Tart-ış-mayı Biliyor muyuz?

BİREYSEL DANIŞMANLIK | | 25 Ekim, 2013 | 3.855 kere okundu

“Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak”. Türk dil kurumu sözlüğünde “tartışma” kelimesinin karşılığı bu şekilde. Bu tanımda kelimenin anlamında ters olan, görüş ve inançlardır, tartışan kişilerin kendileri değildir. Tartışmanın kökü olan tartma fiilinde tartıların farklı kefelerinde olanlar da görüşlerdir, tarafların kendileri değil. Maalesef hal böyle iken, bazen taraflardan birisi, genelde de ikisi birden savaşır gibi tartışır, kanlı, bıçaklı gibi..

Fikrine karşı çıkılması, birileri için karasularına girilmesi, hatta ülkesinin işgali anlamına gelir ve taraflar arasında sıcak çatışma kaçınılmaz olur. Buna halk arasında tartışmanın şahsileşmesi, tasavvuf erbabına göre de nefislerin devreye girmesi denir ki, ikisi de aynı şeyi ifade ederler. Bu noktadan sonra tarafların artık birbirlerine görüşlerini kabul ettirmesi ölüm kalım meselesidir. Bu amaç için her şey mubahtır. Belden aşağı da vurulabilir, demagoji yapılabilir, konu tartışmayı kazandırabilecek başka konulara çekilebilir. Karşı tarafa konuşma fırsatı verilmemelidir. Hatta derhal susturulmalıdır. Karşının fikri artık dinlenecek şeyler değildir. O fikirlerin ifadesine bile tahammül edilemez. Bu fikri savunan kişi de mutlaka fikri gibi kötü kabul edilir.

Fikirlerin yerine kişilerin çarpıştığı bir tartışma sportif kabiliyeti ile değil de hırsı ile mücadele edenlerin spor karşılaşmasına benzer. Bu tartışma, sahaları arenaya dönüştüren holiganların anlaşma metodu, mecliste birinin kalp krizi geçirip ölmesine kadar giden sözde genel kurul toplantısı yapan parlamenterlerin yasama anlayışı, televizyon programlarında birbirlerine hakaret eden sığ insanların ifade anlayışıdır. Birbirini anlamaya çalışmadan, sadece kendisini karşısındakine anlatmaya çalışan aile fertlerinin akılsızca iletişim yöntemidir.

Savunduklarım Yanlış Olma İhtimali Olan Doğrulardır

Kişi, “Savunduklarım yanlış olma ihtimali olan doğrulardır. Karşı tarafın savundukları ise doğru olma ihtimali olan yanlışlardır.” anlayışı ile fikir mücadelesini sürdürmelidir. Bir tarafın görüşleri zaten kesin gerçekler olsa, o görüş değil, kanıtlanmış bir tezdir veya ispatlanmış bir teoremdir. “İki kere iki dörttür” dediğinizde karşınızda, sizle bunu tartışmak isteyen kimseye rastlayamazsınız da, grinin bir tonunun siyah mı beyaz mı olduğu konusunda tartışmanız gerekebilir. Griliği kabul ettiğiniz ölçüde tutarlı bir insansınız demektir. Ama grilikleri görmeyip ak veya kara üzerinde ısrar etmeniz, karşınızdaki ile grinin hiç bir tonunda anlaşamaya varamamanız sizinle tartışılmayacağının(!) göstergesidir.

Karşı tezi kabul etmeseniz bile size ispatlanmak için sunulan argümanlardan öğrenilecek çok şey bulabilirsiniz. Siz kendiniz argüman geliştirirken, savunma kabiliyetlerinizi artırabilirsiniz. Dolayısı ile tartışma aynı zamanda bir ifade, bir öğretim ve iletişim yöntemidir. Faydacı bir yaklaşımla çok verimli olarak kullanılabilecekken, şahsileşme veya nefis uğruna zaman kaybına, sıkıntıya ve kırgınlığa dönüştürmek neden? Bırakın fırtına kopsun. Yeter ki, bu bir beyin fırtınası olsun. Tartışmayı bir trajediye dönüştürme eğilimi olan bir kimse diğerini alt etmeğe çalışmak yerine kendi içindeki düşmanı alt edip sabretmeyi öğrenmelidir.

Fikirler Tez-Antitez-Sentez Yöntemiyle Gelişir

Hegel der ki tez vardır. Ona karşı antitez öne sürülür ve bu ikisinin çarpışmasından sentez ortaya çıkar. Daha sonra bu sentez teze dönüşür yine antitez öne sürülür ve fikir böylece tez-antitez-sentez yöntemiyle gelişir. Aykırılık bulunmazsa antitez de olamaz sentezi yapılamaz. Gelişmemizi aykırılığa ve aykırılara borçluyuz. Sadece etki tepkiyi doğurmaz, aynı zamanda tepki de başka bir etkiyi doğurur. Kişi ne tek başına tartılabilir ne de tek başına bindiği tahterevalliden zevk alabilir.

Karşıt Fikirli Olan Kimseyi Karşıda Görmek Yerine Yanında Görebilmek Erdemdir

Anlattığınız şey sadece ve sadece karşı tarafın anlayabildiğidir.

Haklı olmanız ve tezinizin güçlü olması tartışmayı kazanacağınız anlamına gelmez. Anlattığınız şey sadece ve sadece karşı tarafın anlayabildiğidir. Ona bunu anlatacak olan da yine sizsiniz. Başarınız sizin anlatmanızda değil onun anlamasındadır. Başarınız onun size meramını anlatmasındadır. Başarınız, onun dinlendiğini hissetmesindedir, anlaşıldığını bilmesindedir. Kendi başınıza sadece tartabilirsiniz tartışamazsınız. Tartışacaksanız ve bunda başarılı olacaksanız ona muhtaçsınız.

Dervişin Zikrini Yapabilmek İçin Onun Fikrine Sahip Olmalısınız

Haklı olmanız kadar haklı kalmanız ve tartışmayı nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Münazarayı tatlı bir sonuca bağlamanız, kullandığınız kelimelere ve üsluba bağlıdır. Dervişin zikrini yapabilmek için onun fikrine sahip olmalısınız. Dervişin sabrını, hilmini, ihlasını, merhametini sermaye yapmalısınız.

Yunusun dediği gibi: “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.”

Savaş kesecek bir şey konuşman gerekirken baş kestirecek bir söz söylediysen kellenin gitmesi kaçınılmazdır ve tartışmayı olabilecek en kötü hezimeti yaşayarak bitirdin demektir. Ligde küme düştün desen yeridir.

Bir gün karşına yumruk atarak, ayakkabı fırlatarak antitezini sunmaya çalışan kimseler çıkabilir. Seninle tartışmak da isteyebilirler. Sakın ola ki onlarla tartışmaya girme. Çünkü o tartışmayı kazanma ihtimalin yok. Bir bilgenin, “Ne zaman cahillerle tartışsam kaybetmişimdir.” sözünü hatırından çıkarma.

Kaynak: www.ailedanismanim.com

Paylaşmak Güzeldir

Yorum Yapın