Susuyorum…

YAZI DEFTERİ | | 03 Ağustos, 2010 | 6.143 kere okundu

Duvarlar üstüme üstüme geliyor ve bastırıyor ruhumun en zayıf yerine. Saniyelerin her vuruşunda akrep batırıyor yüreğime kamçısını. Boşaltıyor kalemime zehrini!

Soruyorum…

Aklıma gelen her şeyi evirip çevirip yine o akla soruyorum ve alamıyorum çoğu zaman cevapları. Düşünmeye başlayınca, zihnimde kırık parçalardan yaptığım sandal, limandan limana sürükleniyor ve uyandığımda anlıyorum ki beni ben yapan limanlardan uzaklaşalı çok olmuş.

Ve…

Vuslatın tek yolunun sessizlikte olduğunu anlıyorum.

Vuruyor dalgalar içimdeki sese ve tokat gibi iniyor benliğime. Ben durgun ırmaklar gibi olamadım hiçbir zaman, yetmedi bana verilen sınırlar. Kayalara çarpan dalgalar gibi taştım. Sel oldum çoğu zaman.

Ben kendi dalgamda boğuldum! Bu koca ummandan çok su yuttum. Bu yüzden gözlerimden geri aktı hayat; tüm gerçeğiyle, yalanıyla…

Kâğıt üzerinde kayan kalem gibi, o adamın camından dolan rüzgâr dokunuyor tenime. İkisi de titretiyor beni, üşüyorum. Rüzgârın gücü tüylerime yetiyor ama kalem sallıyor ruhumun bam telini!

Ciğerlerime ilk nefes dolduğu an tertemizdim ve boştu heybem. Acısını çekiyorum; gitmiş saflığım ve hafif heybem ile toprak altına girecek olmanın acısını çekiyorum.

Bugün lügat silinmiş beynimden ve tükenmek üzere divitin gücü. Düşüncelerimin pusulası kayıp; son bir gayretle kusmak istiyorum içimi kâğıda.

Olmuyor!

Susuyorum…

Paylaşmak Güzeldir

13 Yorum

  1. *Eyyüp Beyhan diyor ki:

    Haddini aşan bir yazı olmadı:) Çok içten ve güzel bir yorum/yazı. ‘Bugün belki de hepimizin problemi bu… olgular karşısında zihnimizle, benliğimizle hareket ediyoruz ve önümüze hayatı koyan Allah’ı unutuyoruz’ altın harflerle yazılması gereken bir mesaj olmuş. Senden böyle haddini aşan(!) güzel yazılar bekliyoruz. Yazılarını da yorumlarını da keyifle okuyoruz kardeşim.

  2. emin topkaraoğlu diyor ki:

    belkide çözüm ne konuşmaktır, ne susmaktır.. sustuğunuz gözler şayet gözlerinize bakıyorsa anlayacaktır, anlamalı; fakat sizi görmüyorsa susmakta konuşmakta işe yaramayacaktır…

    dua… yapılan zulümler karşısında, çekilen eziyetler içindeyken sinmekten yada haykırmaktan daha önce ve daha sonra, hepsini kapsayacak şekilde dua etmemiz gerekir diye düşünüyorum

    çünkü dudaklarımızdaki kelimelerde, gözlerimizdeki sessizlikte, zulümde, merhamette, içimizdeki seste, herşey, hepsi O’nun ve herşeyden önce O’na sığınmalıyız diye düşünüyorum

    bugün belkide hepimizin problemi bu… olgular karşısında zihnimizle, benliğimizle hareket ediyoruz ve önümüze hayatı koyan Allah’ı unutuyoruz

    haddimi aşan bir yazı oldu sanırım, fakat içimden geçenleri samimiyetle dile getirmek istedim.

  3. fadime diyor ki:

    Konuşmak gerektiğinde susmak nedir peki..? Hakkın çiğneniyorsa, zulmediyorsa birileri birilerine… Nereye kadar susulur?Hakka havale edip susmak sabır mıdır o zaman? Konuşmakla çözülmeyecekse…? Karşındaki ne haktan ne hukuktan anlıyorsa…Sen de haykırmak istiyor ama beceremiyorsan…Aman aman fırtınalar kopmasın diye için için boğazında düğümleniyorsa her söz, her cümle… Yırtıyorsa tüm hücrelerini…Bu susmak sizin kasdettiğiniz susmak mıdır? Hangi içindeki gerçeğe kulak vermektir bu? Kusura bakmayın kelimelerle haykırışımı yanlış anlamayın…Toyluğuma verin..Belki daha çok fırın ekmek yemen lazım deyin..Ama ne derseniz deyin bana susmanın sınırını söyleyin..Nereye kadar..?

  4. emin topkaraoğlu diyor ki:

    susmayı öğrenmeden önce ne konuştuğumuza, ne anlattığımıza baksak zaten çoğu zaman susmanın gerekliliğini görürüz

  5. *Eyyüp Beyhan diyor ki:

    Gerçekten de susmak bazen en iyi kurtuluş yolu. Kelimelerin anlatamadığı, dillerin ifade ededeği duyguları anlatmada birebir susmak. Mevlâna dudaksız, kelimesiz, hecesiz, harfsiz olarak konuşalım der. Susmayı bir becerebilsek de içimizdeki sesleri duyabilsek keşke…

  6. emin topkaraoğlu diyor ki:

    İçimizdekilere kulak verebilmek için susmalıyız en çok da…

  7. nevide diyor ki:

    Bazen gerçekten susmak en iyi çare…

Yorum Yapın