Hayata Sınav Penceresinden Bakmak

BİREYSEL DANIŞMANLIK | | 25 Haziran, 2012 | 4.975 kere okundu

Sınavlar hayatımızın gerçekten önemli bir parçası. Özellikle yılın bazı dönemlerinde ülkemizde sınav olmayan bir pazar günü neredeyse düşünülemez.

Sonu “S” ile biten üç harfli bir ibare gördük mü, kafadan o sondaki “S” nin Sınavı kelimesinin kısaltması olduğuna kanaat getirebiliriz. Sınav ile sınanma sadece öğrencilere has birşey de değil. Memurlar, doktorlar, imamlar gibi ismini sayamayacağımız kadar çok olan meslek grubu mensupları da belli sınavlardan geçiyorlar. Her ailede bir veya birden fazla sınava hazırlanan kimse görmek mümkün.

Bu kadar sınavlarla içiçe geçmiş bir toplum olarak neden onlarla yaşamaya alışamıyoruz? Her seferinde kaygı ve sınav korkusu yaşıyoruz. Sınav zor mudur kolay mı? Çalışmam yeterli mi değil mi? Hangi konulardan kaçar soru çıkar? Zor soru olacak mı? Şansım yaver gidecek mi? sorularını soruyoruz. Bu sorular ile cedelleşeceğimize sınav sorularına çalışmak daha tutarlı bir yaklaşım değil mi? Esasında bir istisna dışında her sınavda aynı tip sorular var. Onlar da ancak bizim kitaplarımızdakiler kadar zor, internetteki deneme sınavlarındakiler kadar değişik, konu dağılımları da önceki senelerde yapılan sınavlar ile aynı. Süresi, kuralları, kitapçıkları herşeyi aynı.

Hayatımızın Bütününde Sınavındayız Blinci

Sorun, bizim meseleye dar çerçeveden bakmamızda. Hayatın bütününde sınavı değerlendiremiyoruz. Yarışan adamın finiş çizgisinden başka, yüzücünün son kulvarı görmekten başka bir hayali olmadığı gibi, sınava tabi olan kişi de sınavda tesadüfen bile olsa bir başarı elde etme hayali kuruyor. Sınav hedefine kilitlenip, hayatın içinden sınava değil sınav merceğinden hayata bakmaya başlıyor. Fakat şurası bir gerçek ki, daha bütüncül düşünmeye ve meseleyi daha geniş perspektifte değerlendirmeye ihtiyacımız var.

Sınav maratonundan bahsediyorlar da, maraton uzun süren bir koşudur. İpi göğüsleyince biter ama bizim hayatımız tek sınavdan oluşmuyor. Koşucular aynı maratonda birden fazla ip göğüslemezler ve aynı anda birden fazla maratonda koşamazlar, ama biz bir sınava hazırlanırken başkasına da girebiliyoruz ve sınavlar hayatın her alanında var. Sınava maraton demek girecek olanları korkutmaktan ve gönüllere “geride mi kaldım!?” korkusu pompalamaktan başka bir işe yaramıyor.

Hayat Boyu Engellerle Mücadele Düşüncesi

Maraton değil de belki hayat boyunca devam edecek olan engelli koşu olarak görebiliriz. Her engelin mutlaka aşılması lazım, fakat ayağımız aksasa da, tökezlesek de engeli bir şekilde geçtikten sonra diğer engellerde başarılı olma şansımız hala devam ediyor demektir. Bir engelde düşsek bile kalkıp yarışa devam edebiliriz. Hayatı, ümidimizi yarış boyunca kaybetmememiz gereken kendimizle yarıştığımız bir yarışma olarak tanımlayabiliriz.

Sadece önümüzde olan sınavı, en önemli ve bazı durumlarda tek önemli görme alışkanlığından vazgeçmeliyiz. Önümüzdeki sınav şu an için önemli, ama hayati olan birşey değil. Bundan sonraki sınavlara da “hayati” diyeceğimiz için bu sınav da “hayati” değil. Sınavı küçümsemek ve hayati olarak görmek arasında tercih yapmak zorunda değiliz. Sayısız başarı parametresi olan hayatın tek sınava indirgenmesi ne kadar sığ bir düşüncenin ürünüdür.

Son Gün, Son Ay, Son Yıl Değil Bir Hayat Projesi Olarak Çalışmak

Sınavda başarı diye birşey olmaz. Başarılı iseniz sınavda da başarırsınız. Başarılı olmanın yolu sadece çalışmaktır. Stres, keder, sıkıntı, kaygı, korku, bunalım yaşamak değildir. Düzenli ve istikrarlı çalışmaktır. Her aşamada tempolu uygun adımlarla koşmaktır. Doğru peryotlarla nefes alıp vermektir. Damarlarında biriken laktik asiti düzenli nefes alış verişler ile eritebilmektir. Son gün, son ay, son yıl değil bir hayat projesi olarak çalışmaktır. Kafa yapını, öğrenme tarzını tanımak ona göre çalışmaktır. Her çalışanın bir başarma yöntemi bulabileceğine inanmaktır.

Yüksek tepelerde hem yılana hem kuşa rastlayabilirsiniz, ama biri sürünerek diğeri uçarak yükselmiştir. C. Şahabettin.

Hayat Felsefenizi Düzeltmek İçin De Çalışın

Çalışmak bir yaşam tarzı haline gelmelidir. Bu alışkanlığı kazanmış insan, her sınavın, sonucu ne olursa olsun, kendisine yeni fırsatlar açtığını bilir. Bu insanın başarıya bakışı üretken ve şımarıklıktan uzak, başarısızlığa bakışı ise ders çıkarıcı ve sorgulayıcıdır.

Herşeyin bir bedeli vardır. Parayı vermeyenin düdüğü çalamadığı gibi, bedeli ödenmeden de sınavda başarılı olunamaz. Çünkü çalışmadan öğrenilemez. Her öğrenen sınavda başarılı olamayabilir. Ama başarılı olanlar mutlaka çalışmış ve öğrenmiş olanlar arasından çıkmışlardır. Sınananın başarmaya aday olması zaten onun başardığının göstergesidir.

Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.Keth.Moorlend.

Bu yazıyı yakında yapılacak üniversite sınavı için mi kaleme aldınız?” derseniz, “Kesinlikle Hayır” derim. Sınavlara günler kalmış. Hayatında çalışmayı felsefe edinmiş olanlar zaten başaracaklardır. Diğerleri ise sınav için değil hayat felsefelerini düzeltmek için çalışsınlar. Dışarıya bakarken dar sınav penceresini değil, hayat penceresini kullansınlar.

Kaynak:www.ailedanismanim.com

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın