Ayağın Yoksa Kendi İçine Seyahati Seç

MANEVİ GELİŞİM | | 11 Ocak, 2011 | 5.602 kere okundu

Zaman durmadan akıp gidiyor. İnsan bu akışın içinde ya sürüklenen ya da zamana yön veren konumda.Vaktin çocuğu değilse vay haline insanın! Her gün yeniden doğmuyorsa, yenilenmek için maddi ve manevi yolculuklara çıkmayı göze alamıyorsa çok yazık ona. Tükeniş tam burada başlıyor oysa.

Durmak yok, yola devam, cümlesini hemen hemen her gün bir vesile ile duyar olduk. Çok önemli bir cümle olduğu halde kimse biraz olsun durup anlamı üzerinde düşünmüyor.

***

Yolda olmak!

Peki, hangi yolda..? Doğru yolda, hayır yolunda… Aksi, yol değil, uçurumdur zaten. Mevlânâ şöyle seslenir yol erbabına:

‘Her yanda bir gulyabani, seni çağırır,
Kardeş gel,
Yol istiyorsan iste buracıkta.
Sana yol göstereyim de yoldaşın olayım.
Bu ince yolda kılavuzun ben olayım.’

***

Hem maddi hem de manevi yolların yolcusu olmak gerek. Zira iki kanatlı olmalı insan. Bir kanadı eksik kaldı mı uçamaz. Ruhu enginlere ulaşamaz.

Yolda devamlı olmak gerek. Tüm başarıların, ilerlemelerin ve yükselmelerin kesiştiği nokta budur işte. Az da olsa devamlı olmak, o kutlu peygamberin müminlere en önemli tavsiyeleri arasında değil mi?

***

Yeni keşiflere çıkmak gerek. Yeni yerler görmek, keşifler yapmak görgüyü ve bilgiyi nasıl artırıyorsa, ruhun enginlere çıkması ve ilahi huzurda değer kazanması da manevi seyahatlere çıkmakla mümkün olur. Mevlânâ’nın (k.s) şu sözlerine kulak verelim:

Damla yurdundan gitti ve döndü,
Ve bir sedefe rastladı, inci oldu.
Yusuf ağlaya ağlaya babasından ayrılıp yolculuğa çıkmadı mı?
Yolculukta saadete ermedi mi,
padişah olmadı mı
ve zafer kazanmadı mı?
Mustafa Medine’ye doğru yola çıkmadı mı?
Orada iki dünya saltanatına ulaşıp,
yüzlerce diyarın sultanı olmadı mı?
Eğer ayağın yoksa bile kendi içine doğru yolculuğa çık,
Yakut gibi güneş ışıklarıyla renklere boyan.
Kendiden yine kendine seyahat için kalk ey hoca!
Yola çık.
Kendine gel.
Çünkü böyle bir yolculuktan dolayı toprak bile altın madeni oluyor.

Yolda devamlı olmak gerek. Aynı durakta ve makamda çok durmamalı bu yüzden. Aynı makamda uzun süre bekletmemeli ruhu. Alışkanlık buradan yapışır benliğe ve beraberinde gevşekliği getirir.

Menzili sürekli artırmak gerek. Hem madden hem de manen… Muvaffakiyet işte burada gizli.

Kaynak:www.ailedanismanim.com

Paylaşmak Güzeldir

10 Yorum

  1. *Eyyüp Beyhan diyor ki:

    Mevlânâ, ‘nice balık vardır ki, su içinde her şeyden eminken boğazının hırsı yüzünden oltaya tutulmuştur.’ der. Bize sunulan onca nimetin ve güzelliğin içinde eğer gözümüzü, gönlümüzü, nefsimizi yasaklara çevirirsek şeytanın oltasına takılır ve onun sofrasında bulunuruz.

    Biz onun dostunu bulduktan sonra onun sofrasının kıymetini bilelim ki, düşmanlarımızın oltasına takılmayalım. İnşallah kıymet bilenleden oluruz…

    Ayrıca yorumlarınız için biz de teşekkür ediyoruz…

  2. RUHİ FEDAKE diyor ki:

    Allah dostlarının hayatını okumayı hep çok sevmişimdir.Yunus Emre gibi Mevlana gibi evliyaların dergahlarında talebe olabilmeyi hayal ederdim hep…Bu zamanda da böyle yerler olsa biz de gitsek onların terbiyesine girsek, diye düşünmüşümdür…Dediğiniz gibi arayan bulur. Bulur da kıymetini bilir mi..? Layık olabilir mi? Verdiğiniz güzel cevaplar için çok teşekkür ederim.

  3. *Eyyüp Beyhan diyor ki:

    Bir arif şöyle der: ‘Bulanlar hep arayanlardır.’ Garip-Name’nin yazarı Aşık Paşa, ‘Bu yol yalnız gidilmez ve hiç kimse yoldaşsız, Hakk’a ulaşamaz. İşte beni benlikten alıp Hakk’a götürecek bir klavuza muhtacım,’ der.

    Önce muhtaç olduğunu hissetmeli insan. Arayış sonra.

    Dünya var olduğu sürece Hakk dostları da var olacaktır. Ez cümle, dostu arayan bulur ve dostu dost meclislerinde aramak gerekir.

Yorum Yapın