Çocuğun Kişilik Gelişiminde TV’nin Rölü

ÇOCUK EĞİTİMİ | | 21 Eylül, 2010 | 5.050 kere okundu

 İnsanlar iletişimi, haberleşmeyi normal şartlarda yüz yüze yaparlar. Ancak geçen zaman sürecinde toplum her gün biraz daha karmaşık hâl alınca mesaj yöneltecek gruplar büyümüş, yüz yüze iletişim yetersiz hale gelmiş; kişinin bildiği, tanıdığı komşusuna değil, tanımadığı diğer insanlara mesajlar yöneltmesi gerekmiştir. İşte bu gereklilik sonucu haberleşmenin bazı tekniklerle, belirli bir teknoloji uygulanarak çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine kitle iletişimi (haberleşmesi) adı verilir ve kullanılan araçlara da kitle iletişim araçları denir.

Kitle iletişim araçları dendiğinde tüm yazılı ve görsel basın (gazete, dergi, radyo, televizyon, film vb.) akla gelir. Ancak radyo ve özellikle televizyon her evde bulunduğu ve günümüzün gelişmiş teknolojisi sayesinde çok uzaklardaki olayları bile canlı olarak tüm ayrıntısıyla görüntülü olarak insanların karşısına getirdiği için en etkili olanlarıdır.

Kitle iletişim araçlarının ve yapımcılarının en önemli görevleri ise halka haber ve bilgi vermek, eğitime ve eğlenceye katkıda bulunmak olarak sıralanabilir. Ancak hızla gelişen teknolojiye bağlı olarak kitle iletişim araçlarının nitelik ve niceliğinde ortaya çıkan artışlar, bunlar arasındaki rekabeti de arttırmıştır. Sonuçta tiraj kaygısı maalesef bilgi verme ve eğitime katkıda bulunma görevini unutturmaya başlamıştır.

TV, evlerde yerini almadan önce ve aldıktan sonra diye aile hayatını ikiye ayırmak yanlış olmaz. Her yaş için şüphesiz bu sihirli kutunun çocuğa etkileri farklı farklı olmaktadır.

Bunu iyi (veya istenen) etkiler ve kötü (veya istenmeyen) etkiler şeklinde ikiye ayırabiliriz. Ama TV’nin en büyük etkisi şüphesiz sıfır-üç yaşları arasında olmaktadır. Çünkü bu yaşlar hayat boyu kullanılacak bazı psiko-sosyal ve psiko-motor özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir devredir. Bu devrede oluşabilecek herhangi bir sorun bütün hayatı etkilemektedir.

Gerek ülkemizde, gerekse dünyada yapılan tüm araştırmalar göstermiştir ki, istisnai durumların dışında çocukların televizyon izleme sıklığı ve alışkanlığı, televizyonun bu özellikleri de göz önüne alındığında, kişiliğinin oluşması ve başarısı için tehlikeli boyutlardadır.

Televizyon, tek taraflı iletişimiyle izleyiciyi savunmasız yakalamaktadır.

Bilinçli bir yetişkin ile henüz bilinci oluşmamış bir çocuğun televizyondan etkilenmelerinin aynı olması elbette mümkün değildir. Çocuklar neredeyse, doğumlarından itibaren TV izlemeye başlamış, TV’den fikirler kapmak herhangi bir beceri gerektirmediğinden çok erken yaşlarda reklam izleyicisi topluluğunun önemli bir parçası olmuşlardır. Televizyonların da tüketimin sınırlarını genişletmede oynadığı rolün ışığında çocuklar, özellikle reklam endüstrisi için önemli bir hedef haline gelmiştir. Reklamlarda yer alan sloganların, mesajların altında mutlu hayatlar vaat edilmekte ve bu hayata ulaşmanın tek yolunun o ürüne sahip olmaktan geçtiği ifade edilmektedir. Çoğu kez yetişkin bireyleri bile etkileyen bu mesajlar, henüz toplumsallaşma ve yetişkin birey olma yolundaki çocuğu daha fazla etkilemektedir. Dolayısıyla çocuk, çalışmak, başarılı olmak, erdemli olmak gibi insani boyuttaki pek çok değer yargısının yerine salt tüketerek mutlu olunacağı yolundaki düşünceye inandırılmaktadır.

Çocuğumuz ve Tele-vizyonumuz Pasif

Televizyon tek yönlü bir toplumsallaştırma aracıdır, çünkü çocuk televizyona soru soramamakta, açıklama isteyememekte ve itiraz edememektedir.

Ayrıca çocuğun aşırı bir biçimde televizyon izlemesi, onu okumaktan, sinema ve tiyatroya gitmekten, hatta çoğu kez oyun oynamaktan bile yoksun bırakmaktadır.

Çocuğun sosyal ilişkileri zayıflamakta ve içe kapalı bir hale gelebilmektedir. Öyle ki çoğu kez yemek için bile anne babasının yanına gitmemekte ve yemeği tepsi içinde sunularak televizyonu izlerken yemesi sağlanmaktadır. Çocukların bu etkilenmeler çerçevesinde kendi özgün kimliğini ve kişiliğini oluşturamaması da çok doğaldır ki en sinsi tehlikelerden ve olumsuzluklardan biri de budur.

Çoğu kez hayran olduğu kahraman ya da karakter, büyüyünce olmak istediği kişidir. Böylece çocuk kendi kişisel bilinci, çalışması ya da yetenekleri ile değil, tamamen farklı etkilenmelerle büyüyünce “O” (o her neyse) olmak istemektedir. Bu bazen bir yarışma programı sunucusu, bazen filmdeki kötü adamları döven erkek karakter, bazen de güzelliği sayesinde zengin ve yakışıklı bir erkekle evlenen bir kadın karakter olabilmektedir. Bunlar da okuma, yorumlama ve yargılama yetilerinin gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

Televizyonun Kötü Etkilerinden ve Yanlış Yönlendirmesinden Çocukları Korumak İçin…

  • Çocukların televizyonun bu olumsuz etkilerinden korunabilmeleri için duygu ve davranışlarıyla örnek olabilecek çocuk oyuncu ya da oyuncuların rol aldığı yerli dizi filmler izlettirilebilir,
  • Türk kültüründe yer etmiş halk tiplemelerinin çocuk programlarında daha çok yer verilip çocuklara tanıtılması sağlanabilir.
  • Çocuklara yönelik programlar hazırlanırken, program yapımcıları tarafından çocukların özellikleri dikkate alınabilir özellikle gelişimin en hızlı olduğu okul öncesi dönemde onların dış uyarılardan çok fazla etkilenebilecekleri düşünülerek daha düzeyli programlar hazırlanabilir.
  • Ailelere düşen en önemli görev öncelikle çocuğu televizyon karşısında yalnız ve savunmasız bırakmamak, mümkün olduğunca birlikte, konuşarak, anlatarak ve paylaşarak izlemektir. Sonra da çocukları okumaya sevketmek ve televizyon izlemelerine belli ölçülerde sınırlamalar getirmektir.
  • Bütün bu önlemleri alırken yasakçı bir zihniyet ve tutumdan uzak durulmalı çocuklara ne zaman televizyon seyredip seyredemeyecekleri nedenleri ile birlikte anlatılmalıdır.

Dizinin Diğer Yazıları:
Kişilik Gelişimde Okul Neden Önemlidir?
Çocuğumuzun Arkadaşları Kişiliğini Nasıl Etkiler?
Çocuğun Kişilik Gelişiminde Ailenin Etkisi
Çocuğunuzun Kişilik Gelişimini İhmal Etmeyin

Paylaşmak Güzeldir

2 Yorum

  1. Recep Murat diyor ki:

    Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim Sayın Ruhi Fedake,
    Maalesef çocuklarımızdan önce kendimizi tv esaretinden kurtarmalıyız. Birçok aile bırakın çocukları tv’den korumayı onlara hiç aile yapımıza uygun olmayan dizileri, yarışma programlarını vb. izlemeye mecbur bırakabiliyor. O nedenle önce aileler kendilerini bu konuda dizginlemeli en azından dediğiniz gibi çocukların yanında seçici olmalı faydalı programlar izlemelidir.

  2. RUHİ FEDAKE diyor ki:

    Tv konusunun kesinlikle çok önemli olduğunu düşünüyorum.Ve evde tv hakimiyetine son vermek için kollarımızı sıvayalım diyorum.Ailecek seçeceğimiz bir iki proramı haftada 1-2 kez izleyelim. Çocuklarımız tv izlerken yanında olalım. Olamıyorsak onları tv’nin karşısında savunmasız bırakmayalım.

Yorum Yapın