Sürekli Olumsuz Eleştiri Eşleri Yıpratıyor

EVLİLİK ve İLETİŞİM | | 28 Şubat, 2011 | 7.403 kere okundu

Çevrenize karşı ne tarz eleştiriler yöneltirsiniz? Yanlışları vurgulayan olumsuz eleştiriler mi; marifeti artıran, iltifata dayalı, olumlu eleştiriler mi?

Prof. Dr. Üstün Dökmen, iltifat eksikliğinin yani az olumlu eleştiri yapmanın becerilerimizi körelttiğini vurguluyor. Doğru ve güzel davranışlarından duyduğumuz memnuniyeti karşımızdakine takdir sözlerimizle hissettirmediğimizde, o kişi bu davranışı daha az yapmaya başlayabiliyor. Takdir ve onay sözlerimizi sunduğumuzda ise bu davranışı sahipleniyor ve devam ettirmek istiyor.

Diğer taraftan, bir insanı yeri geldikçe eleştirirseniz, belki de istemediğiniz tutumları bırakmasını sağlayabilirsiniz. Ama zorla güzel insan olmayı öğretemezsiniz. Yani olumsuzu vurgulayarak olumlu sonuçlar elde edemezsiniz. Çünkü olumsuz eleştirinin hedefi de olumsuz. Bu nedenle karşımızdakinin bizi rahatsız eden tutumlarını kırıcı sözler yerine, “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır” anlayışıyla yapıcı bir tavır takınarak kendisine anlatmalıyız. Bu durum sosyal yaşamın merkezinde bulunan ailede de kendini en etkili şekilde hissettiriyor. Eşine karşı daha olumlu tutum sergileyenler kazançlı çıkıyor. Onu eleştirip kendince “adam etmeye”, “nitelikli insan sınıfına sokmaya” çabalayanlarımızın ise elleri boş kalıyor. Adım adım eşinin kusurlarını takip eden ve bunu her fırsatta kendisine söylemeye çalışan kimseler eşlerinde kötümser bir ruh hali meydana getiriyor. Her davranışının izlenebileceğini ve yanlış bulunabileceğini düşünen eş, özgüvenini yitirip, nerede nasıl davranacağı konusunda tutukluk gösteriyor, yetenekleri külleniyor ve daha silik biri haline geliyor.

Mehmet Bey Eşi Fazilet Hanım’ı Eleştirince…

Nedendir bilinmez ama kimilerinin gözüne eşinin olumsuz yanları ilişir genellikle. “Eşinizde beğenmediğiniz özellikler hangileri?” diye sorulsa onun ne hissedeceğini hiç düşünmeden sıralar şikayetlerini. Uzmanlar bu tutumun eşler arasındaki sorunları çözmek yerine iletişimin kopmasına neden olduğunu, ilişkiyi daha büyük bir çıkmaza sürüklediğini belirtiyor. 40 yıllık evli Mehmet Bey ve Fazilet Hanım’ın hikayesi eşler arasında eleştirinin dozunun nasıl ayarlanabileceğini gösteren hoş bir örnek. Mehmet Bey, eşine sürekli negatif eleştiri yapma hatasına düşerken, eşi Fazilet Hanım’ın örnek davranışıyla bu yanlış tutumundan vazgeçebilmiş. Fazilet Hanım, kendisine güzel sözler söyleme adeti olmayan eşine bir gün, karşılıklı olarak beğendikleri ve beğenmedikleri yönlerini birbirlerine söylemelerini önermiş ve önce kendinden başlayarak “Bende gördüğün olumsuz özellikleri sayar mısın?” diye sormuş. Eşinde gözlemlediği hataları bir çırpıda sıralayan Mehmet Bey’in sözlerini şöyle aktarıyor Fatma Hanım:

“İlk olarak, biraz önce kapının arkasında gördüğü örümcekten başladı ve açtı ağzını yumdu gözünü. Ceviz kabuğunu bile doldurmayacak bir sürü ayrıntıya, küçük meselelere girdi. Üstelik saydıklarının çoğunda benim hatam yoktu. O kadar çok şey sıraladıktan sonra yorulduğundan olsa gerek ‘Daha sayacağım çok şey var ama bu kadarı yeter’ diyerek sustu. Daha sonra kendisine ‘Hiç darılma, şimdi ben de senin suçlarını sayacağım. Bak, ben senin sözünü hiç kesmedim; sen de susarak dinle’ dedim. Sessizce dinlemeye hazırlandı. Benim de onun hatalarını sayacağımı düşünüyordu. ‘Allah senden razı olsun’ dedim önce. ‘İçki içmedin, kumar oynamadın, çocuklarımızı açıkta bırakmadın, evini ihmal etmedin. Beni dövmedin, kovmadın. Allah senden bin kere razı olsun; benimki bu kadar’ dedim ve sustum. Mehmet Efendi hiç ses etmedi, kafasını yere eğdi. Mahcup oldu ve kalkıp gitti. O an sadece utandı, hiçbir şey değişmeyecek sandım ama daha sonra bu konuşmamızın çok faydasını gördüm. Yıllardır bana ‘Allah razı olsun’ dememiş olan eşim, ‘Allah razı olsun’ demeye başladı. Güzel tavırlarımı gördüğünde teşekkür etmeyi ihmal etmedi.”

Eşinin bitmeyen eleştirilerine aynıyla karşılık vermeyen, bilakis onu hiçbir şekilde itham etmeyip güzel yönlerini açığa çıkararak bunları ona ifade eden Fazilet Hanım’ın tavrı eşine de örnek olmuş. Güzel sözler duyan eşi ona da iltifat edip teşekkürünü belirtmeye başlamış. Fazilet Hanım yaşadığı bu acı tecrübeden hareketle evli çiftleri birbirlerinin güzel yanlarını görmeye, eleştiri değil takdir ifadelerini çokça dile getirmeye davet ediyor.

Güzel Düşünen Hayatından Lezzet Alır
“Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır” demiş Said Nursi Hazretleri… Gerçekten de çevremize olumlu eleştiride bulunmanın oluşturduğu atmosfer öylesine güçlüdür ki, sadece karşımızdakinin gönlünü sarmakla kalmaz döner dolaşır sonunda bizi de kuşatır, alır içine.


Neslihan BEYHAN’ın bu yazısı Haziran 2007 tarihli SEMERKAND AİLE DERGİSİ’nin 21. sayısında yayınlanmıştır.

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın