Sevgi ve Sabır Her Engeli Aşar

HAYAT AKADEMİSİ, MANEVİ GELİŞİM | | 01 Ocak, 2019 | 424 kere okundu

engeli-aş

Bir gün öğretmenler odasında sohbet ederken müdür yardımcımızın okula gözleri görmeyen bir öğrenci geldiğini söylemesiyle konu birden değişmiş ve öğretmen arkadaşlar acaba O’na nasıl ders anlatabiliriz diye düşünmeye başlamışlardı. Öğrencimizin Braille alfabesini bildiğini onunla notlar alabildiğini öğrenince öğretmenler biraz olsun rahatlamıştı. Anlaşılan oydu ki Elif Sıla’dan görme engellilerle ilgili birçok şey öğrenebilecektik ve onlara bakış açımız da değişecekti. Öğrencimizin olduğu sınıfa derse girip Elif Sıla’yı gördüğümde çok şaşırmıştım çünkü dini bilgisi oldukça iyiydi. Daha önce Kur’an Kursu’na gitmiş hatta hafızlık için de ön hazırlıklara bile başlamıştı. Bu beni fazlasıyla mutlu etmişti. Ancak ortada bir sorun vardı. Elif Sıla’yı ablası sabahleyin okula teslim ediyor sonra ise ancak çıkışta alıp eve götürebiliyordu. Dolayısıyla okul içinde gün boyunca Elif Sıla’nın koluna girip ihtiyaçlarını giderecek, O’na gören göz olacak birine ihtiyaç vardı.

Elbette O’na gören göz olabilmek, her ihtiyaç duyduğunda hemen yanında olabilmek herkes için kolay bir şey değildi. Herşey den önce sabır gerektiren ve çok hassas olunması gereken bir durumdu. Bu nedenle Elif Sıla’nın rehber öğretmeni her gün bir kız öğrencinin Elif Sıla’ya destek olması için yanına oturmasını rica etmişti. Ancak günler geçtikçe Elif Sıla’nın her gün yanına O’na destek için oturan öğrencilerden biri; sıcaklığı, içtenliği ve özellikle de sabrı ile ön plana çıkmaya başladı. O; okulumuzda ağırbaşlılığı, mütevaziliği ve edebi ile ön plana çıkan ve herkesin parmakla gösterdiği öğrencilerden biri olan Şirin’den başkası değildi.

Aslında Şirin bile Elif Sıla ile karşılaşıp O’nun kendisine “Bana yardım eder misin?” dediğinde bu sorumluluğu nasıl üstleneceğini bilememenin tedirginliğiyle bocalamıştı. Hatta Elif Sıla okula sonradan geldiği için uyum aşamasıyla geçen kısa bir süreden sonra araya giren yaz tatilinde Şirin, Elif Sıla seneye okula gelmese sanırım daha iyi olur diye bile düşünmüştü. Okullar açılıp tekrar okula gittiğinde Elif Sıla, Şirin’i o kadar çok özlemiş ki onunla karşılaşır karşılaşmaz sımsıkı sarılmış; hem de öyle bir sarılma ki Şirin, içimde o anda öyle güzel bir sıcaklık hissettim ki unutamam diye o kırılma ânını anlatıyor. Ve herşey bu sıcacık, içten sarılmayla bambaşka bir seyir izlemeye başlıyor.

Şirin, Elif Sıla için nelere katlanmıyor ki; çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atarak neler yapmıyor ki! Teneffüste Elif Sıla’nın koluna girip bahçede hava alması için gezdiriyor, kantinden onun için bir şeyler alıyor, lavabo ihtiyacını gidermesini sağlıyor, derslerde hem kendi konuyu anlamaya çalışıyor hem de Elif Sıla’nın anlaması için çaba harcıyor ve daha neler neler… Çoğumuzun belki de ne var bunca canım deyip de sonradan sıkılıp ama yeter artık biraz da başkaları ilgilensin diyebileceği nice şeyleri sıkılmadan, üşenmeden sabırla yapıyor çünkü Rabbimizin “…Allah sabredenlerle beraberdir.” ayetini çok iyi özümsemiş nadide bir öğrenci Şirin. Bu nedenle artık Elif Sıla ile Şirin, aralarından su sızmayan iki dost, iki sırdaş hatta iki can kardeş.

Başlangıçta Şirin’in yaşadığı tedirginlikler zamanla kaybolmuş aksine onunla ilgilenmekten zevk almaya başlamış, tarifsiz bir iç huzuru ve mutluluğu yaşamaya başlamış. Ancak yine de sorunlar yok değil, Elif Sıla da Şirin de 8.sınıf öğrencisi yani LGS’ye hazırlık dönemindeler ve çok sıkı çalışmaları gerekiyor. Veli toplantısında hiç unutmuyorum Şirin’in annesi belki biraz da haklı olarak Şirin’in sürekli Elif Sıla ile ilgilenmesinden derslerine yeterince kendini veremediğini düşünerek serzenişte bulunmuştu. Öğretmen arkadaşımız da Şirin’in annesine: “Evet haklı olabilirsiniz ama bir de işin olumlu tarafından bakalım; belki de Rabbim, Şirin’e Elif Sıla’ya bu karşılıksız desteğinden, kendini feda edercesine O’na yardımcı olmaya çalışmasından dolayı ödüllendirecek. Çünkü Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bu konuda müjdesi var: “Bir kimse, kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da onun ihtiyacını karşılar.” diyerek Şirin’in annesini teselli etmişti.

Gün geçtikçe birbirine daha çok bağlanan ve adeta ailesinden biriymiş gibi çok dikkatli bir şekilde Elif Sıla’ya sabırla destek olan Şirin, Elif Sıla’nın hiçbir engeli olmadığını düşünüyor sadece çevresindeki insanların arkadaşlığına, dostluğuna ve saygısına ihtiyacı var diyor, zaten buna hangimizin ihtiyacı yok ki diye de ekliyor. Bu nedenle Şirin, Elif Sıla engelli değil; O ve O’nun gibilere engelli gözüyle bakanlardır asıl engelli olan; halbuki biraz dostluk, biraz saygı ve bir tutam da sabır yeter de artar bile diye düşünüyor. İşte Şirin bunları uygulamış ve başlangıçta çok da tatlı başlamayan bir arkadaşlık hikâyesi sonunda çok tatlı bir meyveye yani en önemli sırların bile paylaşıldığı mükemmel bir dostluğa kapı aralamış. Atalarımız boşa dememiş “Sabır acıdır; meyvesi tatlıdır.” Ne mutlu sabredip meyvesini yemeyi hak edenlere…Rabbim Şirinlerin sayısını artırsın çünkü dünyamızı sabırla yapılan iyilikler kurtaracak…

 

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın