Kişilik Gelişiminde 1,5-3 Yaş Aralığına Dikkat!

ÇOCUK EĞİTİMİ | | 18 Ekim, 2010 | 3.131 kere okundu

 

Bu dönemde kas ve hareket gelişimi hızlanmış ve ayağa kalkıp yürüyen çocuk anne kucağından çevreye doğru uzanmaya, kendi başına hareket etmeye başlamıştır. Çocuk, fiziksel ve psikolojik olarak bağımsızlığını kazandıkça kişilik için yeni imkânlar ortaya çıkar.

Bu Yılların Olumlu Unsuru Özerklikken, Olumsuz Unsurlar Utanma ve Şüphedir

Bu dönemde çocukta işeme ve dışkılama işlevini gören kaslar olgunlaşmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu kasların olgunlaşması, işeme ve dışkılamanın artık isteğe bağlı olarak yapılabileceği anlamına gelmektedir.

Böylece birbirine karşıt iki istek, iki eğilim ortaya çıkmıştır. Çocuk, birbirine karşıt iki eğilim arasında bir seçim yapabilme durumuna gelmiştir. Bu durum çocuk için yepyeni bir kabiliyetin gelişmesi demektir; tutmak ya da tutmamak; yapmak ya da yapmamak. İşte, özerklik duygusu birbirine karşıt istek ve eğilimler arasında bir seçim yapabilme gücüdür. İşeme ve dışkılamayı isteyince tutabilme ya da bırakabilme giderek toplumsal anlam taşıyan birçok davranışa örnek teşkil eder ve genelleşir.

Bu dönemde çocuk dışkısını ne zaman, nereye yapabileceği veya evin nerelerini araştırmaya müsaade edildiği gibi kurallarla karşılaşır. Bu kurallar çocuğun gelecekte karşılaşacağı toplumsal kurallar konusunda onu hazırlar. Burada dikkat edilecek nokta, çocuk özerkliğini kazanırken onu kurallar altında ezmemek ve kişilik gelişiminin önünü tıkamamaktır.

Çocuk içinde bulunduğu toplumun beklentilerine göre bazı şeyleri yapmayı öğrenirken, ağır utandırmalar ve cezalarla karşılaşırsa utanç ve kuşkuculuk duyguları yerleşir. Böylece bu duyguların etkisi ile seçim yapabilme ve irade yetilerinin gelişmesi engellenebilir.

Duygu Doğru Ya Da Yanlış Değildir, Sadece Gerçektir

Bu dönemdeki çocukların korkularında sıfır-bir buçuk yaş evresine göre farklılaşma ve artmalar görülür. Bu dönemdeki korkular karanlık, köpek, şimşek, ani ses ve yalnız kalma v.s. sayılabilir.

Duygular konusunda yetişkinlere düşen görev, onların doğal olduğunu kabul etmek ve çocuğun duygusunu dile getirmesine izin verip saygı göstermektir.

Duygu doğru ya da yanlış değildir, sadece gerçektir. Ancak duygunun yol açtığı davranış doğru ya da yanlış olabilir. Örneğin Mehmet’in gerektiğinde babasına kızması yanlış değildir. Ancak bu kızgınlığı ifade şekli eğer saldırgansa, o davranış yanlıştır.

Üç yaşından itibaren öfke nedenleri daha çok sosyal olaylardır; örneğin bir akranla tartışma, bir yetişkinle denetim çatışması, bağımsızlık isteği vb.

Öfke ve saldırganlık tepkileri her zaman bastırılması gereken olumsuz tepkiler olarak görülmemelidir. Bazı durumlarda çocuğun öfkelenmesi olumlu olmaktan öte, gereklidir. Hakkı çiğnenen, emekle yaptığı bir resmin başkası tarafından yırtıldığını gören, daha büyük bir çocuğun kardeşini dövdüğünü gören çocuğun öfkelenmesi ve hatta saldırganlık göstermesi doğaldır. Aynı şekilde ona verdiği sözü tutmayan yetişkine kızması da gayet doğaldır. Ancak, haksız istekleri reddedilince, yaptığı işte zorlukla karşılaşınca, yetişkinlerden sürekli ilgi görmeyince öfkelenip saldırgan olan çocuk, uyumsuz demektir.

Saldırganlık konusunda yetişkine düşen görevleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Çocuğun öfkesini anlamaya çalışmak.
  2. Öfkenin doğal bir duygu olduğunu kabul etmek.
  3. Çocuğun çevresine ya da kendisine zarar verecek davranışlar yapmasını önlemek.
  4. Çocuğa saldırganlıktan başka çözümler olduğunu öğretmek.
  5. İyi model olmak.
Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın