Stresle Başa Çıkmak Mümkün mü?

BİREYSEL DANIŞMANLIK | | 07 Eylül, 2010 | 3.648 kere okundu

Stres artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere sağlık sorunları, kötü beslenme alışkanlıkları, aşırı yorgunluk, uyku düzensizliği, bireysel nedenler, ailesel ve çevresel etkenler gibi daha pek çok faktörden dolayı insan vücudu zorlanıyor ve baskı altında doğal bir tepki geliştiriyor. Bu tepki cinsiyetler arasında ve kişilik farklılıklarına bağlı olarak değişik şekillerde gözleniyor. Örneğin kadınlar stresi içinde tutmadan paylaşma ve biran önce giderme eğiliminde iken yükselen hormonel değerlerin de etkisiyle daha hırçın ve saldırgan yaklaşabiliyor. Erkekler ise sorunlarını dışa vurmaktan çok kendi içinde halletmeye çabalıyor.

STRES NEDİR?

İnsanın akıl, ruh, kalp, beden, düşünce ve duygu gibi unsurlardan oluştuğunu hatırlatan Psikolojik Danışman ve Pedagog Mehmet Teber, bu özelliklerimizin herhangi birine ya da bir kaçına birden aşırı yükleme yapıldığında strese gireceğimizi belirtiyor ve stresin tanımını şöyle yapıyor: “Bizi çok zorlayacak bedensel bir iş, ya da yakınlarımızdan birinin başına gelen üzücü olay, aklımızı zorlayan ikilemler bizi strese sokar. Bu durumda stresi insan bünyesini zorlayan talep, yük ve iş bütünü olarak tanımlayabiliriz.

Bazen evlerimizde duvardaki prize üçlü bir fiş takarız. Daha sonra o kablolu üçlü fişin prizlerinden birine kablosuz başka bir üçlü priz daha ekleriz. Ve tüm prizleri televizyon, bilgisayar, hoparlör fişleri ile doldururuz. Bu durumda ana prize ve elektrik akımına aşırı yüklenme olur ve sigortalar atar. Ya da priz veya kablolar yanar. Streste de aynı mantık işler. Kişinin duyguları, düşünceleri, kalbi, ruhu ve aklı aşırı yüklemeler nedeniyle tıkanır. Bir başka deyişle bir noktadan birden fazla çizgi geçer. Kendisinden beklenen talepleri karşılamakta zorlanan insan bünyesi kasılır ve zorlanır. Bunun sonucu olarak da stres dediğimiz durum ortaya çıkar.”

STRESE EN ÇOK NELER NEDEN OLUYOR?

Psikolojik Danışman ve Pedagog Mehmet Teber, strese neden olan temel faktörleri birkaç başlık altında şöyle özetliyor:

Yoğun Hayat Temposu
Özellikle büyük şehirlerde hayat temposu çok hızlı akar. Bir gün içinde bitirilmesi ve yetiştirilmesi gereken iş çok fazladır. Trafik yoğun, otobüsler kalabalıktır. Geçim zordur. İş yükünün çok, dinlenme vakitlerinin az olması bizi strese sokar.

Tamamlanmamış İşler
Sonuca bağlanmayan her türlü iş, ilişki, görüşme ve çalışma bizim zihnimizi ve bedenimizi meşgul ediyor. Her tamamlanmamış mesele zihnimizi kurcalıyor ve düşünce dünyamızda yer işgal ediyor. Bu işler biriktiğinde stres kaçınılmaz oluyor.

Beklentilerin Fazlalığı
İş yerinde müdürler, evde çoluk-çocuk ve eş, akrabalar, arkadaşlar hep bizden bir beklenti içindedir. Bizim kendi beklentilerimiz ile diğerlerinin beklentisinin çatışması ise bir başka derttir. Bu beklentileri karşılamakta zorlanan insanoğlu ister istemez strese girmektedir.

Kaliteli Dinlenmenin Olmayışı
Hafta içinde yoğun bir tempoyla çalışan bizler hafta sonu maalesef kaliteli bir şekilde dinlenmiyoruz. Sonuç olarak da üzerimizde bir hafta boyunca biriken stresi atamıyoruz.

Tahammül Eşiğinin Düşüklüğü
Sürekli stres içinde geçen bir yaşamın ve bencillik yüklenmiş bir ruhun sonucu olarak tahammül eşiklerimiz oldukça düşmüş durumda. En ufak bir olayda sinirlenip, küçücük bir olumsuzlukta gerilebiliyoruz. Bu da bizim çok kısa sürede strese girmemize sebep oluyor.

