KIRMAK

MANEVİ GELİŞİM | | 16 Şubat, 2011 | 3.132 kere okundu

Bir cesaret yeter bazen tarihin akış yönünü değiştirmeye. Yürekli olmak kafi gelir bazen yıkılmayacak zannedilenlerin yer ile yeksan olmasına.

Her yerimizi sarmış olan putları kırmak için, bıkmak mı gerekir onlardan, usanmak mı? Yanımızı, yöremizi, köyümüzü, yurdumuzu kaplamış sanemlerden kurtulmak için deprem mi lazımdır, sel felaketi mi, veba mı, taun mu? Ne yapacağımızı bilememek mi, yoksa bir türlü karar verememek mi veya başımıza bir zarar erişmesinden korkarak mı, putlara doğru bir hamle yapmaktan çekiniyoruz.

Bir cesaret yeter bazen tarihin akış yönünü değiştirmeye. Yürekli olmak kâfi gelir bazen yıkılmayacak zannedilenlerin yer ile yeksan olmasına. Gözü pek bir yiğitlik başarır bazen en olmayacak sanılan zorlukları aşmayı. Sadece niyet bile dağları oynatır yerinden. Hele bir giriş bakalım, nasıl açılacak sana yollar ve kapılar. Sen başla, arkasını getirmek sana ait değil. Yumuşayacağını görürsün demirlerin ve tunçların. Kolaylaşacağını görürsün engellerin ve zorlukların.

Misal mi istiyorsun? Örnek mi bekliyorsun? Geçir tarihi bir şerit gibi gözünün önünden. Bütün peygamberler birer numune değil mi? Bir tek kişi iken bütün bir toplumu değiştirmediler mi? Yalnız bir fert iken devletleri ve tarihi sarsmadılar mı? Ya son peygamber, Kâinatın Efendisi (s.a.v.) bana ve sana en güzel örnek değil mi? Mekke’deki putların nasıl birer birer kırıldığını hatırla. Nasıl devrildiklerini yerlere, un ufak olduklarını unutma. Kisra putunun berhava edilişini anımsa. Bizans’ın dize getirilişini. Batı putlarının köklerinden sarsılışlarını…

“heyulası zamanın gözlerden girerken içeri
bir yılanı tuttum öldürdüm siyah bir yılanı
gözlerinden baktım azgın ve zümrüt gözlerinden,
leke leke boynunda kasılmış ellerim
gerilmiş vücudum azrail geçiyor yöremden
titreyip ürperiyoruz ölüm yakınlığından,
yılan ölüyor ben ölüyorum gülüyor zaman.”

Şimdi putlar Truva atı gibi içimizde. Her yanımızda ve yöremizde. Nefsimiz de put bize. Şahıslar putlaşmış bize. Putlar artık heykel değil. Putlar artık, kilden, çamurdan, alçıdan, mermerden, tunçtan değil. Öylesi de var, evet, her türlüsü mevcut ve ayakta ve faaliyette. Etten ve kemikten, lakin asıl bizi perişan eden, kulluktan çıkaran ve yoldan alıkoyan…

Tarihin puta tapıcılık dönemleri vardır. İnsanoğlunun yoldan çıktığı ve hakikate döndüğü devreleri vardır. Tarihin tekerrürü zaruridir, kaçınılmazdır. Her put yıkılmış ve yok olmuştur. Her sanem devrilmiş ve yer ile yeksan olmuştur. Onun için korkun artık, ey en zayıftan daha zayıf putçular? Yeniden put kırma mevsimi geldi. Savrulun artık ey putlar? Yeniden esiyor rüzgâr, başladı korkunç fırtına, kulaklıkları sağır eden sayha yeniden çığlık çığlığa, yakmaya başladı ateş, şimşekler çakıyor üst üste… (Kaynak: H.M. Hepsev, Yüce Devlet)

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın