Misafir Ne Getirir Ne Götürür?

MANEVİ GELİŞİM | | 28 Mayıs, 2010 | 3.808 kere okundu

Efendimiz (s.a.v), “Şunu iyi bilesiniz ki, her misafir kendi rızkı ile gelir. Ve kimse kimsenin rızkını yiyemez, eksiltemez. Hatta misafir, bir evin bereketini arttırır ve o evin rızkında artma olur” buyurur.

Sahabe efendilerimizden biri misafir ağırlamayı çok sever. Hiç kimseyi bulamasa da yanında en azından bir kişiyle eve gelir. Hanımı ise artık kocasının her gün yanında bir kaç misafirle gelmesine tahammül edemez olmuştur artık. Birkaç defa kocasına “Sen her gün birkaç misafirle geliyorsun. Gelen misafirler, çocuklarımızın rızklarını yiyorlar” dediyse de kocası yanında misafir getirmeye devam eder. Hanımı dayanamayıp Rasulullah’a şikâyete gitmeye karar verir: “Ey Allah’ın Rasulü! Kocam her akşam eve birkaç misafir getiriyor; böylece de kocamın kazandıkları hep misafirlere gidiyor. Bir gün hastalanıverse, açlıktan ölmekten korkarım” der.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) kadının kocasını huzuruna çağırtır. Adam “Ben misafirsiz edemem! Soframda misafir olması bana neşe ve huzur veriyor” der ve diretir. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) kadına, bir misafire razı olup olmadığını sorar. Kadın buna da razı değildir. “Ben çocuklarımın rızkını başkalarının yemesine rıza gösteremem” diye fikrinden vazgeçmez. Adam hiç olmazsa bir misafirde ısrar edince; kadın başka çaresinin olmadığını anlar ve bir misafire razı olur.

Ancak o akşamüzeri beyi, yine eve iki misafirle gelmiştir. Kadın sinirlenir, içi içini yer fakat yine de yemek hazırlamak için mutfağa girer; üç kişilik yemek hazırlayıp tepsiyi kocasına uzatır. Az sonra misafirlerden birinin çıkıp gittiğini görür. Hazırlanan yemeklerden biri de yenmemiştir. Hanım merak eder ve eşine: “Misafirin biri niçin yemek yemeden çıkıp gitti?” diye sorar. Adam şaşırır. “Sen hangi misafirden bahsediyorsun. Ben bir misafirle geldim, o da içerde işte” diye cevap verir. Kadın çok iyi görmüştür. Misafirin birisi yemek yemeden çıkmıştır. Bu münakaşanın içinden çıkamayacaklarını anlayan karı-koca, hemen Efendimiz’e (s.a.v) müracaata giderler ve durumu anlatırlar.

Her Misafir Kendi Rızkı İle Gelir

Onları dinleyen Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Evet! Eve iki misafir gelmişti. Fakat bunlardan birisi hakiki insan değil, insan suretine giren rızıktı. Allah (c.c) hanımını akıllandırmak için rızkı insan kılığına sokmuştu.

Şunu iyi bilesiniz ki, her misafir kendi rızkı ile gelir. Ve kimse kimsenin rızkını yiyemez, eksiltemez. Hatta misafir, bir evin bereketini arttırır ve o evin rızkında artma olur” buyurur. Hanım, bu hadiseden sonra misafir ağırlamanın önemini idrak eder.

Yaşadığımız dönemde akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin zayıflaması misafir istemeyen kadınlar veya adamlar olmamızdan kaynaklanıyor belki de. “Geçim sıkıntımız çok; ancak kendimize bakabiliyoruz, bir de akraba, komşu telaşesini kaldıracak durumumuz yok” diye düşünmek misafirin rızkı ile gelip, yediğinin dokuz katını geriye bıraktığına inanmamaktan geçiyor.

Yalnızca bu dünyada değil ahirette de misafirin bize hayrı çok. Onlara yaptığımız ikramların fazlası ve daha güzeli ebedi yaşayacağımız diyarda bize ikram edilecek. Akrabayı misafir etme ve ağırlama ise diğer misafirlere göre kat kat sevaplı. Zira hem misafir ağırlama sevabı getiriyor hem de akrabaya iyilik etme, sıla-i rahimi gözetme sevabı.

Misafirden Geriye Kalan

Bir gün Peygamberimiz’in (s.a.v) ailesi bir koyun kesip ihtiyaç sahiplerine ve fakirlere dağıtmışlardı. Efendimiz (s.a.v) eve gelince koyundan geriye ne kaldığını sordu. “Sadece bir kürek kemiği kaldı” dediler. Bunu üzerine Efendimiz (s.a.v) “Desenize, bir kürek kemiği hariç hepsi duruyor” buyurdular.

Efendimiz’in (s.a.v) bu sözünden, kişiye asıl fayda sağlayanın Allah yolunda yaptığı harcamalar ve hayırlar olduğunu anlıyoruz. Zira insanın dünyada kendi nefsi için harcadığı, yiyip içtiği şeyler tükenip gidecek. Allah için yaptığı hayırlar ise ahirette kendisinin karşısına büyük bir kâr olarak çıkacaktır.

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın