Evlilikte İletişim Neden Tıkanır?

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 13 Temmuz, 2013 | 8.548 kere okundu

Evlilikte mutlu olma niyeti ön planda olsa dahi gülün dikeni nispetinde tutulabilecek sorunlar da evliliğin bir parçasıdır. Bununla birlikte yaşanabilecek geçimsizlik nedenlerinin birçoğunun çözümü mevcuttur ve uygulaması da zor değildir.

Evliliğinde sorunlarla karşılaşmayan çift yok denecek kadar azdır. Ancak birçok mutlu evliliğin sırrı sorunların algılanmasında ve çözüm şeklinde gizli. Bu sebeple en güzeli, evlenmeden önce veya hiç olmazsa sorun yaşandığı anda doğru dili bulmak çabasıyla etkili iletişime kafa yormaktır. Bu tutum birçok sorunun çözümünde kilit vazifesi görür.

Evlilikte tartışılması muhtemel konuların başında sevgi (ilgi), ihtiyaçlar, ailelerle yani büyüklerle ilişkiler, kültür vb. geliyor. Ne yazık ki bu konuları önceden konuşmuş olsanız bile, evlilikten sonra başınıza geldiğinde başa çıkmak o kadar kolay olmayabilir. Aslında düğün sonrasında önemli olan sorunsuzluk değil bu sorunları idare etmede gösterilecek sabır ve başarıdır.

Hayatın çetrefilli yanlarını birlikte göğüsleyebilen çiftler hem evliliklerini hem de aşklarını güvenle devam ettirebiliyorlar. Çabalayarak, problemleri çözmeye uğraşarak ve günübirlik karmaşaların etrafından ustaca sıyrılmayı öğrenerek, evlilikte saadeti temin edebiliyorlar. Gösterilecek çabaların ve sıkıntılarla baş etme yöntemlerinin başında ise iletişimde, “yapılmaması gerekenler”in üzerinde de yapılması gerekenler kadar durmak geliyor. İşte evlilikte sağlıklı iletişim için yapılmaması gerekenler:

Sütten Çıkmış Ak Kaşık Rolüne Bürünüyoruz

Eşlerden birinin kendini tamamıyla haklı görerek öz eleştiriden uzak durması iletişimin tıkanmasına neden olur. “Şimdiye kadar hiçbir kavga benim yüzümden çıkmadı” ya da “Sen biraz anlayışlı olsan hiçbir sorun yaşamayız” şeklindeki konuşmalardan olumlu netice almak çok zordur. Burada kendine hiç toz kondurmamanın yanında geçmişi gündeme getirme gibi iletişimi tıkayan, sorunları derinleştiren bir tuzak da gizlidir.

“Beni çıldırtmazsan ben de böyle kızgın davranmam” gibi savunma cümleleri kendi davranışının sorumluluğunu üstlenememekten dolayı sarf edilir. Bu gibi tutumlar kişilerin davranışını kontrol edebilecek olgunluğa erişemediklerini ortaya koyar. Eğer bir sorun varsa, çözüm için eşlerin beraber bir gayret göstermeleri gerekir. Tek başına olan birinin evlilik sorunu yaşamasından nasıl söz edemiyorsak evlilikte de sorunların tek taraflı çözümü mümkün değildir. Böylesi sorunlar çözülmüş gibi görünse de aslında bastırılmış veya geçiştirilmiştir. Eşler; “Nerede hata yapmış olabilirim ve bu hatayı nasıl telafi edebilirim?” diye kendilerine sormalılar.

Güzel geçimin sırrı biraz da veliler gibi düşünmede saklıdır. Büyük veli İmam Şa’rani (k.s) bir kişiye, “Sen eşinin doğru, güzel huylu ve ahlaklı olmasını istiyorsan, kendin yüce Allah’a karşı doğru olmaya bak. Birçok insan bunu bilmediğinden kendi nefsinin huylarına bakmaz. Eşinin ahlakından şikayet eder. Eğer bu inceliği bilmiş olsalardı önce kendi kusurlarına bakar, onları düzeltirlerdi ve böylece eşlerinin kötü ahlakı da kendiliğinden düzelmiş olurdu” buyurur.

Hz. Mevlana da “Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz. Müşteriyle iyi anlaşan iflas etmez” der.

Tartışırken Eşimizi Tamamen Kötü Göstermeye Çalışıyoruz

Eşlerin birbirlerinin kişilik özelliklerini içeren eleştirilerde bulunurken genellemeler yapması da önemli iletişim yanlışları arasında. “Sen zaten ne zaman beni anladın ki?”, “Senden rica ettiğim şeyleri almayı her zaman unutuyorsun!..” şeklinde genelleme yapılarak ifade edilen olumsuz sözler, eleştirilen eşin kişiliğine yapılmış hakaret olarak algılanmaya açıktır. Böylelikle eşiniz, soruna değil kendisine yöneltilen ifadelere odaklanabilir. Bunun yerine eşinizin kişiliğine değil de davranışın sizdeki etkisine yönelik konuşursanız genelleme yapmaktan kaynaklanacak sorunlara da kapı açmamış olursunuz. “Bir eş olarak senden çok memnunum. Bununla birlikte başkalarının yanında senden ricamı geri çevirdiğinde kendimi değersiz hissediyorum” türünden soruna odaklı ve kendi duygularını iletmeye yönelik iletişim her zaman daha iyi sonuç verir. Unutmayın ki eşinizin davranışı sonucu üzüntü yaşamanız size ait bir duygu. Bu duygunun sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmayın ve hissettiklerinizi kendisi ile suçlamadan paylaşın.

Aynı Dili Konuşuyoruz Ama Aynı Duyguları Paylaşamıyoruz

İletişim kurmak sadece aynı dili konuşmak anlamına gelmiyor. Aynı duyguları paylaşmak asılında konumuzun temelini oluşturuyor. İletişimi bu yönüyle aile için düşündüğümüzde aynı duyguları paylaşmak çok önemli.

Zira Hz. Mevlana (k.s), “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir” der.

Evlilik de aynı duyguları paylaşan bireylerin oluşturduğu bir kurum değil midir zaten? Öyleyse evlilikte zorlukları ve sıkıntıları aşmada aynı dili konuşmakla birlikte aynı duyguları paylaşmanın da önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Dinlemekten Çok Konuşmayı Tercih Ediyoruz

Eşler arasında herhangi bir sorun çıktığında iki taraf da birbirini dinlemekten çok, konuşarak karşı atağa geçmeye odaklanırsa iletişimi tamamen tıkamış olur. Oysa sadece konuşarak iletişim kurulmadığının altını çizmek gerekir. Dinlemek iletişimin en etkili yöntemidir. Bu sebeple eşlerin birbirlerini kaliteli bir şekilde dinlemeleri ve anlamaya çalışmaları tartışmaların hararetini dindirecek ve sonradan çıkması muhtemel problemler için bir can simidi işlevi görecektir.

Üslup ve Beden Dilimiz Niyetimizle Çelişebiliyor

Konuşurken doğru üslup seçimi yapamamak da sağlıklı iletişimin önünü tıkayan sebeplerdendir. Bazen haklı da olsa kullandığı sert, kırıcı ve keskin dil, kişiyi haksız duruma getirebilir. Ayrıca bağırarak, kızarak bir şeylerin düzeleceğini düşünüyorsak bu büyük bir yanılgıdır. Saygı ve sevgi eksenli güzel bir yaklaşım her zaman işe yarar. Tartışma anlarında dil yaralarının tamir edilemez hale gelmemesi için bazı tartışma prensipleri edinilebilir. “Her zaman şu şu şeyleri yapıyorsun, hiç şöyle yapmıyorsun” gibi sözleri yasaklamak, konuşurken eşin sözünü kesmemek vb. kurallar tartışmaları daha az zararla kapatmaya neden olacaktır. Bu bağlamda eşler tartışma prensipleri edinebilir ve tutarlı şekilde bu kararlara uygun şekilde fikir alışverişinde bulunur.

Kin Beslemek ve Affetmekten Uzak Olmak

Affetmesini bilmemek de iletişimi tıkayan önemli sebeplerdendir. Bu erdemden uzak olan bireylerin kalbine kin ve düşmanlık duygusu hakim olur. Bu duygular bireyin olumlu adım atmasını ve muhatabını önyargıdan uzak bir şekilde dinlemesini engeller. Dolayısıyla eşlerin birbirini üzen davranışları gibi olumsuz tutumları elbette ki aile bağlarına zarar verir. Fakat aile bireylerinin aralarındaki doğru iletişimi ve muhabbeti devam ettirmesinin yolu, affetmeyi bilmek ve müsamahalı davranabilmekten geçiyor. Kur’an-ı Kerim’de Tegabün Suresi 14. ayette eşlerimiz ve çocuklarımızla ilgili Rabbimiz “…Affeder, hoş görür, bağışlarsanız muhakkak ki Allah da bağışlayandır, esirgeyendir (O da sizi bağışlar)” buyuruyor.

Evlilikte iletişimi tıkayabilecek diğer konular şöyle:

• Yıkıcı eleştiri
• Beklentileri makul tutmamak
• Eşin ruh halini anlamaya özen göstermemek
• Yaşanılan hiçbir sorunu-tartışmayı yani kötü anıyı unutmamak
• Eşin kişiliğini iyi tanımamak
• İltifatta cimri, eleştiride cömert olmak
• Sorumluluk paylaşımında eşlerden birinin fazla yük alması
• Çocuk eğitimi anlaşmazlığı
• Gereksiz kıskançlıklar
• Eşin ailesi ile iyi geçinememe

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Aralık 2010 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 62. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. Rukiye diyor ki:

    Siz evliliğiniz için ne yaparsanız yapın; affedin, sabredin, sessiz kalın, eleştiriden uzak olun, feda edin, güleryüzlü olun vs. vs.
    Karşınızda ki insan hiç bir çaba sarfetmiyorsa bunlar ne kadar devam edebilir ???

Yorum Yapın