Düşsün Bize de Aşk İle Dolu Bir Sîne

MANEVİ GELİŞİM | | 13 Nisan, 2011 | 2.360 kere okundu

Gelse biri ve sorsa, “Allah’ın Sevgilisi’nden ne isterdin” diye. “İste verilecek” dese akabinde.Cevabımız ne olurdu acaba?

Dilimiz tutulurdu belki. Karıştırırdık isteyeceklerimizi. Gevelerdik. Neyi önce isteyeceğimizi bilemezdik. “Şefaat ya Rasûlallah” yerine “seyahat ya Rasûlallah” bile deme cesaretini gösteremezdik belki de.

Öyleyse aşk ehline kulak vermenin tam zamanı. Mevlânâ (k.s) Allah’ın Sevgilisi’ne şöyle sesleniyor:

Ey yeryüzünü nurlandıran, gökleri aydınlatan çerâğ!
Hâlimi gör,
feryâdımı işit, derdlerim sırtımda bir dağ.
Kaçtım yüzlerce belâdan,
sığındım merhamet ve inâyetine,
Rahmet elinle başımı okşa,
kerem eyle, muhtâcım hidâyetine.
Şefâat eyle, 
tut elimi, temizle içimden dünyâ duygularını,
Ver ukbâ murâdımı,
kurtulayım düşünmekten yarını.
Müjdelemiş seni kitâbında fetih ve safâ ile Hakk,
Fetih kapısını aç ey nebî,
oradan bize şefkatle bak.
Allah, açmış senin sadrını ,
genişlik vermiş göğsüne
Düşsün bize de ihsân ve aşk ile dolu bir sîne.  (Dîvân-ı Kebîr, IV, 1974.)

 

Sahi bir insan olarak ne istediğimizi biliyor muyuz?

Ya da istemek için yüzümüz var mı?…

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın