Eşimin Hatalarını Kendisine Nasıl Söylesem

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 13 Mayıs, 2015 | 17.958 kere okundu

Evlilik terapistleri “Eşinizi eleştirmeyin, kişiliğine yönelik olumsuz sözler sarf etmeyin” türünden nasihatleri mümkün olan her fırsatta yinelerler. Çünkü kişiliğine yönelik hakarete maruz kalan bir kimse, yanlış davranışından çok kendisine yapılan saldırıya odaklanacak ve önce savunmaya, ardından da karşı atak yapmaya başlayacaktır.

Böylelikle işler iyice çığırından çıkacak ve eşler bir türlü uzlaşma yoluna gidemeyeceklerdir. Aslına bakılırsa uzmanların ısrarla üzerinde durdukları bu yaklaşım tarzını Efendimiz yedinci yüzyılda bizzat kendi davranışlarıyla göstermiştir. O (s.a.v) hiçbir zaman kişileri yüzüne karşı eleştirmemiş, birisine hatasını hissettirmek istediğinde ise genele hitap ederek muhatabını rencide etmemeye özen göstermiştir. Bu tutumu dolayısıyla hem yanlış yapan hatasını fark etmiş, hem de o sırada toplulukta bulunanlar, olası bir yanlış davranış hakkında önceden bilgi sahibi olarak belki de hiç o yola sapmamıştır.

Eleştirmeden Nasıl Uyarabiliriz?

İnsan psikolojisinde, davranışa yön vermek ve yanlış tutumların düzeltilmesine katkıda bulunmak zannedildiği kadar kolay olmayabilir. Genel olarak, yanlış davranış karşısında başvurduğumuz çözüm yolu cezadır. Konuşmama, surat asma, küs kalma, aynı yanlış sözleri eşe iade etme, daha da ileri boyutlarda evi terk etme, karşımızdaki kişinin yanlış davranışını kendisine hissettirme çabalarından kaynaklanır. Bu ise yanlışla nasıl mücadele edileceğini bilmememizden veya bu konuda uygun olmayan kişileri model almamızdan kaynaklanır. Oysa bir kimsenin hoş olmayan yanlarını bir anda tamamen düzeltmesini ummak gerçekçi bir yaklaşım değildir.

Eşinin giysilerini ütülemeyi ihmal eden bir hanıma, erkek sürekli eleştiri yapıyor hatta bir de kıyaslama yanılgısına düşüyor. Ya da eve gelirken ihtiyaçları marketten almayı unutan bir beye, hanımı o akşamı zehir ediyor. Bu tür davranışların sonrasında ise eşler hatalarını düzeltme yoluna gitmek yerine, artık beğenilmediğini, değer verilmediğini düşünerek bunu kapatmaya çalışıyor ve eşinin kusurlarını arama yoluna gidiyor. Bunun sonucunda da karakter savaşları başlıyor. En güzeli, doğru davranışa gidilen yolda küçük gayretleri, başarıları onaylamak ve bunlardan duyulan mutluluğu, huzuru ara ara ifade etmektir.

Surat Asarak Hiçbir Şeyi Değiştiremeyiz

Psikolog Yasemin Yalçın Aktosun, eşe yanlış davranışını ifade etmeden önce, kendisiyle ilgili olumlu kanıların söylenmesi gerektiğini belirtiyor. Yasemin Aktosun, doğru tavrı şu sözlerle özetliyor: “İmalarla uğraşmadan, olay yatıştıktan sonra, güzel bir anda, öncelikle eşle tatlı tatlı konuşulmalı. Beğendiği özellikleri hatırlatılıp, memnuniyet belirten düşünceler dile getirilmeli. Daha sonra, ‘Hani geçen gün böyle yapmıştın ya, işte bu tutumun beni çok üzmüştü. Bu duruma biraz daha özen gösterirsen sevinirim’ gibi sözlerle olaya kısaca dikkat çekmeli ve üzerinde çok fazla durulmamalı.”

Biz hanımlar -ki bu yüzden adımız dırdırcıya çıkmıştır- her zaman konunun derinlerine inmeyi çok severiz. Oysa bir mevzuda çok fazla söz sarf edildiğinde konunun ehemmiyeti azalabilir. Kısaca söyleyip geçmek daha vurucu bir etki yapar. Öte yandan olay sıcakken ve ortam gerginken karşımızdakinin yanlış davranışını görmesi çok zordur. Yasemin Aktosun bu tür durumlarda imaların (surat asma, laf çarpma, kötü bakışlar fırlatma, kapıları çarpma) çok da fazla işe yaramadığını belirtiyor. Eşler sakinleştikten sonra, konuşmak için uygun zaman seçilmişse, kendilerini saldırıya uğramış hissetmezler. Özellikle de konuya olumlu mesajlarla girildiğinde iletişim için tüm yollar açık hale gelir.

Sabretmek mi, Düzeltmeye Çalışmak mı?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre, hata yapan kimseye sessizce katlanmak doğru bir tutum değil. “Sabrediyorum” düşüncesiyle aynı hatayı defalarca yineleyen kimseye göz yummak, onun bu davranışı düzeltmesini gittikçe daha da zorlaştırır. Tarhan’ın verdiği örneğe göre hanımı evi düzenli tutmaya çalışan bir erkeğin, sorumsuzca evi dağıtması ve o şekilde bırakması yanlış bir davranıştır. Kadının sessizce evi toparlamaya devam etmesi ise erkeğin bu davranışının zamanla kabul görmesi zorunlu bir hal almasına neden olabilir. Erkek hanımına “Mecbursun, tabi ki yapacaksın” gibi sözler sarf edebilir. Böyle bir durumda hanım huzursuzluk çıkmasın diye evini düzenleyebilir; ancak eşine “tatsızlık olmasın diye” bunu yaptığını bildirmeli ve onun yanlış davranışına dikkati çekebilmeli.

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Temmuz 2007 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 22. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

6 Yorum

  1. derya diyor ki:

    bana göre de:insanlar alttan alınmamalı, İDARE EDİLMELİ:….suçlunun kadını erkeği olur mu! Görgüsüzün, ahlaksızın …alttan alınması olur mu hiç…
    Kadın ve ya erkek hata kiminse bu dünya da ben haklıyım diye üzmek üste çıkmak belki kolay. Hem de şu yöntemlerle: Bağırarak, kovarak, hakaret ederek ….
    Düşündünüz mü asıl ring bura değil asıl adalet terazinin karşısında sesimizi nasıl çıkaracağız…orda ben ben haklıyım diyebilecekmiyiz ? Ya muhatabın çokkkkkk haklıysa…

  2. Dilsiz diyor ki:

    Ben bir bey olarak hanımlara % 51 hak versem de sorunun erkek ve kadın fıtratının farklı oluşunda gizli olduğuna inanıyorum. Bu sebeple eşlerin, kadın ve erkek fıtratının farklarını bilip ona göre davranmaları işin çözüm noktası. Oysa çoğunlukla eşler birbirini değiştirme çabasına giriyor ve bu da yersiz mücadeleleri beraberinde getiriyor. Günüzümde artan boşanmaların sebebine baktığınızda benlik mücedelesi olduğu ortaya çıkıyor.

    Ayrıca aile kavramında suçlu kavramı diye bir şey olamaz. Çünkü eşler bir bütünün parçalarıdır. Şayet suçlu kavramından söz edeceksek bu ikisinin suçudur. Bir tarafa hamletmek doğru değildir.

    Eşlerden biri deli ise biri veli olmalı; bir öfkeliyse diğeri alttan almalı vs.

    Bir de erkeğin kusmesine ve sizin tabirinizle “haksız da olsa yağ gibi üste çıkmasına” bir açıklık getirmek istiyorum: Bu tabii bir olay. Erkek fıtratına has bir özellik. Eğer susuyorsa ve konuşmoyorsa gururu incinmiştir. Kadın haklı da olsa erkeğine söyledği bir söz yüzünden onun gururunu incitmiştir. Çogunlukla da eşler arası tartışmalarda durum böyledir. Kadınlar dillerine bir sahip olsalar… O zaman haklıyken haksız duruma düşmezler.

    Ama bütün bunlar bunu kabullendiğimiz anlamına gelmiyor. Fıtratı öyle işte. Kadınlarınki de çok karmaşık. Bir günü bir gününü tutmuyor. Bazen fırtınalı bir okyanus, bazen güzenli bir sahil bazen bir pamuk gibi yumuşacık, bazen de bir kaya kadar sert. Bu dengesizlik de erkekleri çileden çıkarıyor işte.