MÜKEMMELİYETÇİ KİŞİLİKLERİ STRES DAHA ÇOK ETKİLER

Mücadeleyi gerektirdiği için yaşantımızda kararında olan stres aslında bizi hayata daha çok bağlar. Monotonluktan kurtarır. Bu sebeple azı karar, çoğu zarardır. Stresin dozajı aşırı değilse ve kişi yaşadığı gerginliği doğru yönetebiliyorsa bu durum kişiyi aktif, heyecanlı ve başaralı kılar. Her şeyin çoğunun zarar olması durumu gibi, stresin çoğu da insanın ruh ve beden sağlığı üzerinde tehlikeli sonuçlar meydana getirebilir.

Stres kaynağı ve stres katsayısı insandan insana farklılık gösterir. Bu, kişilik özellikleri ile alakalı bir durumdur. Ancak mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olanları stres daha çok etkiler. Hayatın içindeki küçük aksilikler karşısında bile büyük stres yaşar böyle insanlar. Eğer böyle bir yapınız varsa dikkat edin. Acele karar vermekten sakının.

Stres kat sayınızı artıran durumlar karşısında biraz durun ve düşünün. Nefes alın, hayatta her şeyi kusursuz olanın yalnızca Yaratan olduğunu unutmayın. Bir şeyler kemale ermişse zevale yaklaşılmış demektir. Gün kemale erer, gece olur. Osmanlı kemale erdi, yerini başka devletlere bıraktı. Din kemale erdi Hazreti Peygamber (s.a.v) Hakk’a döndürüldü. Bazı şeylerin eksik kalması insan olduğunuzun daha iyi idrakine neden olacaktır.

İŞE BAĞLI STRES UZUN VADEDE PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR

Stres faktörlerinin en yoğun yaşanılanı iş hayatına ait. Özel sektörün daha fazla iş olanağı sunduğu günümüz iş dünyasında rekabet esası hakim. Bu nedenle iş sahibi genel müdürünü, genel müdür alt müdürleri, müdürler de çalışanları baskı altında tutma eğiliminde. Hızlı koşup iyi yol alma anlayışının hakim olduğu bu ortamlarda, yavaşlayanlar derhal diskalifiye ediliyor. Özel durumlar dikkate alınmayabiliyor. Bu nedenle yoğun iş temposunun stresi altında maişetinizin kesilmemesi için belki de gücünüzün üstünde çalışıyorsunuz. Belki aile ve akrabalarınızın hak ve hukukunu gözetemiyorsunuz. Belki de iş yükünüz kapasitenizin üzerinde ve sizi her geçen gün yıpratıyor. Özellikle de sizin sorumluluk alanınızdaki bir konuda yeteri kadar söz sahibi olamadığınızı düşündüğünüzde kendinizi çaresiz hissediyorsunuz ve oradaki varlık nedeninizi sorgulamaya başlıyorsunuz.

İş vereninizle aranızda etkili bir iletişim kurulamadığında ise canınız daha da sıkılıyor. Çalışma şartları ve mesai saatleri ailenize yeteri kadar vakit ayırmanıza imkan vermiyor. Sık sık şehir dışına çıkmak durumunda bulunuyorsunuz. Evdekiler de bu sıkıntıyı sizinle birlikte yaşıyor. Buna rağmen aldığınız maaşın hak ettiğinizden daha az olduğunu düşünüyorsunuz. Müşteriniz işleri son dakikaya bırakıyor ve gerçeküstü bir teslim tarihi veriyor…

Çalışanlar bunun gibi daha pek çok sorun yaşayabiliyor iş dünyasında. Hizmet veren her beş insandan biri işlerini, “çok stresli” veya “son derece stresli” şeklinde ifade ediyor. Böylesine stres altında ise kişi ne iş yerinde ne de aile içinde gerekli başarıyı yakalayamıyor. Bazen rahatsızlanıp iş göremez duruma gelebiliyor. Sağlığa zararlı hale gelmiş stres kişinin işini kaybetmesine, hizmet veren değil alan kişi haline gelmesine bile yol açabiliyor.

STRESTEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

Psikolojik Danışman ve Pedagog Mehmet Teber, stresten kurtulmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:

Sade Hayat Güzeldir
Hayatımızı olabildiğince sadeleştirmek stresi azaltabilir. Üzerimizdeki iş yükünün bir kısmını başkalarına devredebiliriz. İlla da her işi üstlenip kahraman olmamıza gerek yok.

“Nokta” Bir Çok Sorunu Çözer
Birikmiş ev ve işyeri işlerine bir gün ayırıp birçok küçük işi aradan çıkarmak faydalı olabilir.

Hobilere Merhaba!
İş ve aile hayatı bizlere kimi hobilerimizi unutturuverir. Fotoğraf çekmek, spor yapmak, bir sanat dalı ile uğraşmak gibi zamanında severek yaptığımız ancak sandıklarda tozlanmaya yüz tutmuş hobilerimize merhaba diyebiliriz.

Ajanda Rahatlatır
Elde veya bilgisayar ortamında tuttuğumuz görevlerimizi, işlerimizi, randevularımızı ve almamız gerekenlerin listesini tutabileceğimiz bir ajanda bizi oldukça rahatlatabilir. İşlerimizi düzene koymamıza yardımcı olabilir.

Manevi Arınma; Dua
Günde sadece 5 dakika da olsa loş bir odada, secdeye varıp yüce Yaratıcı’ya dua edip ona sığınmak, meramımızı O’na dökmek, O’ndan medet ummak bizi oldukça rahatlatır. Hayatın ağır yükünü taşımada O’ndan yardım istemek bize moral verir. En güzel dost ne de olsa yalnızca O’dur.

STRES SAĞLIĞI ETKİLİYOR

Sürekli stres yaşamak bedenimizde ve ruhumuzda birçok olumsuz sonuç doğurabilir. Stres karşısında öncelikle, kalp atışları hızlanır, tansiyon yükselir. Eğer kalp damar hastalığınız varsa veya yüksek tansiyona sahipseniz, bu durum sizin için oldukça tehlikeli olabilir. Stresle mücadele edilemediğinde yaşanılan diğer sağlık problemleri ise şöyle: Baş ağrısı, unutkanlık, uykuya geçememe veya çok uyuduğu halde kendini dinlenmiş hissetmeme, dikkatsizlik, asabiyet ve hırçınlık, gastrit ve ülser gibi rahatsızlıklar, iş yerinde mutsuzluk, kişinin enerjisini yetersiz hissetmesi, moral çöküntüsü… İlerleyen zamanlarda bunlar psikiyatrik müdahale gerektirebiliyor. Daha önceden gözlenen bazı rahatsızlıklar ise stres yüzünden alevlenebiliyor. Anormal kilo alımı veya zayıflık durumları yaşanabiliyor.

DEVİR SINAV DEVRİ

2000’li yılların en önemli özelliklerinden biri de aşılması gereken sınav engelleridir. Çocuk 6-7 yaşlarında ilköğretim sırasındaki yerini alır almaz özgürlüğü kısıtlanmaya başlamıştır aslında. Kendisi ile birlikte okuma yazmayı pekiştiren kaygılı ebeveynlerle ilk sınıfı atlatır. 2. ve 3. sınıfta biraz rahatlar. 4. sınıftan itibaren test tekniğine ısındırılır. Bu aşamalar ertelenirse “rakiplerinden” daha geri saflarda kalacağı bilinen bir gerçektir. İkinci kademede yani 6, 7 ve 8. sınıfta tüm sınavları başarıyla verebilmek için sabah sekiz akşam altı arası memur mesaisi kadar meşguldür eğitim-öğretimle. Hafta içi de yeterli görülmemişse cumartesi-pazarı da yoktur dershaneden dolayı.

İyi bir liseye girince de işler bitmez. Bu sefer iyi üniversite için sınavlara hazırlanır. Üniversiteye giriş sınavlarını da başarı ile tamamlayabildiğinde bu kez iyi bir işe girebilmek için çoğunlukla sözlü-yazlı gibi çok ayağı bulunan elemelerden, sınavlardan geçer. SBS, YGS, LYS, KPSS, KPDS, ÜDS, ALES… derken ömür sınav gerginliklerinin birinden diğerine koşturmayla geçer. İlginç olan ise günümüzde bu stresi ve sınav kaygılarını yalnızca çocukların değil anne-babaların da yaşamalarıdır. Ailede sınava girecek olan bir fert varsa tüm bireylerin gezme, eğlenme, misafirliğe gitme veya misafir kabul etme durumları ona göre şekillenir. Hasılı toplumca stresimizi yükselten en önemli unsurların başında gelebilmeyi bu şekilde başarmıştır sınavlı sosyal yaşantı.

STRES ANINDA BUNLARI YAPIN

Yavaş ve sessiz bir şekilde derin derin nefes alıp vermeye çalışın. Stres yaşadığınız ortamdan bir süreliğine ayrılın. Elinizi, yüzünüzü yıkayın. Abdest almak daha tesirlidir. Rahatlamak ve öfkeyi yatıştırmak için abdest almak, Peygamberimiz’in (s.a.v) önemli tavsiyelerinden biridir. Gevşeme hareketleri yapın. 30 dk. yürüyüş yapmanız işe yarayabilir. Telkinlerle kendinizi sakinleştirmeye gayret edin. Euzu besmele çekin ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) gerginlik anında yapılmasını tavsiye ettiği şu duayı okuyun: Gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların rahatsız etmelerinden ve yanıma sokulmalarından Allah’ın noksansız kelimelerine sığınırım.

Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Ağustos 2010 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 59. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın