konusunda genellikle daha mükemmeliyetçi ve telaşeli olup erkeği çoğunlukla sorumsuzlukla suçlarlar. Bazen de erkek, çocuğun eğitiminden kadını tamamen sorumlu görür ve yavrusunun en küçük yanlışında bile tahammül gösteremeyip hanımıyla tartışma eğilimi gösterir. Bu da eşler arasında gereksiz kırgınlıkların yaşanmasına, sevgi ve saygı ortamının sekteye uğramasına sebep olur. Ancak çocuk eğitiminde ve terbiyesinde eşlerin gösterdikleri ortak tutum ve çaba bu konuda gösterilecek en iyi davranış biçimi olacaktır.

Sorumluluk Paylaşımı Nasıl Olmalı?

Çocuk eğitiminde sorumluluk dinimizce eşlerin her ikisine yöneliktir. Ancak ilk 6 yaş karakter gelişiminde baskın rol oynadığından ve bu süreçte genellikle anne çocukla daha fazla birlikte olduğundan ilk yıllar annenin sorumluluğu biraz daha fazlalaşır. Buna rağmen baba da eve geldiğinde anneye gereken desteği verir, çocuğa baba modelini de en iyi şekilde hissettirmeye özen gösterir. İlerleyen yıllarda ise baba biraz daha ön planda olup dış yaşamı çocuğa tüm gerçekliğiyle tanıtır, tecrübelerinden faydalandırır. Çocuğun iyi ahlak sahibi olmasına ve dürüstlük, çalışkanlık gibi ilkeler edinmesine zemin hazırlar. Ebeveynlerin bunu başarabilmesi için her şeyden önce iyi eş olma bilincini sürekli zihinlerinde tutması gerekmektedir. Zira bir kadının iyi bir anne olabilme gücü eşinden göreceği güzel destekle yükseleceği gibi eşi tarafından kötü muamele gören bir hanımın da annelik başarısı düşecektir. Aynı durum beyler için de geçerlidir. Kadının baskın durumda bulunduğu, eşini pasifleştirdiği ailelerde erkeğin babalık rolünü sağlıklı bir şekilde yerine getirmesi güçleşir.

Suçlamayın, Bilinçlenin Ve Bilgi Paylaşımında Bulunun

Anneler genellikle yaratılıştan gelen içgüdüyle çocukla daha fazla ilgilenme eğilimindedir. Anne duygusallığı ile bazen babayı sorumsuzlukla suçlamaya da başlayabilir. Ancak negatif şartlanmak, tepkisel yaklaşmak ve erkeği ilgisizlikle suçlayıcı davranış geliştirmek eş olma rolünü olumsuz etkiler. Böyle durumlarda eşin gerçekten ihmalkar davrandığına kanaat getirmek için gözlem yapılmalı, aileyi geliştirici yayınlar okunmalıdır. Konu ile alakalı seminerlere katılmakta da yarar vardır. Ancak eş ve ebeveyn olma bilincini geliştirmede genellikle hanımların beylere göre daha gayretli ve eğilimli olduğu gözlemleniyor. Fakat yalnızca annenin çabalaması çocuk eğitimi için yeterli değildir. Evliliği sahnelenecek bir tiyatro oyunu gibi düşünürsek altyapının sağlam olması ve oyuncuların üzerine düşen rolleri en iyi şekilde yerine getirmesi oyunun kalitesi için çok önemli bir husustur. Evlilik de böyledir. Anne baba üzerine düşen görevleri doğru bir şekilde, yerinde ve zamanında yaparsa bu durumda kaliteli bir evlilik ortaya çıkacaktır.

Eşlerden birinin çeşitli sebeplerden dolayı bilgi edinilemediği durumlarda hanımlar veya beyler kazandığı bilgileri eşiyle paylaşabilirler. Bu sebeple kaliteli bir evlilik için okuma yapan ve çeşitli programa katılan eşin, öğrendiği bilgileri eşi ile paylaşması, yuvasına olumlu katkı sağlayacaktır.

