Sevgimi İfade Edemiyorum

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 02 Aralık, 2010 | 7.066 kere okundu

Eşinizi, çocuğunuzu, arkadaşlarınızı ya da diğer yakınlarınızı çok sevdiğiniz halde onlar bunu yeteri kadar hissetmiyorlarsa sevgi iletişiminizde doğru mesajları gönderdiğinizden emin olmanız gerekiyor.

Efendimiz’e (s.a.v) “En sevdiğin kim?” diye sorar Amr bin As (r.a). Allah Rasulü “Aişe” der. “En sevdiğin erkek?” diye sorduğunda ise “Aişe’nin babası Ebu Bekir” der. Hz. Ebu Bekir’i de yine sevdiğinin adıyla, kızına bağlayarak anar. Sevgisini bu kadar açık ifade eden Efendimiz’in yanına bir gün sahabe-i kiramdan biri uğrar. Adam gittikten sonra yanındaki kişi Efendimiz’e “Ey Allah’ın Rasulü! Ben bu kişiyi gerçekten seviyorum” der. Peygamberimiz (s.a.v) “Peki sevdiğini ona bildirdin mi?” diye sorunca “Hayır” der arkadaşı. Hz. Peygamber “Ona bildir” buyurur.

İnsan Sevildiğini Sadece Bilmek Değil, Görmek De İstiyor

Eşine olan hislerini açık yüreklilikle ifade eden erkekler “romantik” sınıfına giren makbul eş adayı olarak görülürken, otoritelerinin zayıflamasından korkan geleneksel, “kazak” erkek modeli ise hanımlar için cazip olmayan eş tiplemeleri arasında yer alıyor. Bu tip erkeklerin bir kısmı kültürün verdiği çekimserliği dine bağlamak gibi bir yanlışa dahi düşebiliyor. Geleneksel yaşantıyı sürdüren hanımların birçoğu ise “Sevgimi ifade edersem ayıplanırım” düşüncesiyle veya utangaçlıyla önemli bir sünneti gözden kaçırdığını fark etmiyor bile. Sonuç olarak sevgiyi dışa vurma konusunda sanıldığının aksine sadece erkekler tutuk davranmıyor. Duygusal yapılarına rağmen kadınlar da sevgisini ifade etmede zorlanabiliyor. Ancak kadın erkek kim olursa olsun sevildiğini sadece bilmek değil görmek de istiyor.

“Sevginin ifade edilmesi ihtiyacı evlilik hayatımızı ne kadar etkiler?” sorusunu yönelttiğimiz Evlilik Danışmanı Yasemin Yalçın Aktosun bu durumun kişilerde ve ailede ciddi sıkıntı oluşturup oluşturmadığını şöyle açıklıyor: “Sevginin ifade edilmesi, çok abartılı olmamak şartıyla, kim olursa olsun ‘sen değerlisin’ mesajını verir. İlişkiyi kuvvetlendirir. Sen değerlisin duygusunu ulaştırdığınızda karşı taraf da sizi mutlu etme çabasına girer. Fakat yalnızca ifadeyle tatmin olunmayabilir. Önemli olan karşımızdakinin ihtiyacını doğru okuyabilmektir. Karşılıklı olarak ihtiyaçlar karşılanmadığında evlilik sorunları baş gösterebilir.”

“Seni Seviyorum” Sözlerini Davranışlarla Desteklemeli

Uzmanlara göre “Seni seviyorum” sözcükleri sevgi iletişimi için kaçınılmaz; ancak bu sihirli kelimeleri çok sık kullanmak önemini yitirmesine neden olabiliyor. Sözlü bildirimin ardından mutlaka uygulamalarla duygularımızın desteklenmesi gerekiyor. Öte yandan sevgisini farklı biçimlerde gösteren birinden ille de sözle muhabbetini açıklaması beklenmemeli. Bu durumda eşlerden biri –ki özellikle de hanımlar- “Her durumda bu sözcükleri duymaya ihtiyacım var” diye düşünüyorlarsa diğer eşin hassas davranması ve özellikle belirli kelimelerle muhabbetini dile getirmesi yerinde olur. Neticede karşılıklı beklenti ve ihtiyaçlar çerçevesinde eşlerin birbirlerine cevap vermeleri aile huzur ve saadetlerini kuvvetlendirecektir.

Eşinizi, çocuğunuzu, arkadaşlarınızı ya da diğer yakınlarınızı çok seviyorsunuz. Ama onlar bunu hissetmediklerini ifade ediyorlar. Böyle bir durumda sevgi iletişiminizde doğru mesajları gönderdiğinizden emin olmanız gerekiyor. Dünyada binlerce lisan olduğu gibi sevginin de çeşit çeşit sunumu söz konusu. Anlaşabilmek için karşımızdakinin lisanını biliyor olmak veya öğrenmek gerekli. Ancak ona kendi dilinden izahlarla yaklaşabilirsek, kendisini değerli ve özel hissetmesini sağlayabiliriz.
Sevildiğimi hissetmiyorum

Sevilmediğini Düşünmek Muhabbeti Soldurur

Sevilmediğini düşünenler genelde hanımlardır. İlginç olanı şudur ki sık sık dile getirmese de beyler de yeteri kadar sevilmediği hissine kapılır. Bunun temel nedeni kişilerin birbirlerinin davranışlarını doğru okuyamamasıdır. Ayşen Hanım ve Rıfat Bey’in evliliği de işte tam bu noktada düğümlenmiş.

Ayşen Hanım yemekleriyle meşhur olmuş, mutfakta usta bir hanımdır. Eşi Rıfat Bey eve her geldiğinde en güzel sofralarla karşılanır. Birbirlerini isteyerek evlenmişlerdir fakat anlaşamadıkları durumlar çıkar ortaya. Ayşen Hanım elinden geleni yaptığı halde eşinin niçin sorun çıkardığını anlayamaz. Öte yandan Rıfat Bey her gün azarlanmaktan bıkmıştır. “Yine mi ellerini yıkamadın? Ne kadar dağınıksın. Evi temizleyene kadar mahvoldum. Her zamanki gibi ekmek almayı unutmuşsun” sözleri onu incitmektedir.

Çok ciddi tartıştıkları bir gün Ayşen Hanım içini döker: “Rıfat Bey senin için gece gündüz iş yapıyorum, en şahane sofraları hazırlıyorum ama nafile, ne yapsam da yeterli olmuyor.” Sıra Rıfat Bey’e geldiğinde ise kendi içinde yer alan derin duyguları şöyle dile getirir: “Ayşe, ben senden memnunum ancak sevildiğimi hissetmiyorum. Hatırlıyorum da annem akşamları babam eve geldiğinde onu bir kral gibi karşılardı. En güzel sözcükleri, en güven verici, onurlandırıcı sözleri ona söyler babamın başını döndürürdü. Böyle bir durumda babamın yemek yapılmış mı, evin bir yerinde eksik kalmış mı diye kusur bulmaya yüzü olmazdı. Oysa sen benimle hiç tatlı dille konuşmuyorsun. Yaptığın işler ne kadar çok olursa olsun sevildiğimi zannetmiyorum.”

Evliliklerin çoğunda hatta sosyal yaşamda diğer kişilerle iletişimimizde, karşımızdakinin muhabbet şifresini çözememek ciddi sıkıntılara yol açar. Sadece kendimizin anladığı bir sevgi dili ile eşimizin kalbine ulaşmamız zordur. Bu nedenle ilk adımımız eşimizle aramızda ortak bir sevgi dili yakalamaya çalışmak olmalıdır.

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Mayıs 2008 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 32. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

1 Yorum

  1. aynur diyor ki:

    Benim de eşim hic sevdiğini söylemez. Hiç duymadım. İçimden seviyorum der ama anlamakla güçlük cekiyorum nasil seviyor diye…!

Yorum Yapın