Evliliğin Can Damarını Kesmeyin

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 04 Şubat, 2011 | 5.567 kere okundu

Eşinizin gönlüne hitap etmek istiyorsanız eşinizin sizden en çok beklediği önceliklere odaklanmalısınız. Beklentilerine karşılık bulamamış olan eşler, kendilerini bir şekilde sıkıntılı ve tatminsiz hisseder. Bu sebeple ticarette olduğu gibi evlilikteki yatırımınız da sevgiyi çoğaltma yönünde olsun.

Evleninceye kadar tatlı bir heyecan içindeydiniz. Düğün için geri kalan günleri önünüze çıkan engelleri hayatınızı paylaşabilmek amacıyla seçtiğiniz kişinin hatırına aşmaya çalışıyor, beklenen gün için sıkıntılara göğüs geriyordunuz. Ve sonunda beklenen gün geldi, birlikte yaşlanmak istediğiniz insanla bir yastığa baş koymaya başladınız. Daha önce dışarıdan gözlemlediğiniz “nişanlınız” artık aynı mekanı, aynı hayatı paylaşacağınız “eşiniz” oldu. Bundan sonra “iki kişilik” düşünmek durumundaydınız. Peki, gerçekten her şeyi paylaşmaya hazır mıydınız?

Uzmanlar Evlilik İhmale Gelmez Diyor

Psikiyatrist Armağan Samancı’ya göre evlilikle birlikte sorunlar bitti diye ilişkiyi gidişine bırakmak, bir yıl önce okulda başarılı olmuş. Şimdi ise eski başarısını öne sürerek başarılı oldum diye çalışmayan bir öğrencinin vardığı kötü sonuçlara götürebilir. Armağan Samancı pek çok evlilik terapisti gibi evliliğin her gününün çaba gerektirdiği gerçeğini vurguluyor. “Sevgi ve huzur küçük bir tohum gibi başlar ama onun büyütülmesi sizin çabanızı gerektirir. Bir akşam yemeğinde güzel bir ortamı paylaşmanın sağlayacağı duygu şarjını unutmayın. Gelişigüzel ısmarlanmış bir pizza ile bunu oluşturmak mümkün değildir Yemek kadar yemekte paylaşılan duyguların önemini düşünün. Birlikte geçireceğiniz vakti fast-fooda tercih etmeyin. Mesela pazar sabahları birlikte yapacağınız güzel bir kahvaltı evinizde hoş bir duygusallık oluşturabilir. Bu anları evinizde ya da dışarıda, mümkünse baş başa yaşamaya çalışın.” diyor.

Evliliğin Can Damarı Paylaşım

Uzmanlar bireysel davranma isteğine karşı uyarıda bulunuyor. “Tabii ki herkes kendi bireyselliğini muhafaza etmelidir” diyebilirsiniz ancak bireysellik eşler arasında duygusal uzaklaşmaya neden oluyorsa bu durumun evliliğin can damarı olan paylaşım ilkesini ciddi bir şekilde yıprattığını söyleyebiliriz. Oysaki hayatın güzelliklerini paylaşmak için evlenmiyor muyuz? Otuz bir yaşında ve altı yıllık evli Emine Hanım hayatını biriyle paylaşmak için evlendiğini, yalnız başına eğlenmeyi ya da bir şeyler yapmayı sevmediğini söylüyor. “Parka bile eşimle gitmeyi seviyorum. Bazen ‘çocukları alıp gezmeye gidelim’ dediğim zaman, ‘siz gidin benim kitap okumam lazım’ deyince ben de gitmekten vazgeçiyorum” diyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, evlilik hayatının temelinde paylaşma duygusu var ve eşler paylaşım alanlarını her geçen gün artırmalı. Bununla birlikte her birey kendine ait meşgale alanı oluşturmayı da ihmal etmemli, diyerek eşlere tavsiyelerde bulunuyor.

Eşinizin Önemli Beklentilerini Ciddiye Alın

Gülizar Hanım eşine küsmüştü. Sebep yine aynıydı. Vakit bir hayli ilerlemişti bu sebeple katılmayı çok istediği yat gezili düğüne gitme umudu kalmamıştı. Eşi Mehmet Bey düğüne on dakika kala eve gelmiş hadi hazırlanın düğüne gidiyoruz demişti. Fakat bu on dakika dört çocuğun hazırlığına yetmezdi. Üstelik bir saatlik yol gideceklerdi ve düğüne yetişmeleri yine de mümkün değildi. Sonuçta düğüne gidemediler. Gülizar Hanım için ailece yapılacak gezilerin önemi büyüktü. Eşi kendisine nişanlılık döneminde gezmeyi, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlere katılmayı ne kadar çok sevdiğinden bahsetmişti. Oysa evlendikten sonra eşi evine gelir gelmez dinlenmek istiyor başka bir şey yapmak istemiyordu. Bu durum Gülizar Hanım’ı bir hayli yıpratıyordu…

Uzmanlara göre eşler birbirinin öncelikli beklentilerini ciddiye almalı. Bu beklentiler karşılanmadıkça eşler arasındaki ilişki daha soğuk, daha resmi bir hale geliyor.
Yaptığınız hiçbir şey, eşinizin öncelikle beklediği bir şeye cevap vermeniz kadar olumlu etki bırakmıyor.

Eşinizin gönlüne hitap etmek istiyorsanız eşinizin sizden en çok beklediği önceliklere odaklanmalısınız. Genelde kadınlar eşlerinin istediği yönde kendisini değiştirip geliştirir. Huzurlu bir evlilik için erkeğin de eşinin kendisiyle paylaşmak istediği yönlerini ve ilgi alanlarını özenle ve net okuyup aynı doğrultuya yönelmeli.

Eşinden güzel söz ve destek bekleyen bir hanım için eşinin çok para kazanması ve her maddi imkanı sunabilmesi mutluluk vesilesi sayılmayacaktır. Beklentilerine karşılık bulamamış olan eşler, kendilerini bir şekilde sıkıntılı ve tatminsiz hisseder. Bu sebeple ticarette olduğu gibi evlilikteki yatırımınız da sevgiyi çoğaltma yönünde olsun.

Aygül Hanım ve Murat Bey

Aygül Hanım’ın eşi Murat Bey kendisinden ısrarla fazla kilolarından kurtulmasını rica ediyorsa da Aygül Hanım eşinin beklentisini pek de dikkate almıyormuş. Murat Bey eşini bu konuda tatlı dille ikna edemeyince oldukça “vurucu” bir anlatım yolu tercih etmiş. Nasıl mı? Aygül Hanım ve Murat Bey’in yataklarının başucunda çerçeveli yan yana fotoğrafları bulunuyormuş. Bir gün Aygül Hanım uyandığında eşinin fotoğrafının yanında bir mankenin resmini görünce olayın ciddiyetini kavramış.

Eşi bu yöntemle, ondan manken gibi olmasını beklemediğini fakat kilo vermesinin kendisi için hayati önem taşıdığını bir kez daha izah edince Aygül Hanım nihayet harekete geçmiş. “Eşimin desteğiyle bir yılda tam 18 kilo verdim” diyen Aygül Hanım eşinin çabasına minnettar. Çünkü Murat Bey eşinden istediği şeyi ona iletmede uygun dili bulana kadar pek çok yöntem denemiş pes etmemiş. Eğer, eleştirilerde bulunmak, başka bir hanımla tehdit etmek, sürekli dalgaya almak gibi daha çok ters tepecek ve yaralayacak bir üslup tercih etseydi Aygül Hanım bir yılda değil 18 kilo vermek daha çok şişmanlayabilir, hatta evlilikleri de sarsılabilirdi!

Farklılığınızı Paylaşın

Evlilikte, paylaşımının düşük nitelikte olmasında bire bir eşlerden kaynaklanmayan bazı etkenleri de hesaba katmalı. Eşlerin farklı kültürel geçmişe sahip olmaları, ilgi alanlarını ve kişilik yapılarını hatırı sayılır bir oranda belirliyor. Dolayısıyla en güzeli, daha evlilik kararı verme aşamasındayken mümkün olduğu kadar gençlerin ortak yanlarının araştırılmasıdır. Mesela, aile yapıları benzerlik gösteren, aynı çevrede yetişen, maddi imkanları aynı seviyede olan eşler diğerlerine göre daha mutlu ve huzurlu bir evlilik sürüyor. Buna rağmen en iyimser tabloda bile eşler arasında bir takım farklılıkların olması normal sayılıyor. Evliliğin, çiftlerden karşılıklı fedakarlık beklemesi de bu sebepten olsa gerek!

“Bu Kadın İşidir Ben Yapamam”

Katı prensiplerinden taviz vermeyen insanlar iki kişilik düşünmede sıkıntı çekiyor. Biraz esnek ve değişime açık olan, kendini karşısındakinin yerine koyan “anlayışlı insan” dediğimiz kişilerin sadece eşleriyle değil, çevresindeki diğer insanlarla da geçimi kolay ve güzel olur. Şehir kültürüyle büyümüş kadının eşinin köyde yaşayan ailesine uyum göstermeye çalışması, bunun için kırsal kesimde yapılan işler, yemekler hakkında bilgi edinmesi, eşinin ailesiyle uyum sorununu azaltır. Aynı şekilde ev işleriyle ilgili sorumluluklar hakkında kültürel önyargılar sorun oluşturabilir. Bu konuda erkeklerin “Bu kadın işidir ben yapamam.” diyerek bazı olumlu değişimlere sırtını dönmesi hayat arkadaşının daha çok yıpranmasına neden olur. Çalışan ve küçük çocuklu hanımlara eşinin ev işleri ve çocuk bakımı konusunda destek olması gibi paylaşımlar evliliğin güçlenmesine katkıda bulunur.
“Etkili Ailelerin Yedi Alışkanlığı” kitabının yazarı Stephen Covey evlilikte çatışma oluşturan durumların mutlaka konuşulması gerektiğini belirtiyor. Zira bu tür hassasiyetler eşleri bir araya getiriyor, birbirine bağlıyor; “ben”, “sen” yerine “biz” anlayışı geliştiriyor ve aileyi aynı hedefe yöneltiyor. Evlilik aynı evi paylaşmak değil aynı yöne bakabilmektir ne de olsa! Bütün mesele bunu hayata geçirme mahareti değil mi!..

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Ekim 2005 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 2. sayısında ‘Evliliğiniz Ne Kadar Paylaşımcı’ başlığı ile yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. saliha diyor ki:

    Neslihan hanım, adeta bizim evi görmüş ve yazmışsınız gibi. Eşime mutlaka okuması konusunda ısrar ediyorum. Dilerim herkes okur ve eksikliklerini görüp düzeltmeye çalışır. Yıllardır anlatmaya çalışıp anlatamadığım şeyleri okuyunca benim gibi düşünen de varmış diye çok sevindim. Bilirsiniz özellikle yakınlarınıza bir şey anlatmak zordur. Başkasından duymak hep daha etkili olur. Seçtiğiniz konular benim için can alıcı denecek kadar önemli. Yazılanlardakilerin aynısını hatta değişik versiyonlarını evde yaşıyoruz. Güzel yazılarınızın devamını bekliyoruz. Yazılarınız için sonsuz teşekkürler.

Yorum Yapın