    Sonuç olarak bir hanım erkeğinin sevdiği davranışlları sergilediğinde onu dünyanın en mutlu eşi yapabiliyor. Kadın için aynı şeyi söylemek zor. Çünkü kadın farklılıklardan ve her zaman daha fazlasının olmasından hoşlanıyor. Kelimeler bile bayatlıyor. Seni seviyorum dendiğinde bu ancak bir gün yeterli olabiliyor. İkinci gün seni çook seviyorum demeli; üçüncü gün seni çooooooook seviyorum; dördüncü gün seni herşeyden çooooook seviyorum vb. Hanımlar keşke yetinebilse. Kanaat edebilse…

    Sonuç olarak her iki tarafın birbirini hata ve kusuru ile kabullenmesi ve hoşgörü ile birbirine yaklaşmaları kilit nokta. .

  3. esra egesoy diyor ki:

    hepsi aynı suclu kendileri aslında ama nedense hata hep bizde eşim sureklı susan sorunları geriye arka plana atmayı seven ve sevde hanımın dedigi gibi sureklı surat asan konuşmayan kusen ve her defasında sorunlar buyumesin die alttan alan barışan ben oldum buda onda sanki hep o haklımış gibi bi izlenım uyandırdı şimdi ise sogudum senden boşanalım diyebiliyo nasıl sogursun nasıl sevgin biter kolaymıydı bu kadar ne olduda eski sevgin kalmadı dayanamıyorum artık sureklı haklısın demekten usandım sırf evliligim icin bitmesin die ugraşmaktan yoruldum allah hepinize sabır versın huzurlu mutlu bır hayat gecirmeniz dilegiyle…

  4. roses diyor ki:

    sevdem hanım ne kadar da güzel anlatmışsınız sanırım her evlilik birbirine benziyor. eşimin defalarca “yapamıyoruz ayrılalım” “beğenmeyen babasının evine gider” ithamlarıyla başbaşa kalmış birisi olarak sizi anlıyorum. biliyorum ki gitsem oda mutlu olmayacak. ve biliyor ki gitmeyecek atıp tutuyor. ama gölümüz kırılıyor farkında değiller

  5. sevdem diyor ki:

    ben eşime bu zamana kadar ne küstüm ne darıldım nede surat yaptım her zaman konuşarak halletmeden yana oldum böylede yaptım.ve konuşmamda önceleri ona saygılı konuşma yapıyordum ama yine başa dönüyordum şimdi biraz daha tepkili olduğumu anlasın diye daha çok sert konuşma yapar oldum ama yine başa dönüyorum eşim bana kızdığındaysa küser konuşmaz ona böyle yapma eşler arasında küslük olmaz hatamı söyle tekrarlamayım diye konuştum tamam ama yine aynı ve en son aylar eşimle aramda tartışma oldu ve ilişkimizde suçlu aramıyorum ama hata ondayken bile hep ben özür dileyip küslüğü kaldırmaktan bıktım son tartışmada ilk defa onun yaptığı gibi tepki verdim bende ona küstüm bir aya yakın küs kaldık bu sefer ben gidip konuşmadım tamamen küstüm baktı oluru yok utanmadan suçlu olmasına rağmen bana kendine çeki düzen ver kadınlığından memnun değilim dedi olmazsa bitsin dedi şaşırdım oysa hatalarını devamlı konuşan ben cevap bile vermedim.suçlu ben oldum kendi düzelmek için bir çaba gösterecek diye beklerken konuşmaları kızdırdı beni çekip gidecem ama 2 çocuğum var eşimi seviyorum sadece bunun için yuvamı yıkmak istemedim ama kırgınım bana bir gün canım sende haklısın diye bir cümle hiç kurmadı ve güzel sözler duymayalı bir sene oldu ben ondan para pul mal mülk eşya hediye filan beklemiyorum sadece eşsek bir bütün olalım benden bir şeyini saklama ve sadık ol herşeyin üstesinden beraber gelelim tek olalaım sevgi saygı göster dedim.sevgini saygını artık belli etmiyorsun çocuklara iyi örnek ol dedim bu sefer çok konuşuyorsun sus dedi eskiden herşeyimi ona anlatırdım ama şimdi konuşmuyorum ve hala özür dileyip gönlümü alacağına hala işine gelirse ben böyleyim diyor artık konuşmuyorum kendi konuşuyor ama soğudummu bilmiyorum ne yapabilirim artık her yolu dedim kendimce ama bende ilgi bekliyorum ona sinirlenip çocuklarıma sabır gösteremiyorum şimdiden teşekkürler ilginiz için

  6. Bekir diyor ki:

    Evliliğimde en çok sıkıntı çektiğim bir konuya değinmişsiniz. Teşekkür ederim

Yorum Yapın