Sakin Ol, Sinirlerine Hakim Ol!

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 11 Ağustos, 2011 | 7.969 kere okundu

Bazı iletişim problemleri sadece duyguların negatif pozisyonundan değil, hissiyatımızı paylaşma tarzımızdan da kaynaklanıyor. Ne de olsa yaradılışımız gereği sevgi kadar öfke de bize ait özellikler arasında. O halde olumsuz duyguları ifade etmede tavrımız nasıl olmalı?

Eşlerin sevilen davranışlarıyla birlikte öfke ve kızgınlık gibi birbirlerinin olumsuz duygularını da paylaşması gerektiğini vurgulayan uzmanlara göre, evlilikte bazı iletişim problemleri negatif düşüncelerimizi paylaşma tarzımızdan da kaynaklanıyor. “Eşlerin konuşmaya, dinlenilmeye ve anlaşılmaya ihtiyaçları vardır. Ortaya Çıkacak sıkıntılarda, sorunu birlikte çözmek en geçerli yol.

Eşle geçirilen zaman boşa harcanan zaman değildir. Sizin ona, onun da size ihtiyacı var. Konuyla ilgili pek çok araştırmada geçen not bu şeklide devam ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre iletişimin olmazsa olmaz kuralı, gelişmeye açık olmak ve karşı tarafı anlamaya çalışmak. Bu da kendini onun yerine koymak/empati ile mümkün.

Empati yeteneğinin geliştirilmediği evliliklerde iletişim kazaları sıklıkla yaşanıyor. Tüm bunlara rağmen mutluluğu yakalayan eslerin şu özellikleri daha belirgin: Doğru iletişim kurabilen, neler hissettiğini iyi ifade eden ve suçlamadan dile getiren…

Yıllar Önceki Sorunları Gündeme Getirmeyin

Bazı esler geçmişte yaşanan kırıcı olayları hafızalarında canlı tutarak her tartışmada karşı tarafa söylenmeye başlar: “Yıllar önce annenin bana yaptıklarını nasıl unutabilirim?..” gibi can sıkan hatırlatmalar, o an üzerinde konuşulması gereken sorunu çözüme kavuşturmaktan ziyade mevcut problemi körükler. Önceden yaşanılan sıkıntıların unutulmaması normaldir ancak mağduriyetini olumsuz üslup ve beden diliyle sürekli eşin başına kakmak, durumu anlaması için faydadan çok, ters etki yapar.

Bazen de eşler hatalarını aradan belirli bir zaman geçtikten sonra anlayabilir. “Bunları daha önce düşünecektin, şimdi hiçbir anlamı kalmadı” sözleri, hatasından ders çıkarmaya çalışan eşin gelişimi ve olumlu değişimine engel olur.

Kimi esler ise, birbirlerinin söylediklerinden çok, ima ettiklerini ya da söylenenlerin arkasındaki niyeti anlamaya çalışır. “Beni sevdiğin için uyardığını söylüyorsun ama senin asıl niyetin beni aşağılamaktı!” der.

Böyle durumlarda işi yokuşa sürmektense olumlu değişikliği görebilmek ve bundan dolayı ne kadar mutlu olunduğunu ifade etmek daha yapıcı bir iletişimi mümkün kılar. Sorunlarınızı aktarırken eşinizi yakın bir dost kabul edip, içerisinde bulunduğunuz ruh halini ve kendisinin desteğiyle bu olumsuz duygulardan kurtulmak istediğinizi dile getirdiğinizde eşiniz uygun tepkiler verecektir.

Doğru kelimeleri kullanmayı başardığınızda sıkıntılarınızı dile getirmeniz sevginize zarar veremediği gibi, aranızdaki yakınlığın artmasını da sağlar.

Duygusal Zekanız Yükseldikçe İletişiminiz Gelişir

Duygusal zekası gelişmiş kişilerin evlilik ve iletişimlerinin daha başarılı olduğu biliniyor. Duygusal gücünü kullanan kişi duygularını tanıyabiliyor, onları kabullenip uygun şekilde ifade edebiliyor ve ayrıca kendi duygusunu tanımlayabildiği ve tanıdığı, yani “farkındalık” düzeyi yüksek olduğu için karşısındaki kişilerin hislerini daha iyi anlayabiliyor. Zira duygusal zekasını geliştirebilmiş olan kişi, kendisini başkasının yerine koyabilmesinden ötürü ilişkilerinde daha başarılı oluyor.

Evlilik ve Aile Terapisti aynı zamanda iletişim Uzmanı Ebru Üzümcü’ye göre empati kurma becerisi gelişmiş, ‘biz bilinci’ne sahip aile ortamında yetişmiş, değerlerinin ve önceliklerinin farkında olan kişiler daha iyi iletişim kuruyor. Örneğin, akşam işten dönen erkek yorgun ve acıkmıştır. Bir de bakar yemek hazır değil, üstelik hanımın morali bozuk! Potansiyel bir problem durumu vardır! İletişim becerisi gelişmiş bir eş, bu durumda öncelikle hanımının canının sıkkın olduğunu fark eder ve onun sıkıntısını yüreğinde hisseder; sevecen bir şekilde eşine yaklaşarak üzgün görünmesinin sebebini sorar. Önceliğini eve gelir gelmez sofraya oturmaya ya da kendi isteklerinin yerine getirilmiş olmasına değil, sorunları paylaşmaya, eşiyle anlamlı bir ilişki geliştirmeye ayırır.

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Şubat 2006 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 6. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. Kübra diyor ki:

    Aile danışmanlığının yanında bireysel danışmanlıkta yapabilmeniz mümkün mü acaba? Eşlerin birbirine olan tutumlarının analizini bu kadar iyi yapan bir uzmanın, sosyal yaşamda da bireyler arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği konusunda dikkate değer tavsiyelerinin olabileceğini düşünüyorum. Teşekkürler…

Yorum Yapın