En Güzel Hediye: Bostan

KİTAP-YORUM | | 12 Kasım, 2013 | 3.628 kere okundu

Benim gezdiğim yerlerden böyle eli boş dönmem hoş karşılanmaz. Şeker alamasam da şekerden daha tatlı sözler götürebilirim.

“Dünyada yıllarca gezip dolaştım. Birçok insanlarla görüştüm konuştum, çok şeyler öğrendim. Gittiğim yerlerde hiç boş durmadım. Her harmandan birer başak topladım. Şiraz halkı gibi kibar, nazik insan pek görmedim. Bu temiz dostların sevgisi bana Rûm’u, Şam’ı bir yana bıraktırdı.

Gönlüme şu düşünceler geldi: “Mısır’a gidenler armağan olarak dostlarına şeker getirir. Benim gezdiğim yerlerden böyle eli boş dönmem hoş karşılanmaz. Şeker alamasam da şekerden daha tatlı sözler götürebilirim. Bu şeker yenilir şeker değildir, şeker ağzı tatlandırır, benim bu sözlerim ise manaya aşina olanların kâğıda yazdığı selis şiirler ve tatlı sözlerdir.”

Yukarıdaki satırlar, Bostan, Gülistan, Akl-u Aşk, Takrir-i Dibace gibi manzum ve mensur birbirinden kıymetli eserler kaleme alan Sa‘dî’nin Bostan’ı yazma gerekçesini ifade etmekte…

Henüz dokuz on yaşlarımda iken evimizdeki mütevazı kütüphanede, yayınevini hatırlayamadığım mavi kapaklı bir Bostan-Gülistan vardı ve ben, canım her sıkıldığında alıp okurdum hikmetlerinden habersizce… Ama saf hikâye hali dahi cezbederdi beni, kim bilir, belki de hala dahi keşfedemediğim bir tılsımı barındırıyordu içerisinde…

Adaletten aşka, ihsandan muhabbete, kanaatten tövbeye kadar birçok muhtelif mevzuya değinen, kimi yazmalarda da Sâ‘dîname ismiyle zikredilen Bostan, tabiatiyle Farsça olarak kaleme alınmış ve yaklaşık dört bin beyitten oluşmakta…

13. y.y.’da yaşayan ve Bostan’ı Şiraz bölgesindeki Atabeklerden biri olan Ebubekir b. Sa‘d b. Zengi’ye atfen kaleme alan Sa‘dî’nin Şehabeddin Sühreverdî Hazretleri’nden ders alması ve onunla birlikte olması, eserlerindeki ilahi aşk, zühd, rıza, kanaat gibi İslam ahlakının temel esaslarına vurguda bulunan kavramların sık sık kullanılmasına yol açmış, hikâyelerinde de genellikle tasavvufî bir dil benimsemiş.

Bostan’ın ilk tercümesi bildiğimiz kadarıyla Mesud b. Ahmet tarafından yapılmış ve Kilisli Rıfat tarafından Rûmi 1340 tarihinde yayınlanmış. Kilisli Rıfat’ın daha sonra yaptığı Bostan tercümesi ise, günümüze kadar farklı yayınevleri tarafından yayınlanmış. M.E.B.’in İslam Klasikleri Serisi içinde çıkardığı Bostan’ın tercümesi ise Eski Türk Edebiyatı uzmanı Hikmet İlaydın’a ait.

Osmanlı döneminde Farsça öğreniminde okutulan başlıca eserlerden bir olan Bostan son olarak, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Azmi Bilgin hocamız tarafından günümüz diline ve üslubuna uygun olarak yeniden hazırlanarak Semerkand Yayınları tarafından neşredildi. Bostan’ı okuyarak, Sâ‘dî’nin, hikâyelerinin kimi zaman içine sakladığı kimi zaman da açığa vurduğu hikmetli sırları bulmak ve anlamak da sizlere düşüyor efendim. Selametle…

Bostan’dan İnciler:

- Başkasının başını belaya düşürecek, şerefine zarar verecek sözler söyleme.

- Duymaya tahammül edemeyeceğin şeyleri sende söyleme.

- Hakk’a âşık olanlar, gece ve gündüzden habersiz, sevda ve aşk deryasında yüzen kimselerdir. Onlar Hallâk-ı Âlem’in güzelliğine o kadar tutulmuşlardır ki bir an olsun mahlûk ile meşgul olmazlar. Onlar yüz güzelliğine ilgi duymazlar, zahire gönül vermezler. Bunu olsa olsa kabuğa aldanan ahmak insanlar yapar.

- Cahiller büyüklüğü kibirde sanırlar. Hâlbuki büyüklük aslında alçakgönüllülüktedir.

- Başkalarının sofrasından kısmet bekleyen, aslında rahat uyku yüzü bile görmez.

- Cahilin sofusu hayrı ve şerri bilmez, küfürle imanı birbirine karıştırır. Suda da berraklık vardır aynada da. Fakat aradaki fark ne kadar büyüktür.

- Allah’ın buyruklarına bir köle gibi itaat et. Çünkü sen O’nun gibi bir efendi bulmazsın.

- Bence insanların en akıllısı, dünyadakilerle değil, kendisiyle meşgul olan kimsedir.

Kaynak: www.ailedanismanim.com

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. Serdar Demir diyor ki:

    şu sıralar okuyorum bostan’ı, gerçekten söylediğiniz kadar var… islam ahlakı ile ilgili temel denebilecek ve hayati öneme sahip birçok konu, hikayelerle anlatılıyor. hem de sanatlı bir üslupla… okumayanlar hiç beklemeden semerkand yayınlarına başvursun…

Yorum Yapın