Boşanmalar En Sık İlk Çocuktan Sonra Gözleniyor

Günden güne sayısı hızla artan boşanma olayına en çok da ilk çocuktan sonra rastlanması tesadüfi olmasa gerek. Evliliğin ilk yılları genellikle eşlerin birbirlerini tanıma, yuva kurmanın getirdiği sorumluluklara adapte olmayla geçer. İlk çocuğun dünyaya gelmesiyle yeni bir tecrübe edinimi daha gerçekleşecektir. Bu nedenle pek çok çift bu dönemde bocalama yaşar. Bazen denge çocuğun lehine bozulur, anne babalık rolü abartılır. Böyle ortamlarda her şey çocuğa göre ayarlanır, eşler arası sevgi ve yakınlıkta sorunlar baş gösterir. Bazen de anne ya da baba olma sorumluluğunu taşımaya hazır olmayan eş veya çift, bebeği bir sorun olarak algılar. Bu durumda eş çoğunlukla kolay olan ama yıkıcı bir etki bırakan şu iki yoldan birini seçer: Sorumluluktan kaçınan eş çocuğun sorumluluğunu tamamen diğer tarafa bırakır ve böylece aile bilincinden uzaklaşır. Ya da evliliğin bir sorun yumağı olduğu anlayışına kapılıp bu sorumluluğu taşıyamayacağı zannıyla -Allah’ın hiç hoşnut olmadığı- boşanma yolunu düşünür.

Oysa her yeni işe başlama durumunda yaşandığı gibi anne babalık mesleği de birtakım deneyimsizlik ve sıkıntılarla karşımıza çıkabilir. Ancak aile bilinci konusunda kendisini yetiştiren eşlerin, evliliklerinde bu tarz sıkıntıları çok hafif atlatacakları bir gerçektir. Zaten önemli olan eşlerin, çocuk sahibi olmadan önce iyi eş olma becerisini kazanmak için kendilerini donanımlı hale getirmeleridir.

Ağız Birliği Önemli

Eşler her şeyden önce çocuk eğitimine birlikte kafa yormalı, bu konuda belli bir anlayışa sahip olarak ortak akıl oluşturmalıdır. Özel uygulamalarda, ağız birliği yapmalı, birbirlerini çocukla ilgili yaşadığı hadiseden ve ona uyguladığı davranıştan haberdar etmelidir. “Oğlumuz arkadaşı Mustafa’yı hırpalamış. Mustafalara bir süre gitmeme cezası verdim. Senin de haberin olsun. İzin istediğinde müsaade etme” diye bildirmelidir.

“Anne Babamdan Gördüğüm Gibi Davranırım’ Demek Yanlış”

Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan çocuk eğitimi hususunun eşler arası ilişkide sağlıklı iletişimin önemine vurgu yaparken konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyor: “Evde sıcak bir atmosfer varsa anne baba konuşabiliyor, paylaşabiliyorsa, arada sırada meydana gelen sıkıntıları büyütmemek gerekiyor. Böyle ailelerde çocuk zaten kendiliğinden iyi yetişiyor.

Ancak anne baba arasında fikir birliği yoksa anne baba farklı mesajlar veriyorsa, aşırı beklentili, mükemmeliyetçi olma durumu varsa böyle durumlarda çocuk anne veya baba modelini aşağı görüyor. Çocuğa yansıtmadan önce sorunları anne babanın önceden beraber konuşması bunun için gerekli. Önce konuşun fikir birliğine varın, ondan sonra çocuğu aranıza katın. Bu durum evliliğin başında da evlilikten önce de gelişir. ‘Ben biliyorum anne babamdan ne gördümse onu yapacağım’ demek yanlış.

Çocuk neyin iyi neyin yanlış olduğunu ve yaşam becerilerini ailede öğreniyor. Her ailenin kuralı kendine ait olmalı. Yemek saati, yatma saati gibi rutinler belli olduğunda çocuk planlamayı öğrenir. Anne babanın burada mutabık olması gerekiyor. Çok sıkı olmayan temel kuralların uygulanması önemli. Öyle olursa çocuk da bir müddet sonra düzeni kabullenir, benimser. Kuralsız rastgele yaşanıyorsa kendi hayatını tanzim edemeyen organize edemeyen bir çocuk ve dağınık aile modeli çıkar ortaya.

Bu kararsızlık evliliği de etkiler. Emin olmayan eşler sürekli karar değiştir. Güven oluşamaz. Uzun vadede münakaşa oluşturur. Ciddi şekilde ilişkiyi etkiler. Anne babanın kendisini eğitmesi gerekiyor önce. Daha sonra örnek olması ve zaman ayırması gerekiyor. Paylaşım içinde bulunması gerekiyor. Ne yapacağını da bilmesi gerekiyor. Bunun için aile içinde birçok problemin konuşarak, tartışarak çözümlenmesi, karara varılması çok önemli. Anne olma pratiği, baba olma pratiği, bilinçli ebeveyn olma, bilinçli eş olma pratiği gerekli. Aile içi iletişime önem verilmeli.”

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Kasım 2009 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 50. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın