Dini Yaşamada Gevşeklik Gösteriyorum

HAYAT AKADEMİSİ, MANEVİ GELİŞİM | | 29 Haziran, 2018 | 237 kere okundu

ibadette gevşeklik

 

Merhaba,

Hayırlı çalışmalar,  dini sohbetleri dinliyorum ama uygulamakta zorluk çekiyorum harekete geçemiyorum ne yapmalıyım. /nazan

Çevremizde dinin emirlerine uygun bir şekilde yaşamak isteyip de çeşitli sebeplerle bu konularda tembellik ve gevşeklik gösteren insanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Zaten böyle olmaması da pek düşünülemez; çünkü şeytan ve eğer yeterince eğitememiş isek nefsimiz bize dini uygulamaları ya hiç yaptırmamaya ya da erteletmeye çalışacaktır. Bunun için birçok bahanemiz de hazırdır mesela işimiz, gücümüz, ev işlerimiz, çocuklarımız, arkadaş toplantılarımız derken ibadet etmeye, Rabbimizi anmaya, tefekkür etmeye vaktimizin kalmadığını düşünü, kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Hatta çoğu insan başını kaşıyacak vakit bulamadığından hareketle bütün bu telaşların son bulduğu, emekli oldukları, varsa çocuklarını iş güç sahibi yapıp evlendirdikleri yaşlılık dönemlerinde kendilerini tamamen ibadete vereceklerini söylerler.

Halbuki hiçbirimizin aklına dahi getirmek istemediği çok önemli bir gerçek vardır ki o da hiçbirimizin yaşlılığa ulaşma konusunda garantisinin olmamasıdır. İbadetler konusunda gevşeklik göstermek, ertelemek, ahireti ve ölümü düşünmeyen ve kendilerine uzak gören insanların en büyük gafletidir. Konuyla ilgili İmam Gazali (rah.a) şöyle der: ”Nice nefes alanlar vardır, aldıkları son nefesi geri vermeden ansızın ölüm onları yakalamıştır. Öyleyse gerçekte senin sahip olduğun sadece bir nefesten ibarettir; ne bir gün ve ne de bir saat! Bir nefesi bile geçirmeden Allah`a itaate ve tövbeye yönel. Belki de ikinci bir nefese erişemeden ölüm seni yakalar!

Her şeyin başlangıcı, ilki zordur. Heleki günümüz dünyasında nefse hoş gelen şeylerin arttığı ve insanların bunlar konusunda birbiriyle yarıştığı bir dönemde Rabbimizin istediği şekilde yaşamaya çalışması oldukça zordur. Ancak azmedip zorda olsa sabırla ibadetlerimizi uygulamaya devam eder, Rabbimize bu konuda yardımcı olması için dua da edersek inanıyorum ki zamanla ilerleme kaydetmeye başladığınızı göreceksiniz. Unutmayın ki hiçbir insan, âlimler, meşhur mutasavvıflar bile bir günde ibadetlerinden, tefekkürlerinden zevk almaya başlamamışlardır onlarda yıllarca süren mücadelelerinin ardından bu hâle gelebilmişlerdir. Dolayısıyla sizlerde azmedip kendinizi zorlayarak ama bıkmadan, usanmadan yapmaya çalışırsanız, sabreder ve dua ederseniz başarmamanız için hiçbir sebep olamaz.

Bizler bu dünyada bir imtihandan geçiyoruz. Rabbim her kulunu farklı şeylerle imtihan eder. Belli ki sizi de Rabbim bu şekilde imtihan ediyor. Bu şekilde düşünürseniz iyi bir başlangıç yapmış olursunuz. Zaten açığınızın ne olduğunu biliyorsunuz: harekete geçememek. Pekala bunu aşmak için üzerinize düşen nedir? Tabiki usanmadan, yılmadan sabırla bu zorlu yokuşu çıkmaya çalışmaktır. Rabbimiz konuyla ilgili şöyle buyuruyor: “Yoksa siz, Allah, içinizden … sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran, 4/142) Demek ki zor olsa da, nefsimize ağır gelse de, şeytan bize vesvese verse de yılmadan, sabırla Rabbimizin yolunda yürümeye çalışmalıyız ki cenneti hak edebilelim.

Nazan Hanım bu nedenle, hepsini kılamıyor olsanız da namaz aşkını sürdürmelisiniz. Tamamını tutamıyor olsanız da oruç tutmayı arzulamaya devam etmelisiniz. Kur’an okuyamıyor olsanız da dinlemeye, ona saygı göstermeye, kalbinizde muhabbet beslemeye devam etmelisiniz. En azından uygulamadaki eksikliğinizi imanınızdaki eksikliğe dönüştürmeyerek şeytanı iki kere mutlu etmemiş olursunuz. Uygulamadaki eksikliklerimizi Rabbimiz isterse “Gafur” ismi şerifiyle affedebilir ancak Rabbim korusun imanınızın eksiklerinin telafisi yoktur.

Nazan Hanım, hiç şüpheniz olmasın çoğumuz böyleyiz, hepimiz Rabbimizin aciz kullarıyız, eksiğiz, sıkıntılıyız, arızalıyız ama asla umutsuz ve ümitsiz değiliz. Eğrilebiliriz, yamulabiliriz, yalpalayabiliriz ancak asla kırılıp gitmeyiz biiznillah.

Din, bir yaşantı modelidir. Sadece sohbetle bunu yaşantı haline getirmeniz mümkün olmaz. Eğer bunu uygulama olarak yaşantı haline getirmek istiyorsanız şu tavsiyelerimiz işinize yarayabilir:

  • Öncelikle sohbetini dinlediğiniz kişilere dikkat etmenizi öneririz.
  • Dini yaşantısı doğru olan arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirin.
  • İmkânlarınız ölçüsünde ehl-i sünnet olan mü’min bir toplulukla doğrudan ve dolaylı bağlantınız olsun. Böylece birbirinize bu konularda destek olmuş olursunuz.
  • Vaktinizin kıymetini bilin. Geçen her günün ömrümüzden giden ve geri gelmeyecek bir gün olduğunu unutmayın ve bugünün işini yarına bırakmayın. Zor da olsa ibadetlerinizi zamanında yapmaya gayret edin. Özellikle farz ibadetleri ihmal etmemeye çalışın.
  • Her şeyin olgunlaşması için zamana ihtiyaç vardır; farzlar dışındaki yaptıklarınızı da abartmadan, usandıracak hale getirmeden yapabildiğiniz kadarını yapınız. Sabırla devam ederseniz inşallah bir zaman sonra ilerlediğinizi, kalbinizin açılmaya başladığını göreceksiniz.
  • Unutmayın ki Rabbimiz Yüce kitabımızda “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.’ (Necm-39) buyuruyor. O nedenle zor da olsa, nefsimize ağır da gelse Rabbimiz için ne yapabilirsek onun karşılığını alacağımız düşüncesiyle hareket etmelisiniz.
  • Çevrenizde kötü arkadaşlarınız varsa onların da iyi olmalarını sağlamaya çalışın eğer olmuyorsa onlar ile aranıza mesafe koyun. İyi insanlarla birlikte olmaya gayret edin.
  • İzlediğiniz TV programları, takip ettiğiniz internet siteleri vb. dahil göz kirliliğine, düşünce bulanıklığına ve zaman israfına sebep olan uygulamalarınıza sınırlama getirin.
  • Eğer hayattaysalar anne-babanızı memnun edin ve dualarını almaya çalışın.
  • Her ne kadar uygulamakta zorluk çekseniz de dilini iyi anladığınız ehl-i sünnet hocaların sohbetlerini dinlemeye devam ediniz.
  • İlmihal, itikad, siyer ve kadınlara mahsus hallerle ilgili bir hocadan birebir veya sınıf ortamında ders alın.
  • Hayat yüce Allah’ın bize emaneti. Rabbimiz de bizden emirlerini dinlememizi ve yasak ettiklerinden uzak durmamızı istiyor. Bu konuda çok hassa davranın. Namazlarınıza ehemmiyet verin.
  • Peygamber Efendimiz’in hayatını ve Allah dostların hayatını okuyun.
  • Bulunduğunuz yerdeki Kur’an kursu veya gönüllü kuruluşlardan size destek olmalarını sağlayın.
  • Ve en önemlisi elinizden gelen gayreti gösterdikten sonra Rabbimize dua ediniz yani tevekkül ediniz.

Nazan Hanım,

Mü’min bir kulun yapması gereken en önemli şey, sabah yatağından kalktığı andan itibaren, Allah’ın rızasını kazanabileceği bir güne daha sağlıklı başladığı için Rabbine şükretmek ve gününün her ânını Allah’a adayıp, O’nu razı edecek ve O’na yakınlaşabilecek vesileler arayarak kâmil bir kul olmaya çalışmak olmalıdır. Bir kul ancak bu şekilde huzura ve mutluluğa kavuşabilir ve ahirette kurtuluşa erenlerden olabilir. İnsanoğlu, biraz çaba sarf edip irade göstererek Allah’ın da izni ile sonsuz cenneti kazanabilecekken, şeytana uyup tembellik ederek, ibadetlerini sürekli erteleyip, hem bu dünyasını, hem de ahiretini kaybedebileceğini asla unutmamalıdır.

Gevşeklikten, harekete geçememekten, ertelemekten vazgeçen ve ibadetlerinde kararlılık gösteren insan, samimiyeti ölçüsünde, kısa zamanda imanî bir olgunluk ve derinliğe erişebilir. Rabbim cümlemizi bu olgunluğa erişenlerden eylesin. (Amiiiiin)

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun…

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın