Evlilikler De Strese Girer

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 17 Haziran, 2014 | 7.907 kere okundu

Pek çok sağlık sorununa neden olan stres sadece biz insanları değil evlilikleri de etkiler. Eşler arası iletişimi ve sevgiyi tehdit eden problemler aşılamadığında, tıpkı insanlar gibi evlilikler de strese girer. Bu ay eşlerin huzurunu kaçıran, evliliklerde stres ve gerilim kaynağı olan durumları masaya yatırıyoruz.

Maddi İmkânsızlıklar

En büyük zenginlik kanaattir denir. Günümüz renkli yaşantısında insan tüketmek için tükeniyor, hırslarının altında eziliyor adeta. Başkalarında görülen eşya, kılık-kıyafetlere bütçesi elvermese de sahip olmak isteyenler çaresiz bir bunalım yoluna giriyor. Oysa ayağını yorganına göre uzatan eşler kanaat zenginliğine de sahipse stresli bir evlilik değil de rahat ve huzur dolu bir yuvada yaşamayı başarıyor.

Eleştirilen Eş

Eşlerin pek çoğu birbirlerini eleştirmeden edemez, bu doğaldır da zaten. Ancak eleştiriyi karşısındakini inciterek, onun kişiliğini rencide edici şekilde yapmak evlilik için tamiri en zor yaralara yol açabilir. Eleştirilen kişi kendini savunmaya geçer ve meselenin kendisine bakan yönünden çok eşinin incitici tutumuna odaklanır. “Eşim beni beğenmiyor olmalı” düşüncelerinin stresi içinde gerilir ve hatalarını kabul etmez. Savunmaya hatta karşı saldırıya geçebilir. Evlilikte önemli stres kaynağı olan bu durumdan korunmak için eşlerin birbirlerini eleştirirken doğru yaklaşımda bulunması ve nezaketli davranması gerekir.

Yüksek Beklenti

Evlenmeden önce kimi beyaz atlı prens ummuştur kimi de pamuk prenses. Pek çok aday bu duygularla geçer evlilik kapısından. Ne var ki evlilik sonrası yaşananlar başlarda hayal edildiği gibi olmaz. “Eşim nişanlılıktaki gibi nezaketli, romantik, anlayışlı, aşık değil” ya da “Eşim evlilik öncesindeki gibi bakımlı, özenli, tatlı dilli, güler yüzlü değil; meğer ne de çok kusurlu yanı varmış” türünden serzenişler duyulur. Beklenti düzeyi çok yüksek eşler evlilik sonrasında bir türlü eşinin davranışlarını olduğu gibi kabul edemeyecektir.

Bunun neticesinde ise ya onu değiştirme, kendi beklentilerine uygun hale getirme gerginliği yaşayacak ya da eşinin yanlış kişilik yapısına sahip olduğu zannıyla bir türlü onu yanına yakıştıramayacaktır. Böyle durumlarda kişi, hatasız insan olmayacağını düşünür, eşini olduğu gibi kabullenmeye çalışırsa ve öncelikle kendini daha iyiye taşıma azminde bulunursa eşi de ona uyum sağlama gayretine girecektir. Fakat ekin bir anda olgunlaşmaz, çiçek bir günde açmaz. Böyle konularda aceleci olunmamalı, beklenti düzeyini makul seviyede tutulmalıdır.

Aşırı ve Yersiz Kıskançlık

Birbirini seven eşlerin kıskanma duygusu taşıması son derece normaldir. Sağlıklı düzeyde olduğu müddetçe eşlerin birbirlerini kıskanması onları birbirlerine daha sıkı bağlar. Fakat eşine güveni bulunmayan bir kimsenin her gün kendi kendini yemesi onun için tam bir stres kaynağıdır. Yaşanılan kıskançlık hayatın normal akışını engelleyecek aşamaya gelmişse yani patolojik boyut kazanmışsa ortada ciddi bir problem var demektir. Kişi böyle bir sıkıntı yaşıyorsa aşırı kıskançlığının sebebini iyi tayin etmelidir. Kendi davranışının temelindeki asıl körükleyiciyi bulamıyorsa uzman desteği alması yerinde olur.

Saygı Eksikliği/Kötü Söz Söyleme Eğilimi

Bazı beyler, “Ben kılıbık değilim, kazak erkeğiyim” sözleriyle yanlış davranışlarına geçerlilik payı katmaya çalışır. Fakat evliliğin hakikatte ne manaya geldiğini idrak edebilmiş, Efendimiz’in (s.a.v) aile yaşantısını araştırıp öğrenmiş bir kimse erkeğin ne kadar ince düşünceli, anlayışlı, saygılı, gönül alıcı davranışlarda bulunabileceğini  iki cihan Serveri’nin (s.a.v) hayatının her alanında bu güzellikleri zirve noktada müşahede eder.

Babasına, eşine, büyüğüne saygıda ve edepte kusur etmemiş bir genç hanım da eşine karşı dırdırcı, aşağılayıcı, saygısız yaklaşmayacaktır. Saygı dolu, nezaketli davranışlarla süslenmiş evliliklerde sertlik değil yumuşak ve hoş davranışlar Allah’ın bir lütfu olarak ailenin tüm fertlerinde gözlenir.

Fakat hoyrat, saygısız davranan, birbirlerine sürekli kötü söz söyleyen eşlerin oluşturduğu aile, bir fay hattı gibi şiddetli sallantılar geçirip ailedeki diğer fertlerin de çalkantılı, kötü sözlü, mutsuz bireyler olmalarına ortam oluşturur yalnızca.

Saygı eksikliği ve kötü sözler evliliğin son bulması yönünde hızla ilerlemesine yol açabilir. Saygılı bir üslup, tatlı dil ve gönül alıcı davranış, eşleri birbirlerine ısındırır, çocukların anne-babaya yaklaşımını güzelleştirir ve yuvada huzuru hakim kılar. Nitekim bu konuda Rabbimiz “Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.” (Al-i İmrân, 159) buyurmuştur.

İşkolik, İlgisiz Eş

Kişiler eş olduktan ve aynı evde yaşamaya başladıktan sonra birbirlerini nasılsa elde ettikleri duygusuyla ihmal edebilir. Oysa evlilikte çiftlerin ihtiyaçlarının başında ilgi gelir. İşkolik bir erkekle evlenmiş hanımlar, ilgi eksikliği stresiyle uzun vadede depresyona girebilir, sık sık evliliğini sorgulayabilir.

Aynı şekilde ev işleri veya çocuk bakımı ile ilgili kendini çok meşgul edip eşine yeteri ilgi gösteremeyen hanımların eşleri karısının kendisini ihmal ettiği düşüncesine kapılabilir. Evlilik kapısından geçerken çok iyi bilinmesi gereken nokta: Evlendikten sonra eşlerin önceliklerini birbirleri ile iyi iletişime, ilgili olmaya, güzel duyguları daha sıkı bağlarla beslemeye ayırmaları gerektiğidir.

İşi kendisi için her şeyden önce gelen, işine aşırı düşkün işkolik hanımlar veya beyler evlenmeye hazır olup olmadığını güzelce sorgulamalıdır. Zira iki kişilik düşünmeye, iki kişilik yaşantıya hazır olmayan bireylerin evliliği topluma faydadan ziyade yük getirecektir. Kişiler, işleri ne kadar yoğun olursa olsun az da olsa etkili vakit geçirerek eşlerini tatmin edebilirler. Bir bey işinden eve ancak geç saatlerde ve yorgun geliyor da olsa eşine iltifat ettiğinde, onunla ilgilendiğinde hanımı günboyu birlikte hoş vakit geçirmişlercesine mutlu olacaktır. Hanım da beyine takdir ve iltifat sözlerinde vefalı yaklaşıp hal ve hareketleri ile onu incitmediğinde, yeterli ilgi ve anlayışı sunabildiğinde ilgi bunalımı yaşama ihtimali azalacaktır.

Kayınvalide-Gelin Stresi

Evlilikte hanımların yaşadığı en önemli gerginliklerdendir kayınvalide gelin sorunları. Özelikle bir arada yaşama zorunluluğu olduğunda sorunların yaşanma sıklığı ve olasılığı artar. İki tarafın da çok anlayışlı, temiz kalpli olduğu durumlarda dahi bazen evde stres yaşanması kaçınılmaz olur. Bu nedenle en doğrusu herkesin kendi evinde yaşamasıdır. Bazen de ayrı evde olunsa da büyüklerin eve müdahalesi söz konusu olur.

Çoğunlukla anne-babasının isteklerini evinin iç işlerine kadar getirebilen beyler eşleriyle sorunlar yaşarlar. Büyüklerle istişare etmek, büyük sözü dinlemek ne kadar aklı başında bir davranışsa; gerektiğinde evin iç işleri ile ilgili konuyu eve mahsus kılmak ve sadece eşi ile ortak karara varmak da eşlere gerçek anlamda aile oldukları duygusunu yaşatır. Evin reisi kendi yuvası ile anne-baba evi ve hakkı konusunda ince dengeyi yakalamalıdır. Bu konularda bir sorun yaşandığında ise çevrede, aklıselim büyüklerin görüşüne başvurulmalıdır.

Gelin, kayınvalideye haksızlık ettiğinde bu kez de evin beyi evlilik stresi yaşar. Annesine haksızlık yapılmasına razı olmaması en doğal hakkıdır. Fakat erkek akıllı davranarak iki tarafı da idare edebilir. Yeter ki amacı sevgiyi artırmak, niyeti Allah rızası olsun.

Hassasiyetlerin Farklılığı

Evlilikte mutluluk için olmazsa olmaz ilk unsur eşlerin birbirlerini iyice tanıması, o doğrultuda davranış geliştirmesidir. Bu açıdan baktığımızda ilk yıllarda yaşanılan tartışmalar aslında tanışma ve anlaşma sürecine götürücüdür. Sabredildiğinde bir süre sonra eşlerin birbirlerini daha iyi tanıyıp ona göre daha uygun davrandığı ve daha az sorun yaşandığı gözlenir. Fakat hakkında birkaç kez sorun yaşanılmış bir konuda hala problem çıkıyorsa eşlerden biri eşinin hassasiyetlerini ciddiye almıyor demektir.

Örneğin, hanımının giyim kuşamı konusunda son derece hassas bir bey eşi uygun giyinmediğinde bunu sorun olarak görür. İlk uyarıları belki tartışamaya, kavgaya sebebiyet verir fakat zamanla hanımı kendisini beyine göre ayarladığında bu konuda sıkıntı yaşanmayacaktır. Beyinden güler yüz tatlı dil isteyen bir hanım yanlış davranış karşısında ilk zamanlar hırçın tepkiler verebilir. Beyefendi bu hassasiyeti fark edip hanımının alınganlığına göre ona hüsnü muamelede bulunursa sorunlardan biri halledilmiş olacaktır.

Unutulmamalıdır ki evliliğin en sevmediği düşünce bencilce düşünmedir. Diğergam davranıp eşinin mutluluğunu ön plana almadıkça evlilikte stres kaynaklarından birine ya da birkaçına mutlaka yakalanılacaktır.

Evde Sorumluluk Dağılımının Net Olmayışı

Her ne kadar evlilikler şirket ortaklığı gibi sorumluluk çizelgesiyle yürümese de insanın olduğu her yerde olduğu gibi yuvada da bir düzen gerekir. Hanım ve bey evde hangi konularda kesin sorumlu hangilerinde yardımcı durumunda olduklarını iyi bildiğinde karmaşa yaşanmayacaktır.

Kadın, evhanımı ise evle ilgili sorumlulukların çoğu kendisindedir. Beyi; bir işyerinde çalışmakla beraber tamir, fatura, gıda alışverişi gibi konulardan sorumlu olabilir. Buna birlikte iki taraf da gönüllü şekilde, şikayetçi olmadan yuva için koşturur. Aksi takdirde herkes bir taraftan “Ben şunları yaptım, sen bunları yaptın, evde her iş bana bakıyor” şeklinde söylenir. Bir de hanım dışarıda çalışıyorsa evde iş paylaşımı konusu tam bir stres kaynağı olmaya müsaittir. Bu noktada ise önemli olan hanımın çalışması kararını çiftlerin birlikte vermiş bulunması ve ona göre eşler arası dayanışma planının çıkarılmasıdır.

Eşi çalışmasına olumsuz baktığı halde sadece kendi kararı ile çalışan bir hanım, ev işlerini konusunda beyinden yardım alamayabilir ve sorumlukları onun için büyük bir stres haline gelir.

Efendimiz’in (s.a.v) ev içerisinde her halükarda eşi ile gayet yakın ilişki geliştirdiği ve gerektiğinde her konuda hanımına destek verdiğini bilmeyenimiz yoktur. Her ne iş, makam ve mevki olursa olsun bunlar kişiyi eşine destek olmaktan alıkoymamalıdır. Kadın hastalanabilir, bebek sahibi olabilir, gönüllü olarak çalışabilir. Bu durumlarda beyi ile mücadeleye girmeden sorumluluk paylaşımı yapması hanımın evine ve ev halkına daha iyi hizmet vermesine vesile olacaktır.

Birbirimize karşı iyi niyetimizi koruyup, güzel muamelede bulunduktan sonra eşimizle aşamayacağımız sorun yoktur. Stres gelir gider, önemli olan sorunlarımızın üstesinden iyi niyet ve nezaketle gelmemizdir.

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Ağustos 2010 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 59. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

6 Yorum

  1. zehra diyor ki:

    Evet herkes nerede durması gerektiğini bilirse problem ortadan kalkar. Ama ne yazık ki evliliklerde sorumluluk arttıkça eşler bu yükü diğerinin üzerine atıyor. Benim eşim mesai saati olarak az bir işte çalışıyor. 24 saatin 3*4 saatini çalışıyor. Bezende bütün gün çalışmıyor.. Bir mesleği olduğu için evde kaldığı saatlerde hiç bir ev işine yardımcı olmuyor. Bu durumda evde tatsızlıkların yaşanmasına neden olur. Sürekli evde sürekli acıkıyor sürekli evi kirletiyor sürekli evin her köşesinde fakat asla elini ev işine sürmüyor..

  2. ailedanismanim diyor ki:

    Evlilik uzunca bir yolculuğa benzer. Yolun zorlukları elbette kaçınılmazdır. Ancak bu yolda engelleri aşmak takdire şayandır. Bu aynen insanın hasta olmasına benzer. Hasta olana tedavi yapılıyorsa evliliğinde hasta yanlarının tedavi edilmesi gerekir. Evliliğinizi ölüme terketmeyin. Yaşatmak için çaba gösterin.

    Unutmayın yol bilenle kolay gidilir. Mutlaka uzman desteği alın. Bunun evliliğinize çok katkısı olacak. Aile ocağınız mutlulukla dolsun inşaallah.

  3. derya diyor ki:

    Burada yazılanlar gerçekten çok doğru ve mutlaka uygulanması gereken davranışlar. Benimde bir kızım var ve 5 yıllık bir evliliğim var. Evliliğimin şu aşaması sadece ev arkadaşlığına dönüşmüş durumda ve yukarıda yazılan 9 başlıktan 7 si bizde var. Bu durumda hayırlı olan ne olur bilemiyorum. Sırf anne baba birlikteliği ile bir çocuk büyütme fikri uğruna hayatımızı zindana mı çevirmeliyiz? Yoksa birbirine saygısı devam eden ayrı anne baba formuna mı geçmeliyiz. Kafam oldukça karışık ve kocam terapinin bize çözüm olacağına inanmıyor.. bu durum için bir fikriniz var mıdır?

  4. Elif diyor ki:

    “Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz. Müşteriyle iyi anlaşan
    iflas etmez.” der Hz. Mevlana. Hoş geçimli ve hoş geçinmek için biraz gayret sarfetsek yeterli… Yazınız çok güzel…Allah razı olsun…

  5. RUHİ FEDAKE diyor ki:

    Yazınız çok güzel ve faydalı.Allah razı olsun.. Bizleri aydınlatıyorsunuz. Keşke diyor insan bunları daha önceden bilseydim. İnşallah yeni evlenen çiftler ciddiye alsınlar. Her kelimeyi beyinlerine kazısınlar. Beyler genelde bu konularda umursamaz oluyorlar. Olmamalılar. İnsanlar evlerinde mutlularsa bu onların tüm hayatına yansır. Evlendik ve tamam artık deyip bir rehavete girmemek gerekir. Her zaman uyanık olmak,daha iyi nasıl olurun gayretinde olmak lazım. Acı tecrübeler yaşamamak için… Allah yuvalarımıza ve gönüllerimize huzur versin.

  6. Regaip diyor ki:

    Yazılarınızı beğeni ile okuyorum. Konularınız çok farklı. Ben de evliliğimde stres yaşıyormuşum. Yazınızı okuyunca farkına vardım.Teşekkür ederim. İyi çalışmalar…

Yorum Yapın