Dokuz Yaşındaki Kızımın Sevgilisi Var! :(

SORU BANKASI | | 25 Ağustos, 2015 | 2.102 kere okundu

sorun-payla-al-m-resmi

9 yaşında ilkokula giden kızım var kızım çoğu sevinç ve üzüntülerini yapı itibariyle içinde yaşıyan bir çocuk geçen hafta bilgisayarda facebookta dolaşırken kızımın mesajlaştığını farkettim merakımdan o yokken mesajlarına baktım sınıf arkadaşına aşık olduğunu gördüm ve çok şaşırdım yaşının küçük olmasından dolayı çok şaşırdım mesajlarda arkadaşına aşkım diye hitab ediyordu şuana kadar kendisine hiç birşey söylemedim  nasıl davranacağımı bilmiyorum bu gibi durumlar bu yaşta normal mi bilmiyorum bana yardımcı olmusunuz sizce kızımla oturup konuşmalı mıyım şimdiden ilginize teşekkür ederim .

 

Merhaba Elif Hanım,

Bu tür sorunlar okul döneminin başlamasıyla birlikte birçok anne-babanın yaşadığı ve ne yapacağını bilemediği sorunlardır. Eğer çocuk duygularını rahat ifade edebiliyorsa bir kız veya bir erkek hatta anne-babasına bile âşık olduğunu söyleyebilir. Ebeveynler bu ifadelerden yola çıkıp acaba çocuğum erken mi büyüdü ya da okulda farklı bir yaşantıya mı maruz kaldı diye düşünmeye başlarlar.

Aslında çocuklarımızın âşık oldum diye ifade ettiği kavram ile bizim düşündüğümüz aşk çok farklıdır. Çünkü okul öncesi dönemde çocuklar sürekli aile bireyleri ile birliktedir. Gereken tüm sevgi, ilgi vb. onlardan karşılanır. Ancak okul dönemiyle birlikte çocuklar aileyle eskisi kadar birlikte olamaz ve farklı bir ortama girerler. Bu farklı ortamda da ailesine benzeyen, kendini ailesi gibi sevecek, ilgi gösterecek birisine ihtiyaç duyar bu da genellikle arkadaşlarından çok iyi anlaştığı, yakınlık duyduğu biri olur.

Çocuklar 3-4 yaşlarından itibaren çevrelerinde gördükleri ilişki biçimlerini taklit ederler. Buna en güzel örnek çocukların oynadıkları evcilik oyunlarıdır. Bu oyunlarda genelde kızlar anne olur ve çocuklarını beslerler; erkekler de baba olur ve bir şeyleri onarırlar.  Çocuklar televizyonda, internette ve yakın çevrelerinde gördükleri her şeyi örnek alma eğilimindedir. Büyüklerde gördükleri aşk ilişkilerini de bu şekilde model alırlar. Oyunlarındaki ilişkilerinde normal, sıcak, yakın arkadaşlık ilişkilerini aşk diye tanımlarlar. Çocukların birine yakın olma isteği, ilgi gösterme-ilgi görme, birlikte oyun oynamaktan hoşlanma, birlikte eğlenceli vakit geçirme isteği duyduğu arkadaşlarına bu şekilde hitap etmesi bu anlamdadır. Yani daha önce de belirttiğim gibi çocuklar genelde yetişkinlerin anladığı şekilde âşık olmazlar. Seyrettiği bir film, dizi ve çizgi filmlerden etkilenerek, arkadaşlarından duyarak bu kavramları kullanırlar. Çocuklar genelde oyun oynamayı sevdikleri, iyi anlaştıkları karşı cinsten arkadaşları için de bu tanımı kullanırlar. Âşık oldum dediği çocuk, genellikle en iyi anlaştığı arkadaşıdır.

Bu sıkıntıların ortaya çıkmasında diğer bir etkende günümüz modern çağının her şeyi olduğu gibi duyguları da çok çabuk tüketiyor olmasıdır. Çocuklarımız daha çocuk olmadan, öğrendiği zamansız ve o yaş için gereksiz bilgiler ve yaşantılar nedeniyle ergenmiş gibi davranıyor. Gençlik çağıyla birlikte anlamı olan kelimeler ve kavramlar okul öncesi ve temel eğitim çağındaki çocukların ifadeleri olmaya başlıyor. Çoğu zaman anlamını bilmeseler dahi rahatça kullanabiliyorlar. Elbette bunda çocuklarımızın hiçbir suçu yok…

Maalesef sözde çocuklar için hazırlanan çizgi filmlerin birçoğunda yaşlarının çok üstünde bilgiyle ve davranış kalıplarıyla karşılaşıyorlar. Yetişkinlerin dünyasına ait kelime ve kavramları yüzlerce, binlerce kez duydukları için körpecik dimağlarında sıradanlaşıyor. Elbette onlar da çok normalmiş gibi günlük hayatlarında kullanmaya başlıyorlar. Barbie, Sindy, Braetz bebek (!) gibi oyuncakların dünyalarına girmesiyle çocuk olduğu söylenen ancak yetişkin gibi süslenen örnekler de çocukların zihinlerine işledikçe, o çocukta çocuk saflığında bir şeyler bulmak da elbette imkânsızlaşıyor.

 Gelelim dikkat etmemiz gerekenlere;

*Öncelikle çocuklarımızı televizyondaki kötü örnek olabilecek her türlü çizgi filmlerden, birlikte izlediğimiz dizi filmlerden, internetteki olumsuz sitelerden ve onun yanlış anlayabileceği davranış şekillerinden, konuşmalardan olabildiğince uzak tutmaya çalışmalıyız.

*Çocuklarımıza bıkmadan, sıkılmadan rahatça oyun oynayacakları ortamlar hazırlamaya çalışmalıyız. Uslu duruyor, sesi çıkmıyor, ortalığı dağıtmıyor diye eline bilgisayarı, tableti hatta cep telefonlarını asla vermeyelim. Savunmasız bir şekilde televizyon karşısında saatlerce bırakmayalım.

*Çocuğunuzla rahatça konuşabildiğiniz bir ilişkiniz varsa, onunla mutlaka bunları konuşun ancak öncelikle iyi bir dinleyici olmanız gerekir. Sonrasında ona kendi duygularınızdan ve endişelerinizden bahsedebilirsiniz. Mesela “Seni internette ve facebook’ta uzun zaman geçirdiğini gördüğümde, bunun için hırçınlaştığında endişeleniyorum. Bazı farklı hareketlerini görüyorum ve korkuyorum. 9 yaşındasın ve ben bu yaşını doya doya yaşamanı istiyorum. Oyun oynamayı ne kadar sevdiğini biliyorum. İnternette gezinmeye, facebook’a çok vakit ayırmandan dolayı bol bol oyun oynayamamış olmandan endişe ediyorum. En çok hangi oyunları seversin, şimdi seninle hangi oyunu oynayalım’’ gibi bir diyalog kurabilirsiniz.

* Ne yapacağınızı bilemediğiniz zamanlarda hemen paniklemeyin, asla ani ve öfkeli tepkiler vermeyin. Yaşına uygun ilgiler edinmesi için fırsatlar oluşturmaya çalışın. Eğer sert ve öfkeli tepkiler verirseniz çocuğunuz size karşı kapanır ve her şey kontrolünüzden çıkar daha kötü olabilir eğer daha sakin yapıcı, temkinli olursanız, çocuğunuza güven verirseniz çocuğunuz çok daha ciddi sıkıntıların yaşanabileceği ergenlik dönemine girdiğinde her şeyi başkalarıyla değil sizinle paylaşmak isteyecektir.

*Çocuğunuza sence âşık olmak ne demek diye sorarak onun âşk’a ne anlam yüklediğini öğrenebilir ve ona göre yanlış anlamalarını önleyecek tarzda konuşmalar gerçekleştirebilirsiniz. Mesela “Evet insan bir arkadaşıyla diğerlerinden daha iyi anlaşabilir. Onunla daha güzel oynayabilir.” gibi açıklamalar yapabilirsiniz. Ancak daha önce de vurguladığım gibi asla aşırı sert tepki vermeyin, kızmayın, vurmayın aksi halde duygularını sizden gizli yaşamasına yol açabilirsiniz.

*Şayet çocuğunuzun âşk’a yüklediği anlam, bir yetişkin gibi davranmaksa, karşıdan şikayet gelmesine sebep oluyorsa, sık sık öpmek istemek gibi davranışlara dönüşüyorsa, bu durumda çocuğunuzla empati kurması üzerine konuşmanız yerinde olur. Mesela “O arkadaşını çok sevdiğini biliyorum fakat arkadaşın bu davranıştan rahatsız olabilir, yanlış anlaşılabilir.” şeklinde açıklama yapılabilirsiniz.

Eğer tüm bunlara rağmen ciddi sorunlar yaşamaya devam ederseniz mutlaka bir uzmandan destek almayı unutmayınız.

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın