Kendini Tanı!

MANEVİ GELİŞİM | | 23 Haziran, 2010 | 5.656 kere okundu

Tarih boyunca kendini tanıyabilmek için türlü yollara başvuran insan, günümüzde de bu gayretini ziyadesi ile devam ettiriyor.

Kendi gücünü keşfetme, farkındalığını artırma, duygusal zeka, ruhsal zeka, kişisel gelişim, NLP… gibi daha pek çok farklı isimle insanın kendini tanımasına yönelik çalışmalar çağımızda bocalama yaşayan bir çok kişinin gündeminde ilk sıraya yerleşti.

Sahip Olduğunuz Hazineleri Kaybettik Bir Bir

Oysa tüm bu çabalar insanın sahip olduğu fakat sonradan kaybettiği, kendi içindeki hazineleri tekrar keşfetmek için verilmiyor mu? Peki, sahip olduğu hazineleri neden kaybetti ki, diye sormadan da edemiyoruz.

Gözümüz Hep Kendimizden Başkasında

Dünyada başarılı olmak ve kariyerinde yükselmek gibi sırf maddi bir şeyler elde etmek için verilen mücadele insanı kendi içinde fakir bırakıyor. Bu kimseler zengin ve kariyer sahibi de olsalar ruhun, kalbin/gönlün huzurundan mahrum kalabiliyorlar maalesef. Sırf görüntü kısmı ile uğraştıkları için bir türlü iç huzurunu keşfedemiyor hazreti insancıklar.

Ne gariptir ki, kendini tanımak, geliştirmek ve iç huzura ermek isteyen insanın en büyük engeli yine kendisidir. Birçok kimse sorunu hep kendi dışında arar. Kendi benlik aynasından yine kendine bakmayı aklına getiremez. Çevresinde döner durur. Her seferinde başladığı noktaya geri döner. Garib-Nâme eserinde Âşık Paşa şöyle der: Kendime gelerek aklımı başıma topladım, istediğimin bana benden yakın olduğunu anladım. Ben kendime engel olduğumu anlayınca buna çok şaştım. (K.Yavuz, 5580-5585) Kendi tanıyan, gönül ehli hak aşığına şöyle seslenir Âşık Paşa; ‘Ey Hakk’ın ışığı! Ne elim ne ayağım var, elimden tutup yolumu aç.’

Kendini Tanıyan Ve İç Huzurunu Yakalayan Bir Dost Ara

Tüm bilginlerin tekrarlayıp durduğu bir söz var, ‘ey insan kendini tanı’. Biz de, ‘kendimizi nasıl tanıyacağız?’ sorusunu sorup duruyoruz her defasında.

Bilginler ve arif/sadık kimseler bu soruya, ‘gerçekten kendini tanımak ve iç huzurunu yakalamak istiyorsan öyleyse kendini tanıyan ve iç huzurunu yakalayan bir dost ara’ diye en kestirme cevabı verirler.


İnsan Önce Kendi Engelini Aşmalı

İnsan kendi tanımak için önce kendi engelini aşmak zorunda. Zira kendi engeli ile boğuşan insan nefsini tanıma fırsatı bulamayacak ve boşlukta kalmaya devam edecektir. İnsan kendini tanımak ve özüne yönelmek istiyorsa işe; vücüt, nefis, cân, gönül, akıl, aşk, rıza gibi yedi menzili aşmakla başlamalı. Âşık Paşa, kendi içine seyehat edip özündeki hazineyi keşfetmeyi isteyen kimselere saydığımız bu yedi menzili geçmesini tembihler. Bu yedi menzilde onlara, ‘‘Bana sefer düştü, asıl dostu anıp ondan yana gidiyorum. Benimle dost isen gel beraber gidelim, yok eğer yabancı isen seni bırakır giderim’ çağrısında bulunmasını, eğer kendini tanıma yolculuğuna beraber çıkmayı reddederlerse onları yolda bırakıp yola devam etmenin şart olduğunu tembihler Âşık Paşa.

Altı engel aşılıp rıza makamına gelince,
“Ey rıza tut elimi. Çünkü gelip yolum sana çattı. Ya birlikte gelip bana yoldaş ol, yahut yol ver de dosttan tarafa gideyim.” dedim.

O da ‘Benden geçmek için güç, gücü yetmeyene de ibadet lazım. Gitmek için takatin, yahut kalkıp nazlanmak için ibadet ve amelin var mı?

Geçip gitmek için gücün, niyaz edip nazlanmak için de ibadetin yok. Sen de geçemezsin, bunu iyi bil, baksana pek çok kimse burada kalmıştır.’ dedi. (K.Yavuz, 5545-5555).

Anlaşılan o ki insanın kendini tanıması kolay bir iş değil. Mücadele gerektiriyor. İrade, samimiyet, sabır ve Hz. Allah’a halisane bir kulluk gerektiriyor. Çünkü güç, takat, irade, ilahi yardım ve kullukta gizli.

Yoksa kendini tanıma yolculuğunun daha ilk durağında ayağı tökezler hazreti insanın. Hülasa, önce kulluk sonra yolculuk.

Paylaşmak Güzeldir

3 Yorum

  1. Nihal diyor ki:

    insan iki kere dogğar hayata..

    birincisi anasının karnından doğuşu..
    ikincisi kendinden tekrar doğuşu..

    işte kendini tanımaya çalişmak deneyimi insanin kendi kendinden ikici kez doğuşunun öykusü.. tefekkürün iç dünyamızdaki yüzü..

    kendini tanımaya çalışmak için bu yola baş koyanlara selam olsun!

  2. *Eyyüp Beyhan diyor ki:

    Yazılarımızın böyle güzel ve maneviyat dolu hisler uyandırması mutluluk verici. İfadeler gerçekten güzel. “Önce tövbe ile geçmiş defterimizi bir temizleyelim. Samimi ve kesin kararlı azimli bir niyetle, gözyaşlarıyla…Sonra o pırıl pırıl sayfalara bir leke gelecek korkusunu sırtımıza alıp ağır ağır ama ne yaptığını bilerek adım atalım aşk ve muhabbet basamaklarına… Bu yolda ayağımız tökezlerse, yılmak yok. Çünkü başka yol yok. Başka kurtuluş yok…”

    Bu güzel paylaşımınız için teşekkürler…

  3. RUHİ FEDAKE diyor ki:

    Yunus Emre diyor ya: Beni bende demen bende değilim/Bir ben vardır bende benden içeri…
    İşte o en içteki beni keşfetme yolcuğunda acaba yolun neresindeyiz? O yolun, yolcusu olduğumuzun farkında mıyız? Herşey farkındalıkla başlar zira.
    Önce bir oturup düşünelim. Silkinelim şu dünyanın bomboş saçmalıklarından. Bir iç seyahat yapalım.
    Haydi hep beraber düşünelim ve yeni bir güne yepyeni hedeflerle yeniden başlayalım.
    Önce tövbe ile geçmiş defterimizi bir temizleyelim. Samimi ve kesin kararlı azimli bir niyetle, gözyaşlarıyla temizleyelim o defteri…Sonra o pırıl pırıl sayfalara bir leke gelecek korkusunu sırtımıza alıp ağır ağır ama ne yaptığını bilerek adım atalım aşk ve muhabbet basamaklarına…Ağır ağır, korkarak, ağlayarak, yalvararak, yanarak…En tepedeki güneşe yaklaştıkça daha da yanarak..
    Sağımızda solumuzda bizi kışkırtan, gülenlere, alay edenlere, şaşırtanlara dönüp bakmadan… Gözümüz en tepede…Kalbimiz aşkla ‘Allah Allah’ diyerek…
    Ya ayağımız kayarsa…Ya bir yere takılırsak…Ya da gücümüz tükenir de ileriye gidemezsek…tepetaklak geriye yuvarlanmak da var…Ama yılmak yok. Çünkü başka yol yok, başka kurtuluş yok…
    Kurtuluş gemisine binmek lazım. O kaptanı bulmak lazım. Elimizden tutacak bir DOST lazım.Yüz kere düşsek de hadi gel diye bizi çağıracak bir ses lazım…O gemiye binemesek de o yolda ölmek lazım…Adı için yaşamak…Adı için ölmek ve asıl vatanda ebediyyen gülmek…
    Yapamasak da yapanları sevmek, ardından gitmek eteklerine yapışan bir gibi de olsak onlarla gitmek…Yazınız bana bunları düşündürdü kusura bakmayın yorum değil yazınızdan aldığım ilhamla farkına varmadan döküldü hislerim tuşlara..Sürçü lisan etti isek affola.

Yorum Yapın